Bugün: 26.05.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖKÇEADA YİNE SÜRGÜN YERİ Mİ OLACAK?

GÖKÇEADA YİNE SÜRGÜN YERİ Mİ OLACAK?


Gökçeada’mızda art arda gelen felaketler hepimizi etkiledi, üzdü. Kimimizin evi yıkıldı, kimimizin iş yerini sel suları aldı gitti. Bazılarımızın bağında, bahçesinde tek bir meyve kalmadı. Şimdiye kadar dışarıdan pek bir yardım alamadık. Yine kaderimize terk edildik. Kendi kendimize yavaş yavaş yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz. Kaç yılda bu yaraların sarılacağını göreceğiz. Gökçeada’ya bazılarımız zorunlu iskanla gelmişler, bir diğer bölümümüzse ki ben de buna dahilim, Gökçeada’yı sevdiğimiz burada yaşamak istediğimiz için geldik. Adamızın daha iyi daha güzel olabilmesi için el ele vererek daha iyiye daha güzele ulaşmak istiyoruz. Ancak adamızda üçüncü bir grup daha var. Onlar devlet memurlarımız. Asker, polis, doktor, hemşire, öğretmen, maliye memuru, ziraatçı, tapucu, kadastrocu… Bilenler bilir memur olmanın kolaylıklarının yanında büyük zorlukları da vardır. Özellikle sık sık tayin oluyorsanız, evinizi oradan oraya taşımak zorunda kalırsınız. Hiç bilmediğiniz coğrafyalarda, hiç bilmediğiniz insanlarla birlikte yaşarsınız. Görevinizi yaparsınız. Memurlarımız için lojman çok önemlidir. Hani seçim zamanı yapılan konuşmalar vardır, bütün lojmanları satacaklarını söylerler. Bunun da iyi bir şey olduğunu iddia ederler. Türkiye’nin dört bir yanında, bir güneye bir kuzeye, bir doğuya, bir batıya ev taşımak zorunda kalmış olsalar bu lojmanların insan hayatındaki değerini de bilirler. Ancak uzaktan bakıldığında, hep aynı yerde ev taşımadan yaşayanlar lojmanın değer ve önemini kavrayamazlar. Elbette Gökçeada’da da lojman mevcut. İyi ki de mevcut. Yoksa adamızdaki kiralar dikkate alındığında memurlarımızın yaşamlarını sürdürmeleri hayli zor olurdu. Son deprem lojmanlardan bazılarını da etkiledi. Özellikle sağlıkçılar ve polislerin lojmanları oturulamaz raporu aldı. Lojmanları terk etmek zorunda kalan memurlar önce kiralık ev aradılar. Zaten yüksek olan kiralar gelen taleplerle birlikte iyice yükseldi. Durumdan faydalanmak isteyenler ortaya çıktı. Bu arada binalarda oturulamayacağı için, dahiyane bir fikir! bulundu ve de çadırlar kuruldu. İçinde elektriği, suyu, kanalizasyon bağlantısı bulunmayan, tek bir eşyası bile olmayan çadırlar verilerek memurlarımızdan buralarda oturmaları istendi. Gerçekten inanamadım. Biliyorum biz eskiden göçerlerdendik, az eşyayla çadırlarda yaşardık. Ama bu çok çok çok eski bir tarih. Artık 2014 yılındayız. Gökçeada gibi uygarlığın yanı başında bu cennet adada memurlarımıza bu muamelenin layık görülmesini anlamakta güçlük çekiyorum. Şimdi polisler ve aileleri Uğurlu’daki Milli Eğitim Bakanlığı tesislerinde konuk edilmeye başlanmışlar. Eminim ki tüm polis ve sağlık personeli derhal başka bir yere atama isteyeceklerdir. Çünkü onlara gereği gibi sahip çıkılmıyor. Bu durumu bilen hangi memur adamıza gelmek ister? Sonuçta adamız tıpkı eskisi yine sürgün yeri olarak kabul edilecek ve de burada yaşamak istemeyen, mutsuz memur dostlarımızla birlikte adamızı paylaşmak zorunda kalacağız. Oysa biz adamızda mutlu insanlar görmek istiyoruz. Memur olsun olmasın adamıza sahip çıkacak bireylerle bu coğrafyayı paylaşmak istiyoruz. Adamıza en kısa sürede sağlam, sağlıklı, adamızın mimarisine uygun lojmanlar yapılmasını istiyoruz.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1942