Bugün: 23.10.2018

Saydınız mı Kaç Oldu?


 Bir süredir, sokaklarda parkeler sökülüyor, yerler kazılıyor... ?
Bir süredir, elektrik direkleri sökülüp, yenileri takılıyor, kabloları yenileniyor.. ?
Ve uzuuun bir süredir Gökçeada'da gök gürlese dahi elektrikler kesiliyor.

Elektrik kesintisine alışkınız alışkınız da artık her şimşek çakışında elektrik kesintisi yaşanması kabak tadı verdi.

Kimisi Hüzün Adası diyor, kimisi Mahrumiyet Adası; her ikisi de doğru bir tanım. Nedense Gökçeada'ya kış gelmeye görsün, sanki tamam dışarıdan gelen tüm tatilciler gitti dercesine, var olan imkanlar bir bir elden gidiyor. Yazın programlı kesilen elektrik, niye kışın 30 saniye de bir sürpriz yaparak kesiliyor?

Gökçeada, sosyal imkansızlıklar şehri; sadece dışarıdan gelen üniversite öğrencileri için mi? Hayır; her bir Adalı için... Sosyal imkansızlıklar yetmiyormuş gibi, insanlar internet üzerinden kendi çabalarıyla yarattıkları sosyal imkanları da böylesi hoş! sürprizlerle kaybediyorlar. Sadece internet mi peki?..

Bugün Cuma örneğin; insanlar haftanın 1 günü de olsa, tüm haftanın stresini üzerlerinden atmak için etkinlik planlıyorlar, tam eğlencenin ortasında diskolardaki "çakar" dediğimiz yanıp sönen flaş ışık misali bir aydınlık bir karanlık, bir sesli bir sessiz havasına bürünüyorlar. Çakar dediğimiz; dans edemeyeni de ediyormuş gibi gösterip eğlendiriyor ya hani, bu kesintiler ancak körebe oynattırır, saklambaç oynattırır... Eğlendirir mi? Dar alanlarda Allah Muhafaza kaş yardırır, baş yardırır...

Citta Slow Gökçeada... İyi hoş tanım da elektriksiz Citta Stop olacağız ki; hani bunun cazibesi?

Seneler evvel Radikal Gazetesi Köşe Yazarı Ayça Şen oğluyla Gökçeada'ya tatile gelmişti. Kaldığı otelde sezonun henüz açılmamasından ötürü tek misafirdi ve sonrasında ona arkadaşı, Yazar Perihan Mağden de katıldı. Bir yazısında Perihan Mağden, Gökçeada için Lost Adası yakıştırmasını yaptı. Çünkü sezon açılmadığı için in-cin top oynuyor, akşamları etrafın karanlığı ve sessizliğini de Lost dizisindeki atmosfere benzetiyordu. Otel Müdürü Levent Erkişi'de "Gökçeada deseniz de Adamızı tanıtsanız olmaz mı?" diye sitem etmiş, hanımları şaşırtmıştı çıkışıyla... Şimdi bakıyorum Haziran 2008'den bugüne Gökçeada, Lost sıfatından sıyrılacak kadar yol kat edememiş.

Gökçeada'ya gelen, sadece yılın 2 ayı mı gelsin? Gökçeada'da yaşamak isteyen ev alıp 2 ay mı yaşasın? Gökçeada'da okumak isteyenlerin hali zaten nice; onları 24 saat kesintisiz elektrik de kurtarmaz... Demem o ki; Ada'nın kahrını Adalılar, öğrenciler, sefasını da tatilciler mi çeksin? Endişem o ki; 2004'te yaşanan o 17 günlük elektrik kesintisine bir yenisi eklensin.

Herkes Maya takvimine atıfta bulunup 21 Aralık'ta kıyameti beklerken, biz de bu sık elektrik kesintilerinin, uzun süreli kesintinin habercisi olduğuna inanıp, kendi kıyametimizi mi bekleyelim? Cevaplar UEDAŞ'da...
  • PAYLAŞ