Bugün: 20.02.2018

Konfor Battı!

Gökçeada 1 batmasa da, sağladığı konfor battı!
Bugüne kadar,  uçaktan  trene, otobüsten feribota kadar, hemen her toplu taşıma aracını kullandım. Üstelik gelişigüzel, şansıma ne çıkar şeklinde de değil, daima soruşturup en konforlu imkanı firmasal anlamda kim sağlıyorsa, onu tercih ederek kullandım. Ancak, Gökçeada-Çanakkale arası seyahatlerde alternatifsizlikten ötürü, bu alışkanlığımı sürdürebilmem mümkün olmadı. Bu alternatifsizlik de, bulamadığım her konfor standardının, sürekli olarak gözüme batmasına olanak sağladı. 

Artık Gökçeada için, hayati önem taşıyan yaz sezonu başladı. Bu yıl da tahminen, 500 bin civarı yerli ve yabancı turisti ağırlayacağız. Gökçeada`yı ziyaret edecek olan bu turist kitlesini, Ada`ya ulaştıracak tek aracı ise Gestaş AŞ feribotlarıdır. Ben Gökçeada`ya yolcu taşıyan her bir feribota, Ada`nın dış kapısı olarak bakıyorum. İçeri girecek olanın göreceği ilk şey, belki de Ada`nın siluetinden önce bu feribotlardır. Yani turist için Gökçeada`da hizmet, önce feribotta başlar. Peki bir feribotta hizmet, sadece varılacak yere ulaştırmaktan mı ibarettir?

Bugün, sel ve depremden yara almış, afet yaralarını hızlıca onarmaya çalışan bir Gökçeada var. Belki de gelen turistlerden elde edilecek kazanca en çok ihtiyaç duyulan zaman, bu zaman. Zarar gören esnaf, hizmetinde eksik olmasın diye ne kadar çabuk toparlanmaya çalıştı, hepimiz gördük. Küçük esnaf, birikimini eriterek ya da borca girerek yaza hazırlanıyor da büyük bir şirket neden eksikliklerini göz ardı ediyor? Alternatifsizliğin getirdiği umursamazlık mı? 
Gökçeada 1 feribotunun, seferlerine başladığı ilk zamanları, çok iyi hatırlıyorum. Feribot 15 yaşında olsa da, yeni yapılmış gibi pırıl pırıldı. Yolcu salonunda eline notebookunu alan, verilen internet hizmetiyle, Gökçeada`nın her noktasına bir de internetten seyahat ediyordu. 6 yıl sonra gelinen noktada elbetteki ilk günün görüntüsü olmaz. Ancak özen de olmaz mı? 

Yakın zamanda Gökçeada 1 feribotunun bakıma gittiği söylendi. Feribot tekrar seferlere başladığında, yolcu salonunda herhangi bakım yapılmadığına hemen her yolcu şahit oldu.Oturma yerlerine bakıldığında, kir ve tuz tortusunun görüntüsü göze batan ilk şeydi. 400 yolcu kapasiteli feribotta, yolcuların gerçekten arzusuyla oturduğu koltuk sayısının 20`yi geçmeyeceği aşikar. Yaslanabilecekleri koltuklar yerine, taburelerde oturmayı tercih edenleri de, oturmak yerine güvertede yolculuk etmeyi tercih edenleri de görüyoruz. Üstelik yolcu salonunun dört bir yanını kaplamış bu kirli koltukların arasında, kantin hizmeti de veriliyor. Yolcularının yarısının elinde tost ya da sandviçleri, çaylarını yudumlayarak atıştırıyorlar. Çoğu, elinin koltuklara değmemesi için titizlik gösteriyor. Ya çocuklar? Oturdukları koltuktan kalkmak için, ellerini koltuğun yüzeyine dayayarak kalkmaya mecburlar. Ve o ellerle kantinden alınan atıştırmalıklarını tüketiyorlar. Yaz sezonu çoktan başladı ve turistler birer birer ziyarete geliyorlar. Yolcu salonunun, bakteri saçan bu görüntüsüne; yolcuyu geçtim, Gestaş çalışanları nasıl tahammül ediyorlar?

Bir diğer eksiklik ise güvenlik kameraları! Feribotu iyi bilen eski bir dostumla, koltukların kirliliği üzerine konuşurken, asansörün kapısında yazan "Güvenlik kamerasıyla izlenmektedir" yazısı dikkatimi çekti, onun üzerine de konuştuk. Aslında asansörün içini izleyen bir kamera olmadığını, gemideki 12 adet kameranın kayıt almayıp, sadece anlık görüntü aldığını ifade etti.İnanamadım. Çünkü kayıt için altı üstü 100 liralık bir veri depolama aygıtı gerekliydi. Gemide kayıtların tutulabileceği bir bilgisayar da yok muydu? Yolcu salonunda, bir hırsızlık hadisesi yaşansa ya da asansörde bir yaralama vakası olsa veyahut da araç bölümünde bir hırsızlık olsa, olayın aydınlanması için ne yapılabilirdi? Ya da var denilen güvenlik kameraları izlenmek istendiğinde ne denecekti? Feribotla uzun bir geçmişi olan bu dostumun iddiasına kulak verdim ve inanıp kaleme aldım. En azından böyle bir eksiklik varsa bile bu yazımdan ötürü, bir adım atılır inancını taşıdım.

Güvenlik kayıtlarının saklanabileceği bir bilgisayar demişken, lafı var görünen ama hizmete sunulmayan kablosuz internete getirmemek olmaz.  Son 1 ayda 2 kez, kantinin önünde yolcuların, internet şifresini sormalarına kulak misafiri oldum. İlkinde ki diyalogda 15 yaşlarında bir genç kız internetin şifresini sordu ve "internet yok" yanıtını aldı. "Ama var görünüyor" dediğinde ise, "yolcuya yok" yanıtını aldı. İkinci hadise de ise 20 yaşlarında bir genç şifreyi sordu ve "yolcuya internet yasak" yanıtını aldı. Peki kime serbest? Gemi personeline ise; can sıkıntısını gidermek için mi serbest? Yoksa hava ve deniz tahminlerini alabilsinler diye mi serbest? Bugün internet hizmetini hemen hemen birçok otobüs firması verebiliyorken, Gestaş`ın verememesini yadırgıyorum. Üstelik zaman zaman verip, çoğu zaman verememesini daha da yadırgıyorum. Çünkü mantıklı bir gerekçe bulamıyorum. 

Şimdi kısa sürede bu eksiklikler giderilse, yine rahatsız hissederim. Çünkü; her ne kadar Adalı da turist de aynı toplu taşıma ücretini ödese de, hizmet anlamındaki ayrımı yazın ve kışın net görebiliyoruz. Ve bunu da yadırgıyorum. Onlar yabancı değil, onlar bizden anlayışı ile baştan savılıyorsa; o vakit sizden olandan niye ücret alıyorsunuz? Demek geliyor içimden! Biz yolcularda da kabahat var. Herşeyi kabullenme kabahati, olduğu kadarıyla yetinme kabahati! Kaç kişi, ne şekilde, nereye şikayetini iletti hiç bir fikrim yok. Feribotta dilek ve şikayet kutusu var mı? O da dikkati mi çekmedi. Varsa ve bu kutuya atılan dilek ve şikayetleri kim okuyup, dikkate alıyor bunu da bilemiyorum. Ama fikir sahibi olduğum şey, ortada ciddi eksikliklerin olduğu ve konforun Gökçeda 1 ile battığı!
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3587