Bugün: 20.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖKÇEADA’DA EKONOMİ NEDEN CANLANMIYOR?

GÖKÇEADA’DA EKONOMİ NEDEN CANLANMIYOR?


Gökçeada gerçekten mükemmel bir coğrafyada bulunuyor. Bunu yazılarımda zaten sık sık dile getiriyorum. Toprağının verimi, ikliminin tarıma uygunluğu sebebiyle aklınıza gelebilecek meyve ve sebzelerin büyük bir çoğunluğu yetiştirilebiliyor. Bırakın profesyonel olarak bağ-bahçe yapmayı, evlerimizin bahçesinde yetişen meyve ağaçları ve birkaç kök sebze bize yettiği gibi artanından da reçel, salça, konserve gibi dayanıklı gıdalar yapmak mümkün. Düşünün evlerimizin bahçelerinde bulunan şeftali, kayısı, vişne, armut, dut, incir, zeytin ağaçları ne kadar verimli. Bu ağaçlardan sadece birer tane olsa bile ev halkı meyvelerini yiyerek tüketemiyor. Ya komşulara dağıtılıyor ya da demin yazdığım gibi dayanıklı tüketim maddeleri haline getiriliyor. Ancak sokak aralarında gezerken bazen gerçekten içim acıyor. Yerlere dökülmüş dutlar, arıların yediği kayısılar, dalında kurumuş vişneler, armutlar, ağacın dibine yığılmış zeytinler… Neler, neler. Aklınıza gelebilecek mükemmel lezzetteki meyveler öylece boynu bükük bekliyor. Ev sahiplerine bu ürünlerin niçin değerlendirilmediğini sorduğumdaysa aldığım cevap birbirine çok benziyor. “Reçel, pekmez, hoşaf gibi şeyleri yiyeceğimiz kadar yapıyoruz. Ancak fazlasını değerlendiremiyoruz. Boşuna masraf oluyor onun için uğraşmıyoruz.” Başlangıçta bu cevaplara kızıyordum. Dünyada pek çok insan yiyecek bulamazken, biz elimizdekileri çöp yapıyorduk. Sonra esnafları dolaştım. Ev yapımı ürünleri niçin satmadıklarını öğrenmeye çalıştım. Bu kez cevaplar çok düşündürücüydü, “Ev yapımı ürünlere talep var ancak Gökçeada’da müthiş bir şikayet mekanizması işliyor. Dolayısıyla da sık sık kontroller oluyor. Bu ürünler de etiketsiz olduğu için ceza yiyoruz. Ceza ödemektense satmıyoruz.” Hem çok acı hem de düşündürücü bir cevap. Elbette etiketli ürün çok önemli. Etiketin amacı üreticinin menşeini bilmek ve de halk sağlığıyla oynamaya kalkanı kolayca enselemek. Amma velakin bunun bir orta yolu olmalı. Madem ki Gökçeada’mız cittaslow yani sakin kent unvanını almış, o halde yerel ürünlerin desteklenmesi, küçük üreticinin ekonomiye kazandırılması gerekiyor. Bu tür ürünleri genellikle kadınlar evlerinin mutfaklarında ürettiği için de özellikle kadınlarımızın emeği bir türlü ekonomiye kazandırılamıyor. Konuyu biraz daha araştırmaya başladığımda, “Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok” diye düşündüm ve de ülkemizin en aktif cittaslow belediyesi Seferihisar’ın yaptıklarını inceledim. Seferihisar’da kadınların ekonomiye kazandırılmaları için çeşit çeşit kurslar açılmış. Naylon poşet yasağı olduğu için file çanta örme, reçel, pekmez, salça, konserve, sabun, tarhana yapımı gibi başlıklarda kurslar açılmış. Özellikle gıda hijyenin ne olması gerektiği bu kurslarda iyice öğretilmiş. Ardından da eski belediye binası ‘Köy Pazarı’ adı altında yerel üreticinin kullanımına açılmış. Haftanın altı günü açık olan pazarda aklınıza gelebilecek her türlü ev ürünü satılabiliyor. Ayrıca tarlada, bağda bahçede yetişen organik sebze ve meyveler de yine burada tüketicilere ulaştırılıyor. Etiket meselesine gelince o konuyu nasıl çözdüklerini henüz öğrenemedim ama İlçe Tarım Müdürlüğümüz eminim ki bu konuda bize bir çözüm önericiktir. Adamızın güzelliklerinin çöp olup gitmesine artık izin vermeyelim. Bahçelerimizde yetişen zeytinlerden yapılacak sofralık zeytinler, yine bahçelerimizde yetişen ürünlerden salça, pekmez, reçel, konserve hoşaf, sebze konserveleri, domates suları, kurutulmuş sebze ve meyveler hem adamıza gelen konuklar için ideal alışveriş seçenekleri olacaktır hem de esnafımız da bu ürünleri raflarına gönül rahatlığıyla yerleştirecektir. Artık cennet adamızda bu birbirini şikayet etme, hasetlik, kem göz anlayışı terk edilmeli. Unutmayın kalkınma sadece üç beş kişinin para kazanmasıyla olmuyor. Ya hep birlikte kazanacağız ya da “muhbir vatandaşlar” olarak işlevsiz yaşamaya devam edeceğiz. Unutmayalım ki, adamızın geleceği çalışmak ve üretmekte. Çalışmak ve üretmek zor geliyorsa elbette hep birlikte ülkemizin başka bölgelerinde kalkınanları da seyredebiliriz.  

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 4742