Bugün: 20.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖKÇEADA İÇİN EN UYGUN TURİZM SEÇENEĞİ HANGİSİ?

GÖKÇEADA İÇİN EN UYGUN TURİZM SEÇENEĞİ HANGİSİ?


Seyahat etmenin gerçek amacı, farklı yerler görmek, farklı insanlar ve kültürler tanımak değil midir? Dünyanın bütün bölgelerini ve kültürlerini birbirine benzeten, yerel kültürleri yok eden kitle turizmine karşı, kültürü koruyan, yerel özelliklere saygılı, doğayı tüketmeyen agro turizm Türkçe adıyla tarım turizmi ve eko-turizm anlayışı sayesinde seyahat etmek günümüzde asıl amacına yeniden kavuşuyor. Değişik bölgelerde agro turizm hizmeti sunanlar, uygulanmakta olan kitle turizmi anlayışının bütün dünyayı aynılaştırdığını, coğrafi ve kültürel güzellikleri ticarete döktüğünü, beton yığınları oluşturarak tarımı ve çevreyi olumsuz etkilediğini düşünüyor. Kültürel farklılıkların ve yerel dokunun korunmasına büyük önem veren agro turizm anlayışı, hem şehirlilere doğayla dost, farklı insanları ve kültürleri tanıyabilecekleri bir tatil sunmayı hem de hizmetin verildiği bölgedeki halka maddi gelir sağlayarak kırsal kalkınmayı sağlamayı hedefliyor. Eko-turizm, yani ekolojik turizm hizmeti verenlerin de yaklaşımı aynı. İki anlayışın da temelinde doğal ve kültürel güzellikleri onları yıpratmadan, gelecek nesillere aktarmayı başararak tanımak yatıyor. Agro turizm kapsamında sunulan hizmetler, konuklarına unuttukları bazı güzellikleri yeniden hatırlatıyor. Hizmet sunulan bölgede yaygın olan mutfak kültürü korunuyor, bölgede yetişen özel tarım ürünleri baş tacı ediliyor. Ev usulü zeytinyağı yapımı, şarap yapımı, dokuma, ekmek pişirme, el işleri gibi faaliyetler yeniden yaşatılmaya başlanıyor. Beton yığını oteller yapmanın yerine yerel mimarinin korunması, evlerin pansiyona ya da lokanta gibi yerlere dönüştürülmesi tercih ediliyor. Buraya kadar anlattığım agro turizm ve eko-turizmin Gökçeada için ideal turizm seçenekleri olduğu açık. Ancak Gökçeada’da son zamanlarda yaşanan gelişmeler agro turizm ve eko- turizmin yakında gündemimizde olamayacağını maalesef gösteriyor. Öncelikle hem agro hem de eko-turizm için bunların yapıldığı bölgenin betonlaşmamış olması gerekiyor. Oysa ki betonlaşma adamızda tüm hızıyla sürüyor. Bu arada adamıza has tohumlardan bitki yetiştirmek yerine ithal tohumlar kullanılıyor. Büyük kentlerin pazarlarında bulunabilecek sebzelerin aynılarının Gökçeada pazarında bulunmasının pek bir esprisi bulunmuyor. Oysa adamıza has domates, patlıcan, taze fasulye, karadut, incir, zeytin gibi meyve sebzelerin bulunduğunu ben bile biliyorum. Eminim daha onlarca seçenek vardır. Özellikle bu ürünlerin yetiştirildiği tesisler daha çok ilgi çekecektir. Agro turizmin belirgin özelliklerinden biri ücretsiz yemek ve yatak karşılığında tarlada, bağ veya bahçede çalışmak. Ya da ücretini ödeyerek kalmak ancak tesisin bahçesinde yetişen taze ve temiz ürünlerden faydalanmak şeklinde ifade edilebilir. Elbette konuyla ilgili daha pek çok madde bulunuyor ama bu maddelerin hepsini karşılayabilecek bir tesise adamızda henüz rastlamadım. Umarım agro turizmin değerini anladığımızda çevresel faktörler açısından çok geç kalmamış oluruz.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ