Bugün: 20.08.2018

Sekiz Soruda Altın Gerçeği


Geçen hafta Gökçeada çok değerli iki uzmanı ağırladı. Çanakkale Çevre Platformu Temsilcisi ve Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Hicri Nalbant ile Çevre Platformu Yönetim Kurulu Üyesi ve Jeofizik Mühendisi Mehmet Öztürk. Titrlerinin böyle uzun olduğuna bakmayın kendileri son derece mütevazı ve de konularına ciddi biçimde hakimler. Konuları ne mi? Elbette ki yeraltında bulunan madenlerin yeryüzüne çıkarılması esnasında doğaya, insana, hayvana, bitkiye, iklime…verdiği zararlar. Biliyorsunuz Gökçeada’da altın çıkarılması işi gün geliyor ısıtılıyor ve de acı bir yemek olarak önümüze konuyor. Sonra aynı yemek buzdolabının en serin noktasında saklanıyor ve de aniden ısıtılıp soframızdaki yerini yeniden alıyor. Bu kokuşmuş yemek artık hepimizin midesini bulandırıyor. Gökçeada’ya gelen konuklarımız maden özellikle de altın çıkarmakla ilgili pek çok konuda bizi aydınlattılar. Toplantıyı Gökçeada Çevre ve Kültürü Koruma Derneği tarafından düzenlenmişti. Gökçeadalıların katılımıysa düşündürücüydü. Çanakkale’den kalkıp buraya bizi aydınlatmaya gelen uzmanlar karşılarında maalesef öyle büyük bir kalabalık bulamadılar. Bunun bir sebebi Gökçeadalıların ilgisizliğiyse diğer sebebi de toplantının iyi duyurulamamış olması ve tabi ki pek çok kişinin zeytin toplamakla uğraşmasıydı. Ben de toplantıya katılanlar katılmayanlara anlatsın mantığından yola çıkarak size bazı noktaları iletmek istedim.
ADAMIZDA ALTIN ÇIKARMA İŞİ HANGİ AŞAMADA?
Elimizdeki son bilgiye göre altın çıkarmayı planlayan şirket adamızdan nihai karotu almış ve de incelemeye başlamış. Bunun anlamı ne? Bunun anlamı şu; inceleme sonrasında çıkacak netice Gökçeada’da altın veya başka bir madeni çıkarıp çıkarmayacakları konusunda nihai karara ulaşmalarını sağlayacak. Dolayısıyla yakın zamanda durumu öğrenmemiz mümkün. ALTIN ÇIKARMA KARARI SONRASINDA NE OLACAK?
Netice eğer olumlu çıkarsa şirketin ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporu diye kısalttığımız altının çıkartılması durumunda, çevreye vereceği zararın ne olacağı, ne olmayacağı hususunda devletten alacağı bir raporu olması gerekiyor. Bunun için de öncelikle bölge halkını bilgilendirmeli ve de bizi ikna etmeli, bu arada Çevre Bakanlığı’nı da ikna etmeli. Eldeki verilere göre bakanlık kolayca ikna oluyor. Halk ikna edilemese bile bir biçimde korkutularak, sindirilerek altın çıkaracak şirket bir miktar yol alıyor.
ŞİRKETİ DURDURMAK MÜMKÜN MÜ?
Mümkün ancak bu aşamadan sonra bölgedeki insan faktörü devreye giriyor. Madeni işletmeye kalkanlara yerel halktan destek gelmezse ve de birlik kırılmazsa yöre insanı bu korkunç felaketten korunabiliyor.
GÖKÇEADA’DA ALTIN ÇIKARILIRSA ÖNCELİKLE NE OLUR?
Burada altın madeni çıkarılmaya kalkıldığında; - 1 gram altın elde edebilmek için 1 ton kaya siyanürden geçirilecek. Bunun anlamı siyanürle yıkanmış moloz yığınlarının adamızı doldurması demek. . - Yine bir gram altın için metrelerce derine çukur açılması demek.Yani yemyeşil, tertemiz tepelerimizin, otlaklarımızın cehennem çukurlarına dönüştürlmesi demek.
1 gram altın elde etmek ve de bunları siyanürden geçirmek için 3 ton su kullanılması demek. Adamız su açısından zengin olabilir ancak sulama yapmak ve içmek için kafi suyumuz var. Böylesine büyük oranlarda su kullanımı adamızın çöle dönüşmesi demek.
GÖKÇEADA’DA ALTIN ÇIKARILIRSA HAYATIMIZDA NE DEĞİŞİR?
Altın çıkarılırsa eğer pratik yaşantımızda değişecek olanlar: - Adamızda serbest dolaşan hayvanların tamamının hızla ölür. Neden? Çünkü yeraltı sularımız zehirlenecek. Dolayısıyla önce hayvanlar ölecek. Sadece koyun keçiler değil tüm yaban hayatın yok olacak. - Organik tarım ve hatta düz tarım dahi yapamayacağız. Çünkü havası, toprağı, suyu kirli bir yerde organik tarım veya herhangi bir tür tarım yapabilmek mümkün değil. Üretseniz de kimseye satamazsınız. Yani üretilen zeytinyağı, peynir, süt, şarap, bal, her türlü meyve sebze çöp olacak demek. -Başta çocuklar ve yaşlılar kansere yakalanacak. Bunları diğerleri izleyecek.
ALTIN DEĞİL DE BAKIR ÇIKARIRLARSA NE OLUR?
Gökçeada’da maden tetkiki yapan şirketin öncelikle bakır çıkarma izni alacağı konuşuluyor. Bilimsel verilere göre bakırın altında mutlaka altın da bulunurmuş. Bakırı çıkarmak içinse başka bir zararlı madde sülfirik asit kullanılırmış. Belli bir katmana kadar sülfirik asitle yıkanan kayalar belli bir katmandan sonra altın elde etmek için siyanürle yıkanacakmış. Böylelikle çevre tahribatı çok daha fazla olacakmış. Anlayacağınız sağlığımız daha büyük tehlikeye girermiş. ALTINI ÇIKARMANIN DEVLETE NE FAYDASI VAR?
Devletin bu işten tek kazancı ocak başı satış fiyatının yüzde 4’ünü alması. Öncelikle ne kadar altın çıkarıldığı tamamıyla altını çıkarın şirketin beyanına göre kabul ediliyor. İster 1 kilo ister 10 kilo çıkardım diyebiliyor. Esas oyun ise sonra başlıyormuş. Ardından maden şirketleri bir alt şirket daha kuruyorlarmış. Beyan usulü elde ettikleri miktarı düşük fiyata yine kendilerine satıyorlarmış. Devlete de işte bu fiyatın yüzde 4’ünü ödüyorlarmış. Anlayacağınız devlete düşen hak, çevre kirliliği nedeniyle kansere yakalanan yurttaşlarının tedavi masraflarını bile karşılamıyormuş.
ALTIN ÇIKARMANIN KİME NE FAYDASI VAR?
Öncelikle bize hiçbir faydası yok. Bu şirketlere yol gösterenlerin elbette ki maddi kazançları oluyordur amma elbette ki asıl parsayı uluslar arası maden şirketleri topluyor. Bu şirketlerin sahiplerine kendi ülkelerini zehirleme izni verilmediği için onlar da gelip bizim hayatımızı mahvediyorlar…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ