Bugün: 16.11.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GEÇENLERDE BİR YAZI OKUDUM, İŞTE BU! DEDİM

GEÇENLERDE BİR YAZI OKUDUM, İŞTE BU! DEDİM


Geçenlerde bir yazı okudum hayatım değişmedi ama “İşte bu” dedim. Hani bir zamanlar televizyonda bir reklam filmi vardı. Başrolünde işadamı Ali Ağağoğlu oynuyordu. Kendisine gösterilen onlarca projeyi beğenmiyor, sonunda önüne konan bir projeye büyük bir heyecanla “İşte bu” diyordu. İşte benim de “işte bu” heyecanım onunkinin tıpkısının aynısıydı. Ülkemizin enerjiye olan gereksinmesi malum. Elbette gelişme ilerleme için enerji elde etmemiz gerekiyor. Ancak bunları yaparken çevremizdeki akarsuları kurutmak, doğayı altüst etmek ve de bizimle birlikte diğer canlıların yaşam şekillerini mahvetmemiz gerekmiyor. Yine lafa daldım beni heyecanlandıran projeden bahsetmeyi unuttum. Projenin adı: Lillgrund Rüzgar Çiftliği. Biliyorum şu an pek çoğunuza bir şey demiyor ama az sonra diyecek. Bu rüzgar çiftliği denizin orta yerine kurulmuş. Yani tek bir karış toprağınızı bile işgal etmiyor, çevreyi kirletmiyor, durduğu yerde duruyor bir güzel de rüzgardan elektrik üretiyor. Lillgrund Rüzgar Çiftliği İsveç’in güney bölümünde yine Öresund Köprüsü’nün güneyinde yer alıyormuş. Malmö ile Kopenhag arasında Malmö’den 10 km uzaktaymış. Bu enerji çiftliğinde 48 tane rüzgar tribünü bulunuyormuş.

Bu bölgede ortalama olarak, saniyede 8-10 metre hızla rüzgar esiyormuş. Bu rüzgar tribünlerinden 110 megavat enerji üretiliyormuş. Yani üretilen bu enerji en az 60 bin evin ihtiyacını karşılıyormuş. Her bir eve 5 bin kilovat saat düşüyormuş. Hani bir aralar Gökçeada’da da rüzgar tribünleri kurulacağı açıklanmıştı. Ve hatta bu tribünleri Ali Ağaoğlu’nun kuracağı belirtilmişti. Hepimiz heyecanlanmıştık. Adamıza elektriğin ulaşmasıyla ilgili bir sorun kalmayacaktı hem de adamızdan anakaraya elektrik gidecekti. Sonra bu olay unutuldu gitti. “Gökçeada’dan anakaraya elektriği götürmek çok pahalı” dendi. Pahalı mı değil mi bilmem ama bizim buralarda rüzgar tribünlerine hem ihtiyaç var hem de yılın büyük bölümünde esen şiddetli rüzgar sayesinde ciddi miktarda elektrik elde edileceği kesin. Şöyle bir düşünün Gökçeada açıklarında 50-100 tane rüzgar tribünü yerleştirilmiş. Fıldır fıldır dönüyorlar. Bu rüzgar çiftliği sadece bize elektrik sağlamaz aynı zamanda binlerce meraklının bölgeye gelerek bu hoş manzarayı görüntüleme isteğini de tetikler. Hazır buralara gelmişken adamıza da uğrarlar. Bizim de bir miktar daha turizm potansiyelimiz artmış olur. Deniz üzerine kurulan bir grup rüzgar türbinlerinin oluşturduğu rüzgar çiftlikleri yine deniz üzerinde bulunan bir trafo merkezine, buradan da kıyıdaki en yakın trafo merkezine bağlanıyormuş. Ardından da gelsin rüzgar, gitsin elektrik oluyormuş. Bu tarz projelerin birkaç Avrupa ülkesinde daha bulunduğunu öğrendim çok sevindim. Darısı en yakında Gökçeada açıklarının başına.

BEN OYUMU KİME VERECEĞİM
Oyumu elbette ki Gökçeada’yı geliştiren, geliştirirken buraya zarar vermeyen belediye başkan adayına vereceğim. Örneğin yukarıda anlattığım bir gibi rüzgar çiftliğinin kurulması için hem işadamlarını hem de merkezi yönetimi ikna edecek adaya oyumu vermek istiyorum. Bu benim aklıma gelen bir proje kim bilir daha neler vardır. Sürekli proje üreten ve bunları hayata geçiren adaya oyumu vereceğim.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1476