Bugün: 16.11.2018

KULÜBE CUMHURİYETİ


Kış mevsiminin iyiden iyiye kendini göstermeye başlamasıyla birlikte kaldık biz bize. Sokaklar ıssız, meydanlar boş. Ancak önceki yıllardan ayrı olarak Aralık ayına has sükunet ortadan kalkmış gibi. Ne mi demek istiyorum. Şöyle ki, öyle uzağa gitmenize gerek yok, gelin merkezde bir tur atın ne demek istediğimi gayet iyi anlarsınız. Adamızda ilginç bir hareketlilik yaşanıyor. Merkez ve de merkeze yakın ve de boşluk bulunan hemen her noktaya kulübeler yapılıyor. Eline kumunu, taşını, ahşabını alan, kapmış bir köşe başlamış kulübe yapmaya. Kimisi evinden daha büyük balkon yapıyor, bir diğeri yirmi metrekare arsasına yoldan ilave yapıyor, iki katlı ev dikiyor. Köylerde olanları saymak bile istemiyorum. Neden böyle bir durumu yaşıyoruz? Çünkü herkes küçük dünyasındaki küçük çıkarlarının hesabını yapıyor. Nasılsa yerel seçim yaklaşıyor. Bu dönemde siyasi idare halktan oy isteyecek, o halde vereceğimiz oyu bir “silah” gibi kullanır, istediğimizi yaparız mantığıyla, durmak yok yağmaya devam. Hanımlar, beyler, ey Gökçeadalılar! Lütfen titreyin ve de kendinize gelin. Biz yerel seçimden sonra da bu adada yaşayacağız. Yaşadığımız yeri cennet yapmak da, cehenneme çevirmek de bizim elimizde. Elimize her fırsat geçtiğinde kafamıza göre sağa sola canımızın istediği her türlü binayı dikemeyiz. Var olan yapılara kafamıza göre eklemeler yapamayız. Yoldan, komşunun bahçesinden çalarak kendimize ev yapamayız. Her birimizin başına kimse bir polis dikemez ve de yapmak istediklerimize mani olamaz. Yaşadığımız yere biz sahip çıkmak zorundayız. Yaşadığımız yeri yağmalanacak, talan edilecek bir yer olarak görürsek, bize kimse mani olamaz. “Aman canım ne olacak, şuraya kendime bir dükkan yapıveriyim”, “Aman canım ne olacak kaçak bir kat daha çıkayım, “Aman canım ne olacak şöyle yoldan iki karış alıveriyim”, “Aman canım ne olacak şurdan bir kapı açıveriyim”. Ne mi olacak? Bir süre sonra adamız artık tanınmaz hale gelecek. Nefes alacak yer bulamayacağız. Çarpık yapılaşma sebebiyle adamız herhangi bir büyük kentin kenar mahallesinden farklı bir görünümde olmayacak. Dostlar, kardeşler, hemşehriler biz kendi kendimizi denetlemezsek, “Nasılsa bu dönemde tüm bunlara göz yummak zorundalar” diyerek hareket edemeyiz. Sezon açılıp da gelen turist sayısı az olduğunda hepimiz ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Hem gelen az oluyor diye kızıyoruz, hem de gelenlerin adamıza yeterince para bırakmadığından yakınıyoruz. Peki hiç düşündünüz mü, biz gelenlere ne sunuyoruz? Bambaşka bir coğrafyaya, bambaşka güzelliklere aç, yeni keşifler yapmak, güzel fotoğraflar çekmek, yerel lezzetleri tatmak için adamıza gelenler ne ile karşılaşıyorlar? Adamızın merkezine bir göz atın. Siz olsanız ve de tatile gelseniz görmek istediğiniz manzara bu mu olur? Yapılaşmanın yoğun olduğu adanın diğer noktalarına gidin, buraların fotoğrafını çekmek ister misiniz? Kaç tane otantik dükkan, kaç tane yerel ürünlerin servis edildiği lokanta, kaç tane adaya has mimariyi yansıtan bina görüyorsunuz? Yarın, öbür gün sezonun en hareketli günlerinde dahi siftahsız günler geçirirsek hiç kimse şikayet etmesin. Bunun tek bir açıklaması olur; “Kendimiz ettik kendimiz bulduk.”

BEN OYUMU KİME VERECEĞİM?

Adamızda hemen tüm siyasi partilerin adayları pırıl pırıl insanlar. Adamızı gayet iyi yönetme kapasitesine sahip, daha iyeyi daha güzele ulaşma heyecanını yaşıyorlar. Peki bu kadar yağmacı varken bu heyecanı sürdürebilmeleri mümkün mü? Umarım mümkün olur. Ben yağmacılara dur diyebilecek bir başkan adayına oyumu vereceğim. Elbette hayatın gerçeklerinin de farkındayım. Ben böyle bir adaya oy veririm ama benim haricimde kaç kişi oy verir pek tahmin edemiyorum. Ümitsizliği hiç sevmem ama adamızın geleceği konusunda giderek umutsuzluğa kapılıyorum.   

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1367