Bugün: 26.05.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • KARGA İLE BAŞKAN KAPIŞTI, GERİDE PEK ÇOK SORU KALDI

KARGA İLE BAŞKAN KAPIŞTI, GERİDE PEK ÇOK SORU KALDI


Bir süredir hayret ve merakla facebook üzerinden bir adet karga ile Gökçeada Belediye Başkanı Ünal Çetin’in atışmalarını veya karşılıklı yazışmalarını elimden geldiğince dikkatle takip ediyorum. Öncelikle bu durumu çok komik buluyorum. Çünkü muhatabının kim olduğunu bilmeden bir belediye başkanı bu satırları yazanları nasıl muhatap alır? Sonra kafayı biraz daha çalıştırıyorum yoksa belediye başkanı aslında muhataplarını biliyor da, bilmezden mi geliyor? Yoksa yoksa karga ile belediye başkanı arasındaki rabıta eskilere mi dayanıyor? Beraber mi yürüdüler bu yollarda? Zaman geçip devran dönünce “tu kaka” mı oldular? Başkan aslında muhatabını biliyor da açıklamaya mı cesaret edemiyor? Eğer durum böyleyse bu çekincesinin sebebi nedir? Sorular, sorular. Sanırım bu karşılıklı yazışmaları bir kez daha dikkatle okumalıyım… Hadi birlikte okuyalım ve yorumlayalım.


KARGA KULELİ ÇARŞININ YIKIMINI YAZDI, KIYAMET KOPTU


Kendimi, okuduğunu anlayan bir insan olarak tanımlayabilirim. Ancak bu yazışmalarda anlayamadığım pek çok nokta var. Bu durumun benim algı düzeyimden daha çok, karga ile Gökçeada Belediye Başkanı arasında geçmişe dayanan bir “muhabbet” veya bir çeşit rabıta olarak adlandırabileceğimiz bir iletişim şeklinden kaynaklandığını düşünmekteyim, başkan sanki şifreli konuşuyor, gizli mesajlar veriyor. 

Eminim ki siz de bu yazışmalara denk gelmişsinizdir. Ada kargası, Kuleli Çarşı’nın yıkılmasının yeterli olmadığını, dere üstündeki diğer yapıların da yıkılması gerektiğini anlatan bir yazı yazmıştı. Bu yazıda “Diğer binalar neden yıkılmıyor? Ünal Çetin bunu kendisine soranlara, Kuleli Çarşıyı Çevre Şehircilik kararı yüzünden yıktım diyor. Çevre Şehircilik’e sorduk, böyle bir karar var mı, diye. Yok dediler. Belgesini de yayınlıyoruz. Öyleyse bu yıkımın nedeni DSİ’nin ve İl Genel Meclisi/Valiliğin yazıları olmalı. Ancak bu iki kurum da yazılarında dere üzerindeki tüm binaların yıkılmasını istemiş idi. Bu durumda, Ünal Çetin, diğer binalara dokunmayacaksa, Kuleli Çarşıyı husumet yüzünden yıktığı ya da diğerlerini siyasi nedenlerle yıkmadığı düşünülecek. Ama en kötüsü, ada merkezini yine sel basarsa bunu nasıl açıklayacak?” ifadelerine yer veriliyordu.

BAŞKAN’IN CEVABININ ŞİFRELERİ

Gökçeada Belediye Başkanının cevabının başlangıcı şöyle; “Yaşadığımız güzelim Gökçeada da, sanal ortamda sahte isimlerle bilgi kirliliği yaratarak insanlar arasında nifak tohumu ekenler ne yaparsanız yapın amacınıza ulaşamayacaksınız. Kişisel husumetlerinize engel olmak adına, rant kavganıza engel olmak, dönen çarkınıza çomak sokmak adına hiç korkmadan mücadele etmeye devam edeceğiz.”

Daha işin başında sahte ismi konu ediyor başkan. Tıpkı bana komik geldiği gibi ona da komik gelmiş olmalı. Karga konuşamaz ki, e o halde niçin sinirleniyorsun? Yoksa karşındaki kuş değil mi? Evet evet muhatabının kuş olmadığını fark etmiş. Devamında rant kavgalarından, dönen çarklara çomak sokmaktan bahsediyor. Artık eminim karşısındakinin kuş değil insanoğlu olduğunun farkında. Ayrıca da bu kişi ya da kişiler başkan için X kişi değil. Muhataplarının adını ve ne iş yaptığını biliyor, belki zamanında yardımcı da olmuş onlara, başkanın ifadelerinin devamı bir acayip. Demem o ki, kimin çarkına, ne şekilde çomak soktuğunu başkan çok iyi biliyor gibi konuşuyor. Biliyor gibi değil, basbayağı biliyor. Bu kadar kesin yazmamın sebebi başkanın yazısının devamındaki ifadeler.

“YUSUF BEY, GAZETECİ ARKADAŞIM” AYIP OLUYOR AMA

Başkan yazısının bir yerinde isim veriyor, “Yusuf bey ve gazeteci arkadaşım hiç yakışmıyor size! Sadece size yakıştıramıyorum. Rahmetli olan avukat ve bunun gibileri çok olacaktır. Sizinle dedikodu ve fotoğraflar paylaşanlar.”

Yukarıdaki ifadelerden anlıyoruz ki başkan ada kargasını kaleme alan kişileri isim isim biliyor. “Yusuf bey”? Acaba Gökçeada’da kaç tane “Yusuf bey” vardır? Benim bildiğim 4 kişi var. Ama adanın tamamını tanıyamam ki. “Yusuf bey” kim, sizin bir fikriniz var mı?
Sonra “gazeteci arkadaşım” diyor. Adada bir tane gazete bayi, bir tane de yerel gazete var. “Gazeteci arkadaşım” yoksa gazete bayi mi? Yok yok bu “gazeteci arkadaş”  Ali bey olamaz.
Bir de yerel gazeteyi çıkaran Bülent Aylı var. Başkan Bülent Aylı’ya “gazeteci arkadaşım” der mi? Yok yok “gazeteci arkadaşım” Bülent Aylı da olamaz. Başkan zaten Bülent Aylı’ya “arkadaşım” da demez. Belli ki aradaki ilişki sıcak.
Yoksa yoksa Adahaber17.com’un çalışkan muhabiri Çetin Sevim mi “gazeteci arkadaşım”? Konu çok dağıldı, bence Çetin bey de olamaz. E, o halde kim? Bu konuda da yardımcı olamayacağım. Gökçeada’da mutlaka başka gazeteciler vardır amma ben tanımıyorum.
Konu edilen bir de “rahmetli avukat” var. Ben adada üç tane avukat tanıyorum ikisi kadın biri erkek. Önemli bir “sorun” var. Çünkü üçü de hayatta. Yok, maalesef “rahmetli avukatı” da çıkaramadım. Ancak belli ki başkan bu kişilerin adlarını, mesleklerini ve hatta sağlık durumlarını gayet iyi biliyor. E, madem bu kadar iyi biliyor bizi neden oyalıyor? Bu isimleri liste halinde yazsın, devamında herkes kendi adıyla facebook üzerinden yazmaya devam etsin. Ben çok eğleneyim, siz de çok eğlenin, bu arada kartlar açık oynansın. Ama başkan bu isimleri açıklamıyor veya açıklayamıyor, neden acaba?

ACABA NEYİN PAZARLIĞINI YAPTILAR?

Başkanın yazısı şöyle bir ifadeyle devam ediyor; “FARKLI ORTAMLARDA GÖKÇEADA ÜZERİNDEN VE GÖKÇEADA’YA DAİR PAZARLIK YAPTIRMAM SİZE...! GÖKÇEADA ÜZERİNDEN RANT ELDE EDEMEZSİNİZ!” Peki bu ne şimdi? “Farklı ortam???”, “Gökçeada’ya dair pazarlık yaptırmam”. “Yusuf bey, gazeteci arkadaşım” acaba Gökçeada’ya dair ne pazarlığı yapıyor? Şimdiye kadar bir pazarlık yapılmış ve de neler elde etmişler? Yoksa henüz elde edilmemiş de bir talep mi vardır? E, madem bu kadar yazdınız bizi niye yoruyorsunuz? Açıkça yazsanız da biz de bulmaca çözmek zorunda kalmasak. “Gökçeada üzerinden rant elde edemezsiniz”, “Yusuf bey, gazeteci arkadaşım” siz ne yaptınız? Elbette buna siz cevap vermezsiniz ama başkan biliyor. Kamunun çıkarlarını gözetmesi gereken başkan, kamuya bu bilgileri neden vermiyor? Başkan bunları neden açık açık yazmıyor? Yoksa başkan şimdilik bunları açıklamayarak kendisini korumaya mı alıyor? “Bak karga gaklarsan açıklarım ha” mı diyor?

ANLADIMSA ARAP OLAYIM

Başkan’ın başka ifadeleri de var. Ancak aşağıdaki paragrafa hiç dokunmadım. O kadar çok tashih ve de düşük cümle var ki ne demek istediğini gerçekten çıkaramadım. Belki siz anlayabilirsiniz. İfadeleri şöyle; “Bu şekilde saldırınız, iftiralarınız hiç ama hiç yıldıramaz bizi bu şekilde güç elde ederek... Sizki hep iftira ettiniz belediye çalışanı rüşvet aldı diye bu beslendiğiniz kişi benim mualifim hemen atladınız ama o çalışanında bşr çoluğu çocuğu ve onuru var hiç düşünmediniz. Biz düşündük ve hemen savcılığa cerdik verdikki herşey ortaya çıksın diye bşzim kendimizden hiç endişemiz olmadı. Ama siz...! Kendinizi gizliğerek...!” Bu paragrafı çözebilen varsa onu kutluyorum.

İNSANLAR BİRBİRİNE SALDIRMIŞ!

Sonra başkan devam ediyor; “Hep insanları birbirine hedef gösterdiniz o kadar ki birbirlerine saldırtıncaya kadar.” “Yusuf bey, gazeteci arkadaşım” siz ne yaptınız da insanlar birbirine saldırdı? Benim niye bunlardan haberim yok ya?

BAŞKAN FENA ŞEYLER SÖYLÜYOR OLSA GEREK

Başkanın anlayamadığım ifadeleri devam ediyor; “Derenin üzerinde yanlışın kaldırılmasını bir tana bırakıp hemen ağzınızın suyu aktı. İnsanları birbirine sokmak adına kimin üzerinden seçimle gelen ve seçilme kaydısı olacağını düşündüğünüz belediye başkanı üzerinden.” 

Ben çözememiş olabilirim ama galiba başkan fena şeyler söylüyor ki ardından aynen şöyle yazıyor “Sayın ada kargası yanlış yerden saldırıyorsun” Yani çok kızdığı ada kargası aniden “sayın ada kargası” oluveriyor. Şaşırdım. 

BAŞKAN SAYDIRMAYA DEVAM EDİYOR

Başkan sözlerine devam ediyor; “Neden mi

1. Benim hiçbir kaygım yok da ondan (Acaba nasıl bir kaygısı olması gerekiyordu ki?).
2. Dersini hiç çalışmıyorsun (başkan kendini hala öğretmen, karşısındakileri de küçük öğrencileri sanıyor) hep sokak ağzı ve dedikodularla besleniyorsun (“Yusuf bey, gazeteci arkadaşım” kısacası ağzınız çok pis öğretmen pardon başkan ağzınıza biber sürecek, bir de söylemesi ayıp çok feci dedikoducusunuz).
Türkiye bir hukuk devleti ve kanunlarla yönetilir (Bu ifadeye bayıldım). Kurumların da görev sınırları yine kanunlarla belirlenir (şahane bir ütopya). Okuyun başbakanlık genelgesi 2010/5 no’lu genelge okuyun da husumetten falan bahsetmeyin (“Yusuf bey, gazeteci arkadaşım” lütfen okuyun).

BAŞKAN DAMARDAN GİRİYOR

Sonra başkan öğretmen olmadığını hatırlıyor ve hamaset başlıyor, “Gökçeada’da yaşayan kıymetli hemşehrilerim, bir olun yumruk olun yıllarca adanın çilesini çekmiş hastane kapılarında esen rüzgarla hastasını götürememiş, cenazesine yetişememiş; Rum’uyla Kürt’üyle, Laz’ıyla her ne olursa olsun ortak paydamız insan olmamız sıfatıyla hepiniz bir olun, bir olun ki sizin sırtınızdan geçinenlere fırsat vermeyin.” (Bunlar çok güzel cümleler, biz bir olalım da sırtımızdan eğer geçinenler varsa buna mani olmak adanın seçilmiş ve de atanmış yöneticilerinin görevidir. Bunun dışında insanlar arasındaki muhabbetin sıcaklığı sosyal yaşamı güzelleştirir ancak sözü edilen “sırttan geçinme” durumuna mani olmaz, pardon yani.)

KONU BELEDİYE PERSONELİNE GELİYOR

Başkan devam ediyor, “Adada yaşanan su taşkınlarında, mesela en son yaşanan. En başından sonuna kadar sadece BELEDİYE PERSONELİ vardı. Amiriyle, memuruyla, işçisiyle sadece onlar. Onlara haksızlık etmeyin. Neredeydi DSİ, neredeydi KARA YOLLARI, nerede devletin kurumları? (Ay bu ifadeler çok ilginç. Bazen TV’de görürüz kötü bir olay karşısında insanlar isyan eder ve de ‘nerede bu devlet’ diye haykırır. Ona benzedi. Vatandaş böyle tepki gösterebilir ancak bir belediye başkanının böyle demesi beni şaşırttı. Belediye de resmi kurumlardan biri değil mi? Bu ifadeleri yadırgadım).  Tüm Gökçeada o hor gördüğünüz belediye personeline minnet duymalısınız. (Belediye personelini kim hor görüyor? “Yusuf bey, gazeteci arkadaşım” yoksa siz mi? Madem belediye personeli hor görülüyor o halde niçin adanın neredeyse tamamı belediyede çalışmak istiyor?)

SORUMLULUK 1441 KİŞİLİK, GERİSİNİ BOŞ VER

“Bizler yalnız değiliz ve gücümüzü Gökçeadalılardan alırız ve ayrıca şu bilinmelidir ki bizlere destek vermiş 1441 kişinin yüzünü de önüne eğdirmeyiz. (Bu ifade bana gerçekten sorunlu göründü, yani belediye başkanının asıl sorumluluğu kendisine oy veren 1441 kişi midir? Belediye başkanı artık seçildikten sonra herkesin başkanı değil midir? Belki de değildir…)

Şu da bilinmelidir ki; YUFKA YÜREKLİLERLE ENGEBELİ YOLLAR AŞILMAZ (Çok korkuyorum yoksa bizim başkan da ben 1441 oy aldım artık ben ne dersem o olur mu diyor? Kabus... )

BİR DE BELGE KAVGASI VAR

Ada kargasının yazısının ekinde bir evrak görülüyor. Çevre ve Şehircilik’ten gelmiş ve de Kuleli Çarşı ile ilgili bir yıkım taleplerinin bulunmadığı ifadeleri yer alıyor. Ada kargasının paylaştığı dokümanda kime hitaben bu yazının yazıldığı görünmüyor. Bu kısım kapatılmış. Elbette bu yazının kime hitaben yazıldığını ben de merak ettim. Başkan cevap yazısına aynı dokümanı paylaşmış, kime hitaben yazıldığı görülüyor. Bu bölüme bakınca ismin Bülent Aylı olduğu görülüyor. Buna başkan çok kızmış, “Yusuf bey ve gazeteci arkadaşım”ın ada kargası olarak yaptıkları paylaşımları Bülent Aylı’nın yönlendirdiğini iddia ediyor. Sonra Ada kargası buna cevap yazıyor ve bu iddianın yersiz olduğunu söylüyor falan filan. Elbette bu nokta benim de ilgimi çekti. Bir türlü Bülent Aylı’ya ulaşamamıştım sonunda dün kendisini buldum ve de sordum. Sahi bu “Yusuf bey ve gazeteci arkadaşım” bu evrakı nasıl elde etmişti, yoksa yoksa o da başkan gibi kimin kim olduğunu biliyor muydu? Aylı bana şu cevabı verdi; “Bu evrakı whats up üzerinden adadan 11 kişiye gönderdim. Bunlardan dört tanesi zaten belediye meclis üyesi. Bu 11 kişiden biri ada kargasına (“Yusuf bey veya gazeteci arkadaşıma”) ulaştırmış olmalı”. Bence şu andan itibaren bu 11 kişinin başı biraz ağrıyacak.

BİR KARGA, BİR BAŞKAN BİR DE AYLI

Ay bu ada bir acayip. Bir karga, bir belediye başkanı bir de Bülent Aylı gündemi işgal ediyor, “filler itişirken otlar eziliyor” ve de biz ve bizim gibi esnaflar da hiç yoktan dükkansız ortada kalıyor. Sonra da birlik olup güzel günler görmemiz öğütleniyor.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1432