Bugün: 26.05.2018

ADAMIZDAKİ DEPREM GERÇEĞİ


Geçtiğimiz günlerde şiddetli bir depremle kendini hatırlatan bu felaket, ardından sık sık tekrarladığı artçılarla yüreğimizi ağzımıza getirmeye devam ediyor. Uzun süredir deprem konusu hiç ilgimi çekmiyordu. Çünkü maalesef deprem gerçeğini unutmuştum. Oysa ne biz adalılar ne de ülkemizin başka bölgelerinde yaşayanların deprem gerçeğini asla ve asla aklından çıkarmaması gerekiyor. Büyük depremden bu yana nerede konu ile ilgili bir tv programı olsa veya yazı çıksa ayrıntısıyla okuyorum. Adamızın deprem gerçeği ise oldukça sarsıcı. Uzmanların yaptıkları açıklamalara göre, adamızın hem kuzeyinde hem de güneyinde deprem hattı bulunuyor. Kuzeydeki hat Yunanistan’ın Semadirek adasıyla bizim Gökçeada’mız arasından geçiyor. Güneyden geçen hat ise Gökçeada ile Bozcaada arasından Ege denizinin derinliklerine doğru uzanıyor. Benim okuduklarımdan ve de konuşmalardan anladığım kadarıyla en büyük şansımız depremin ve artçılarının Ege denizinin derinlikle meydana geliyor olması. Dolayısıyla merkez üssü adamızdan uzakta meydana gelen depremler yıkım ve can kaybına yol açmıyor. Elbette kendini ciddi bir sarsıntıyla hatırlatan depremin yıkım ve can kaybına yol açmamış olması gelecekte de bu kadar şanslı olacağımız garantisini vermiyor. Öncelikle okullar olmak üzere adamızdaki tüm yapıların depreme dayanıklılık derecelerinin mutlaka belirlenmesi gerekiyor. Unutmayalım okullarımızın bazılarında yatılı öğrenciler kalıyor ve de bu okulların yıkılması durumunda çok ciddi kayıplar yaşanabilir. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençliğimizin tamamiyle ihmal kurbanı olmamaları için adamızda bulunan okulların büyük bölümünün bir kampus içine toplanarak, yeniden inşa edilmek istendiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Plana göre adamızdaki ilk, orta, lise, halk eğitim ve de ana okulları, Öğretmen Okulu arazisi içinde oluşturulacak bir kampuse taşınacakmış. Bunu öğrendiğimize çok memnun olduk. Ancak bu çalışmanın öyle çok uzun yıllara yayılarak beklenebilecek bir proje olduğunu hiç zannetmiyorum. Okulların tek bir kampus içine taşınma takviminin bir an önce açıklanması ve de bu takvime uyulması gerekiyor. Elbette bu arada deprem felaketinin bu takvime uyacağına dair bir anlaşmamız yok. Dolayısıyla bu arada ciddi riskleri bulunan okulların, yeni yerlerine taşınana kadar destek çalışmalarının da mutlaka yapılması gerekiyor. Bu arada Yüksek okul ve de üniversitemizin de binalarının ne durumda olduğunu öğrenmeli ve de bu konuda da tedbir almamız gerekiyor. Elbette Gökçeadalıların yaşadıkları evlerin de durumunun bir an önce açığa kavuşması gerekiyor. Bu arada bu depremin biz Gökçeadalılara hatırlattığı en önemli konu ise çok katlı binaların adamız için büyük tehlike arz ettiği. Biliyorsunuz ada merkezinde yapılara üç kat izni çıktı. Bu izinden güç alarak bazı bina sahipleri üç katla da yetinmediler, dördüncü katları da çıktılar. Ayrıca Eski Bademli Köy’de inşa halindeki çok katlı otelin, deprem tehlikesi açısından da adamıza hiç uygun olmadığı son derece açık. Yetkililerin bu çarpık yapılaşmalara asla ve asla göz yummaması gerekiyor. Yarın öbür gün daha da ciddi bir deprem, yıkımlar ve kayıplarla karşılaşırsak bu kader değil, tamamiyle kontrol mekanizmasını işletmeyen yetkililerin sorumluluğu olacaktır. Bu konunun kesinlikle gözardı edilmemesi gerekiyor. Bir de yeni yapılan binalar var. Yine yapılan yayınlardan okuduğum ve de dinlediğim kadarıyla bölgemizde 7 şiddetine kadar deprem olabilirmiş. Demek ki yapılan binaların en az 7 şiddetinde bir depreme dayanması gerekiyor. Adamızda inşa edilen binalar için böyle bir yönetmelik var mı? Varsa inşaat halindeki bu yapılarda deprem kontrolleri yapılıyor mu? Yoksa bunların kontrolünü beklemek kocaman bir hayal mi?

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ