Bugün: 26.05.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖKÇEADA’NIN SÜRÜNGENLERİ

GÖKÇEADA’NIN SÜRÜNGENLERİ


Gökçeada’mızın muhteşem coğrafyası, içinde aklınıza hayalinize gelemeyecek kadar çok canlı barındırıyor. Bunların ne kadarı araştırılmıştır bilmiyorum ama geçtiğimiz günlerde Orman ve Su İşleri Bakanlığı Çanakkale Şube Müdürlüğü ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün Gökçeada ile ilgili hazırladıkları bir broşür ile tesadüfen karşılaştım. Bu çalışmalar 2009-2012 yılları arasında yapılmış. Bu araştırmalar sonucunda adamızda 13 tane amfibi ve de sürüngen türü tespit edilmiş. Tespit edilen türler şöyle; Ova Kurbağası, Gece Kurbağası, Ağaç Kurbağası,Çizgili Kaplumbağa, Tosbağa, Oluklu Kertenkele, Geniş Parmaklı Keler, Tarla Kertenkelesi, Kör Yılan, Hazer Yılanı, Çukurbaşlı Yılan, Yarı Sucul Yılan, Şeritli Engerek.
Bu türler adamızın hemen her yerinde yaşıyor ve de büyük bir bölümü zehirsizler. Ağırlıklı olarak tarım zararlısı fare ve böcekleri yiyerek besleniyorlar. Yani bu canlıların varlığı adamızda yapılan ve daha da çok yapılması planlanan organik tarım için son derece önemli. Şimdi sevgili okurlarım, ülkemizde onca önemli şey olurken penguen belgesi gösteren TV kanalları gibi benim de Gökçeada’nın amfibi ve sürüngenleri üzerine günü geçiştirme yazısı yazdığımı düşünebilirler. Ancak yanılıyorlar. Üst satırlarda belirttiğim gibi bu canlılar organik tarımın rahatlıkla ve verimli bir şekilde yapılabilmesi için ihtiyaç duyulan canlılar. Fark etmişsinizdir kış mevsimi ciddi ciddi kurak geçiyor. Topraklarımızda doğru dürüst ot bitmiyor. Bedavadan hayvan bakmaya alışmış, dağdaki taştaki, komşunun bahçesindeki otla başıboş hayvanlarını besleyenler ayrıca kendisine arazi, yol açmak isteyenler her gün adamızın bir köşesini ateşe veriyorlar. Bu kundakçı arkadaşların bir bölümü yanan kurumaya yüz tutmuş gevenlerin yeniden yeşermesiyle hayvanlarını beslemeyi düşünüyorlar. Diğerleri tüm toprak altı ve üstü canlılarını yok etmeye çalışıyorlar. Sevgili Gökçeadalılar, bu kundakçıların sağı solu ateşe vermelerinin size zararı dokunmadığını düşünmeyin. Bizzat bizim hepimizin sağlıklı, temiz, organik ürün elde etmemize mani oluyorlar. Bu kundaklamalar giderek çoğalıyor. Yangınlar arttıkça bu topraklarda yaşayan yararlı hayvanlar da kül olup gidiyor. Evinizin, ardından sokağınızın, ardından mahallenizin yandığını şöyle bir hayal edin. Sizin bu yangından kurtulma ve de yaşama şansınız kalır mı? Herkes ve her şeyle birlikte kül olur gidersiniz. İşte bu yararlı hayvanlar da küle dönüşüp yok olup gidiyorlar. Çok yakın bir gelecekte evlerimizin bahçelerinde yetişen ilaçsız, doğal domates, biber, patlıcan, pırasa, lahana, elma, vişne, ceviz, badem ve diğerlerinden eser kalmayacak. Tıpkı ülkemizin diğer bölgelerinde olduğu gibi ağır tarım ilaçları kullanmak zorunda kalacağız. Sadece kendi çıkarlarını düşünenler yüzünden hepimizin hayatı altüst olmak üzere. Lütfen bu duruma sessiz kalmayın. Çevrenizdeki kundakçıları ihbar edin. Siz onların yaptıklarını komşumdur, arkadaşımdır diye görmezden geldiğiniz sürece, bu kişiler kendi günlük çıkarları yüzünden hepimizin geleceğini yok ediyorlar.

BEN OYUMU KİME VERECEĞİM?

Mart ayı sonunda yerel seçimle birlikte seçim takvimi işlemeye başlayacak. Yerel seçim sonrasında bol bol seçim yapacağız. İster yerel ister genel seçim olsun hiç fark etmez. Ben oyumu doğaya, doğada yaşayan tüm canlılara sahip çıkana vereceğim. Eğer sağlıklı bir toplum olmak istiyorsak, sağlıklı beslenmek, sağlıklı bir çevrede yaşamak zorundayız. Bunu sağlayabilmek için de doğanın dengesini bozanlara göz açtırmamak gerek. Çevreye duyarlı olmak hem kendimize hem de gelecek kuşaklara olan borcumuzdur.

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3120