Bugün: 16.11.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖKÇEADA’DA USTA GİREN EVE HUZUR GİRMEZ

GÖKÇEADA’DA USTA GİREN EVE HUZUR GİRMEZ


Biz Gökçeadalılar gerçekten çok büyük bir sorunla karşı karşıyayız. Evimizi, iş yerimizi emanet ettiğimiz ustalar; iş ahlakı, sorumluluk, aldığın paranın hakkını verme gibi konulara akıl yormak, karşısındakini önemsemek gibi bir duyguya sahip olmadıkları için, yaptıkları özensiz işlerle yaşam kalitemizi düşürüyorlar. Son zamanlarda yakın çevremdeki insanlardan o kadar çok sorumsuz ve de beceriksiz usta hikayesi dinledim ki artık bu yazıyı yazmaya mecbur kaldım. Bu kadar işten anlamayan, anlasa da uygun biçimde iş çıkarmak istemeyen insan bir araya nasıl gelmiş, anlamak gerçekten mümkün değil. İşte son zamanlarda dinlediğim usta hikayelerinden seçmeler. Bir arkadaşım dükkanının var olan metal çerçevelerini ahşapla değiştirtmiş. Daha şık ve de ada dokusuyla daha uyumlu olması için. Çerçeveyi yapan usta işi zemine sıfır yapmayı uygun görmemiş. Dükkanın böylece daha iyi hava alacağını iddia etmiş. Nasılsa zemine taş döşeteceğini planlayan arkadaşım konunun üzerinde durmamış. Zemini döşeyen usta da dükkanın havadar kalmasından yana olsa gerek ki, uyarılmasına rağmen, zemini yeteri kadar yükseltmemiş, eğimi de yine uyarılmasına rağmen, dükkanın içine vermiş. Sonuç: ilk yağmur yağdığında içeriye oluk oluk dolan su ve de mükemmel eğim sayesinde suyun dükkan içinde kusursuz gölcükler oluşturması. Çerçeveye elbette çift cam taktırmışlar.Amaç ısı kaybından korunmak. Sonuç: Çift camın arasındaki hava alınmadan cam yerleştirme işlemi yapıldığı için oluşan buğudan artık dışarısı görünmüyor, e bir de çerçeve ve zemin ustalarının havadarlık öngörüleriyle durum birleşince, ortada ısı koruma durumu da kalmamış. Başka bir dostumun derdiyse çatısı. Geçen kış iki noktadan çatısı akıyormuş. Bu kışa girmeden daha ağustos ayında usta çağırmış. Usta da artık çatının sıfırdan yapılması gerektiğini, küçük tamirlerle verimin düşük olacağını söylemiş. Arkadaşım da ikna olmuş. Çatı sıfırdan yapılmış. Sonuç: İlk yağmurda artık çatısı beş noktadan akıyor. Usta telefonlarını açmıyor. Sanki konuyla ilgili hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi etrafa gülümseyerek dolaşıyor. Böylece arkadaşım hem sokakta hem evinin içinde şemsiyeyle gezmeye devam ediyor. Başka bir arkadaşım, banyosuna anında ısıtan su ısıtıcılarından taktırıyor. Sonra da doğal olarak yıkanmak üzere duşun altına giriyor. Sonuç: Elektrik tarafından bir güzel çarpılıyor. Hemen kendini banyodan dışarı atıyor. O sıralarda adada elektrikten anlayan bir dostu bulunuyor. Hemen ondan yardım istiyor. Arkadaşımın elektrikçi dostu, “Eğer birisini öldürmek istiyorsan ani su ısıtıcısını toprak hatsız bağlaman kafidir diyor” ve de eve toprak hattı çekiyor. Toprak hattı olmadan bağlanan ani su ısıtıcısının adam öldüreceğini herkes biliyor ama bizim elektrik ustaları bilmiyor. Arkadaşım bu işten ucuz kurtuluyor ama gerçekten çok ciddi bir tehlike atlatıyor. Hem hayatımıza, hem cüzdanımıza kasteden ve de kendilerine usta diyen bu şahıslar ortalıkta rahat rahat geziyor. Ortak özellikleriyse kendilerine sorun iletilebilecek telefonları açmamaları, buna karşın kendilerini kusursuz ustalar olarak görmeleri, işlerini yaptıkları insanların parayı hiç çalışmadan ağaçtan topladıklarını zannetmeleri. Artık bu işlerin bir kurala bağlanması gerekmiyor mu? Tüm bu yapılanlar yapanların yanına kar mı kalacak? Bu işlere bir dur diyecek, ihtiyaç sahiplerine yol gösterecek bir yetkili bulunmuyor mu? Gökçeadalılar kendilerine usta diyen bu adamların elinde oyuncak olmaya devam mı edecek?
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ