Bugün: 22.02.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • DOĞRUYU SÖYLEDİ KÖYDEN KOVULDU

DOĞRUYU SÖYLEDİ KÖYDEN KOVULDU


Geçen hafta minicik bir haber yazdım. Eşelek köyü hakkında. Eşelek köyünde yaşayan Turgay Bozalan benim arkadaşımdır. Merkeze geldiği zaman görüşür, sohbet ederiz. Turgay bey 60’lı yaşlarında, tek başına yaşıyor. Eşelek köyünde bir dam kiralamış, kaktüsleri ve kedileriyle birlikte mutlu ve huzurlu bir hayat sürüyor. Hayatını inşaatçılık yaparak kazanmış ancak emekli olduktan sonra tam bir çevre dostu olmuş. Yeşile, doğaya, otlara, böceklere çok düşkün. Çeşit çeşit kaktüs yetiştiriyor. Kaktüsleri için dağlardan iki ayrı cins toprak ve de dere yataklarından özel kum toplayıp, küçük küçük bardaklarda yetiştiriyor. Geçen hafta merkeze geldiğinde çok üzgündü. Eşelek köyünde yeni seçilen muhtarın köyün yeşil alanlarına ilaç attırdığını, doğaya bu tarz müdahalenin de kendisini çok üzdüğünü söyledi. Ben de söylediklerini yazdım. Bunun sonrasında kıyamet koptu. Eşelek köyü muhtarı, Turgay beyin ev sahibini ve de birkaç kişiyi yanına alarak, kendisinden iki hafta içinde köyü terk etmesini istemiş. Sonrasında da olur olmaz saatlerde Turgay beyin evinin önünden geçerek huzursuz etmeye başlamışlar. Bunu duyduğumda hayrete düştüm. Eşelek köyü muhtarının telefon numarasını bulmak için sağı solu arıyordum ki kendisi beni aradı. Ben de sizinle konuşmak istiyordum dedim. Ancak ilk cümleden sonra hal hatır sorma, konuyu makul sınırlar içerisinde görüşme gibi bir durum olmadı. Sen bana sormadan o yazıyı nasıl yazarsın? Niye yazmayayım? Bir kaynağın ifadesine göre filan demiyorum. Açık açık bir köy sakininin tanıklığını dile getiriyorum. Böyle bir konu yerel gazete için haberdir ben de yazarım. Ben oraya hiç de zararlı bir ilaç atmadım. Hangi ilacı atmış olursanız olun, İlçe Tarım Müdürlüğü’ne yazdırdınız mı? Hayır, niye yazdıracakmışım? Ben zararlı bir ilaç atmadım. Oysa değil ortak kullanılan alanlar, siz kendi tarlanıza dahi ilaç atacak olsanız İlçe Tarım Müdürlüğü’nü haberdar etmeniz gerekiyor. Peki siz Turgay beye iki hafta içinde köyü terk etmesini söylediniz mi? Evet söyledim. Turgay beyi köyümüzde görmek istemiyorum. Bir kamu görevlisi olarak böyle davranmaya hakkınız var mı? Benim her şeye hakkım var, sen bana sormadan yazamazsın…kabalık…kötü söz…saygısızlık. Elbette uzun bir konuşma oldu. Ben kendisini tanımadığım için sizli hitap ettim, o senli ve kaba bir lisanı tercih etti. İlerleyen dakikalarda avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. İki kez ses tonunu ayarlaması konusunda ikaz ettim. Dinlemedi. Tahammül edemedim, telefonu kapatmak zorunda kaldım.

GEREKLİ KURUMLARI HABERDAR ETTİM

Bu aşamada aklıma takılan sorular: 1- Köyün ortak yeşil alanları önce yok edilip sonra yeniden yeşertileceğine, herkesin tarımdan anladığı bir yerde imece usulü olarak belleme yapılamaz mıydı? Böylece  doğal ortam korunmuş olmaz mıydı? 2- Madem o ilaç hiçbir şey yapmıyor, o halde neden yeşilliklere sıkıldı? 3- Yapılan işlem bu kadar masumsa neden bunu duyuran Turgay bey ve de kaleme alan ben hedef haline geldik? 4-Köylünün oyunu alarak seçilen muhtar artık oranın padişahı mı olmuştur? Böylelikle kendinde, istediği insanı iki hafta içinde göçe zorlama hakkını mı bulmaktadır? Elbette ki bu durum ortaya çıktıktan sonra önce Belediye Başkanı Ünal Çetin’e gittim. Kendisi Eşelek köyü muhtarıyla konuşacağını söyledi. Muhtar seçimle geldiği için sicil amirinin belediye başkanı olduğunu düşünüyordum. Sonra sicil amirinin kaymakam bey olduğunu öğrendim. Gökçeada Kaymakamı Muhittin Gürel’e gittim. Çok teşekkür ederim söylediklerimi büyük bir dikkatle dinledi ve de konuyu her iki taraftan dinlemek için gerekli görevlendirmeleri yaptı. Şimdi sonucu bekliyorum ve de Eşelek Köyü muhtarının gün gelip başbakan filan olmaması için dua ediyorum. Emin olun bu bakış açısıyla böyle bir yetkiyi eline geçirse, çoğumuzu sopayla Yunanistan, Bulgaristan, İran… Her neyse bir yerlere kovalar.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1356