Bugün: 22.02.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • HEPİMİZE GEÇMİŞ OLSUN AMA…

HEPİMİZE GEÇMİŞ OLSUN AMA…


Geçtiğimiz hafta Gökçeada büyük bir felaketle karşı karşıya kaldı. Aslında iki ayrı felaket diyelim. Bir tanesi aşırı yağışın sele dönüşerek adamızın bir bölümünün üzerinden geçmesi diğeri de uzun süre yağan ve de fındık büyüklüğünde olan dolu. Öncelikle hepimize geçmiş olsun. En çok da Hamiyet ve Ali Osman Bakırcı komşularımıza geçmiş olsun. Evleri çamurla doldu. Ali Osman abi sele kapılıp ciddi yaralar aldı. Halen hastanede yatıyor. Kendisine acil şifalar diliyorum. Tarım ürünlerine, bağlara büyük zarar veren dolu maalesef Gökçeada’nın tarımsal üretimini önemli oranda sekteye uğrattı. Gökçeadalı çiftçilerin bir bölümü zaten sınırlı olan kazançlarının neredeyse tamamını kaybetti. Seslerini, sesimizi duyan olur mu? Sanmıyorum. Sel felaketiyse özellikle merkezin önemli bir bölümünde ve de küçük sanayi bölgesinde hissedildi. Bu bölgede evi bulunan Gökçeadalılar ve de dükkanı olan esnafta da ciddi zarar meydana geldi. 2 Mayıs sabaha karşı  başlayan yağış saatlerce kah yağmur kah dolu olarak sürdü.Gökçeada çok ciddi bir yağış aldı. Devlet Meteoroloji İşleri’nin internet sitesine girip 2 Mayıs tarihindeki yağış miktarı listesine bakarsanız adamızda metrekareye 144,4 kg yağış düştüğünü herkes görebilir. Türkiye’nin tüm illeri ve de pek çok ilçesinin yer aldığı listede başka hiçbir yerde böyle yoğun bir yağışla karşı karşıya kalmadığını görmek gayet kolay. Kısacası Gökçeada’da ciddi şekilde yardıma ihtiyaç bulunduğunu bu listeye bakan herkes anlayabilir. Adamızda zaten o dönemde hemen her gün yağmur yağıyordu. Toprak suya doymuştu, üstüne bir de böylesine yoğun bir yağış olduğunda bundan zarar görmemek neredeyse olanaksızdı.

BU FELAKETİN ETKİSİ AZALTILABİLİRDİ

Peki bu zararın etkisi azaltılamaz mıydı? Ben azaltılabileceğini düşünenlerdenim. Aklımın fikrimin yettiği kadarıyla madde madde bunları ifade etmek istiyorum.

1-Gökçeada merkezi daha yüksek bir noktada kurulabilirdi.

2- Dere yatakları daha büyük yapılabilir ve de üstleri kapatılmayabilirdi.

3- Pek çoğumuz sadece merkeze yakın bölgelerdeki dereleri görüyor, oysa adanın tüm dereleri bakımsız. İçlerinde rengarenk zakkumlar yetişiyor. Bu derelerin bakımları DSİ tarafından yapılmış olsaydı, buralarda yetişen ağaçlar temizlenseydi aşırı yağış sonrasında topraktan kopan ağaçlar giderleri tıkamayabilirdi. Sel daha az alanda etkili olabilirdi.

4- Yine dere yatakları pek çok adalı tarafından moloz dökme yeri olarak görülmekte.  Bu molozlar dökülmeseydi giderler tıkanmayabilir, adanın değişik bölgelerindeki yollar yok olup gitmeyebilirdi.

ÇIKARMAMIZ GEREKEN DERSLER

1-Gökçeada’da hepimize geçmiş olsun, şükürler olsun ki can kaybı olmadı diyoruz, diyoruz ama aslında pek çok can kayboldu. Başıboş olarak dağlara tepelere bırakılan keçiler, koyunlar, sokak hayvanları hayatını kaybetti. Demek ki aslında bu aşırı yağış sonrasında meydana gelen felaket sebebiyle Gökçeada’da ciddi bir can kaybı oldu. Artık bu hayvanları dağa taşa dağıtmak yerine onlar için emniyetli alanlar oluşturmalıyız.

2- Merkezdeki derelerin büyütülmesi ve de üzerlerinin mutlaka açılması gerekiyor.
3- Afet durumlarında acilen bir kriz masası kurularak görev dağılımı yapılması gerekli. Bu sebeple kimlerden ne şekilde yararlanılacağı acilen belirlenmeli.

AFETZEDELERE DESTEK VERENLER

1-Gördüğüm kadarıyla Gökçeada Belediyesi’nin en tepesinden en küçük biriminde çalışanına kadar herkes elinden geldiğince yardıma ihtiyacı olanlara destek oldu. Bence her noktaya yardım ulaştırmaya çalışan belediye çalışanları bu zor günlerin yıldızı oldu.

2- Nedim Çay, kepçesiyle birlikte 2 Mayıs’ın ilk saatlerinden bu yana çağırıldığı her yerde canla başla çalıştı.

3- Üniversite öğrencileri. Plastik çizmeleri ayaklarında, ellerinde kürekler, temizleyebilecekleri her çamuru temizlediler, Gökçeadalılara büyük destek verdiler.

4-Mukaddes Topçu başta olmak üzere, evleri dükkanları çamurdan arındıran Gökçeadalı kadınların bir bölümü afetzedelere büyük destek verdi.

5-İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin devasa araçları ve bunları özenle ada yararına kullanan çalışanları unutmak mümkün değil.

SİNERJİ YARATAMADIKLARIMIZ

1- Aşırı yağış adanın her bölümüne düşmediği için özellikle köylerde yaşayanlara merkezin durumunu doğru anlatamadık. Oysa insan gücüne çok ihtiyaç vardı. Köylerimizden merkezdekilere yardım sınırlı olarak gelebildi.

2- Adamızda ciddi sayıda asker ve polis yaşıyor. İnsan gücüne bu kadar ihtiyaç duyulduğu bir dönemde ne polisimizi ne de askerimizi yanımızda göremedik. Belki sivil kıyafetlerle çalıştılar. Belki de felaketin boyutlarını anlayamadılar, ben de zaten onları aramızda neden göremediğimizi anlayamadım.

3- Kızılay’ı çok seviyoruz. Yardıma ihtiyacı olanların yanında olmasını da çok değerli buluyoruz. Ancak Kızılay’ın merkezde çay, çorba dağıtmasını çok garipsedim. Bizim sıcak içeceğimiz vardı ama insan gücümüz sınırlıydı. Keşke Kızılay bize çay yerine çamuru temizleyebilecek, yıkılan duvarları örebilecek ustalar yollayabilseydi.

4- Benim hatırladığım kadarıyla Gökçeada, Çanakkale’nin bir ilçesi. Dolayısıyla Çanakkale’den iş makinesi ve insan gücü gelebilirdi gelmedi. Demek ki merkezimize bile bu felaketin boyutlarını anlatamadık veya anlamak istemediler.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2780