Bugün: 16.11.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Cittaslow, Yavaş Kent Unvanına Neden Sahip Çıkılmıyor?

Cittaslow, Yavaş Kent Unvanına Neden Sahip Çıkılmıyor?


Türkiye’nin birkaç cittaslow merkezi arasında bulunan Gökçeada’nın seçilmiş ve de atanmış yöneticileri ile Gökçeadalılar hep birlikte uykuya mı yattı? Hepimiz titreyelim ve de kendimize gelelim, bu kadar önemli bir konuyu kulak arkası etmeyelim. Ey Gökçeadalılar! Cittaslow’a sahip çıkmak biz adalılar ve adamızın bizzat kendisi için tek çıkar yol. Cittaslow, yavaş kent veya sakin kent diye ifade edebileceğimiz unvan hepimiz için çok önemli. Neden önemli? Çünkü adamızda hemen herkes kafasına göre çöpünü, molozunu etrafa atmakta, bina yapmakta, turizm ile ilgilendiğini sanmakta vs vs, anlayacağınız ortada ciddi bir kaos var. Oysa cittaslow demek kurallar manzumesi demektir ve de bu kurallar çerçevesinde daha temiz, daha duyarlı, daha düşünceli, daha insana yakışır bir ortamda yaşayabiliriz. Biliyorsunuz Gökçeada Belediyesi ciddi çabaları sonucunda cittaslow’a dahil olmayı başardı. Ancak acilen yapılması gereken çok iş var, oysa hareket yok. Cittaslow yani yavaş kent, temelde yerel değerlere sahip çıkarak çevreye saygılı bir yaşam biçimini hedefliyor. Biz de cittaslow kurallarının altına imzamızı atarak birtakım kurallara uyacağımız sözünü verdik. Başlıca kural sayısı 59. Bu 59 kural yedi başlık altında toplanmış. Başlıklar şöyle; Çevre politikaları (11 kural), altyapı politikaları (13 kural), kentsel yaşam kalitesini artırıcı teknolojiler ve araçlar (9 kural), yerli üretimin korunması (11 kural), misafirperverlik (5 kural), farkındalık (3 kural), slow food faaliyetlerine ve projelerine destek (7 kural). Bu kuralların hepsini birer birer ele almak tek bir yazıya sığamayacağından öncelikle farkındalık başlığını ele alacağım. Diğer başlıkları ileriki yazılarımda yorumlamaya çalışacağım. Benim görüşüme göre Gökçeada henüz konunun ciddiyetini fark edemedi. Adamızda cittaslow ile ilgili yerel halkı bilgilendirmek adına tek bir toplantı yapılmıyor, kitapçık, broşür gibi öğretici unsurlara rastlanmıyor. Cittaslow’un ne olduğunu anlatan tek bir poster çevrede yok. Sanki çok gizli ve el altından yürütülmesi gerekli bir konuymuş gibi cittaslow ile ilgili kimin, nerede, hangi toplantıya katıldığı, bu toplantı veya görüşmelerden hangi bilgilere ulaştığı, ne sözler verdiği, nasıl bağlantılar yaptığı kocaman bir meçhul olarak bir köşede durmakta. Oysa bu konu asla ve asla ihmal edilmemeli. Sınırlı sayıda insan değil mümkün olduğunca çok adalı cittaslow çalışmalarına dahil edilmeli. Yerel yönetimin, biz adalılara cittaslow’un tam olarak ne olduğunu, hayatımızı nasıl etkileyeceğini, cittaslow’un bir parçası haline nasıl geleceğimizi öğreteceği kampanyasına bir an önce başlaması gerekiyor. Cittaslow konusunda farkındalığı yaratmanın en önemli yollarından bir tanesi de Gökçeada ile ilgili bir tohum bankasının kurulması. Adamızda onlarca şifalı ot, çiçek ve de buraya özgü sebze, meyve yetişmekte. Bu ot, sebze, çiçek ve meyvelerin adalılar tarafından öğrenilmesi, tohumların gelecek kuşaklara aktarılması, daha verimli, doğayla çok daha uyumlu tarımın yapılabilmesi için bir an önce bu başlıkla ilgili de ciddi bir kampanya başlatılması gerekiyor. Konuyla ilgili bilinçlenmenin sağlanması amacıyla bir an önce parklar, bahçeler, yollar bilgilendirici tabelalarla donatılmalı. Cittaslow yani yavaş kent unvanının en önemli özelliklerinden bir tanesi de yavaş yemek konusundaki farkındalık. Bir an önce bir yavaş yemek komitesinin kurulması şart. Komite için yeter sayıyı bulamayacağımızı düşünülüyorsa, konuya çözüm getirmek amacıyla bir ara açılacağı ilan edilen ancak hayata bir türlü geçmeyen yerel yemek kursunun derhal açılması gerekiyor. Çünkü cittaslow’un yerel tatlar konusunda farkındalık ve de insanları hızlı yemek yeme alışkanlığından uzaklaştırmak gibi bir ödevi de bulunuyor. Yoksa cittaslow veya yavaş kentin anlamı, genel olarak adalıların yaptığı gibi en basit işlerin bile günler ve hatta haftalar boyu uzatılarak yarım yamalak hayata geçirilmesi değil. 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ