Bugün: 25.05.2018

Keçinin, Koyunun Adası


Yaz ortasında, Yeni Bademli’deki  kedi ve köpeklerin itlafını duyurmuştuk.  5 ay sonra yine aynı yerde, bir düzine kedi ve köpeğin cesedi ile karşılaşır olduk.
Hemen herkesin pansiyonculukla geçindiği bir köyde kedi ve köpeğin, ölmelerini gerektirecek ne tür bir zarar vermiş olabileceğini düşündüm lakin;  bir cevap bulamadım.
 
Orta Çağ Almanya’sına ait rivayetlerden oluşmuş bir masal vardır; Fareli Köyün Kavalcısı. Bir çok kişi bu masalı iyi bilir. Hameln Köyü’nde çok fazla başı boş kedi, köpek olduğundan bir gün köyü,  kedilerden köpeklerden arındırmışlar. Gel zaman git zaman, sokakların hakimi sıçanlar oluvermiş. Şimdi masal mı dinleyeceğiz dediğinizi duyar gibi oluyorum. Gelinen nokta şu ki fareler beraberlerinde o dönem Avrupa’sını temelinden sarsan veba salgınını, bu salgın da Kavalcı diye sembolize edilen ölümü getirmiştir. Yani siz doğanın dengesini bozarsanız, doğa da sizin dengenizi bozar; aldığınız yaşam hakkına karşı sizden, yaşam hakkınızı kendi yöntemlerince alır.
 
Cevabını bulamadığım; “El” kadar bir yavru kedinin, Bademli Köyüne ne zararı var? Sorusunu yine soruyorum. Sorumun muhatabı, içinde sevgi duygusunu barındıran köylülerimiz değil! Yaşamı ve yaşamayı bilmeyen, haliyle limbik sistemi (beynin duygu merkezi) tahribata uğramış kişilerdir. Yok olmuştur demiyorum çünkü; öfke ve saldırganlık duyguları yerli yerinde dururken, sevgi ve merhametin olmayışı göstergedir. Gerçi halk arasında limbik sistemi tahribata uğramış insan yerine, işe bilimsellik katmadan beyinsiz mahlukat ve benzeri tabirler kullanılır ancak; ahlaki değerleri olmayan kişi ya da kişiler için, etik çizgiler dışına çıkıp basın yoluyla hakaret ediliyor imajı yaratmayalım.
 
Bir önceki yazımda, Gökçeada’da sık yaşanan elektrik kesintileri için “Saydınız mı Kaç Oldu?” başlığını atmıştım ki, peşine tekrar hayvan itlaflarıyla karşılaştım. Endişem o ki; tekrar eden bu çirkinlikler devam edecek ve ben, sürekli  “Saydınız mı Kaç Oldu?” sorumu yineleyeceğim.
 
Peki, bu ölümler nasıl düzelecek? Faillerini düzelterek! mi? Yoksa karşı önlem olarak birilerini harekete geçirerek mi?
 
Kimileri şimdi Ada’nın tek sorunu sanki sokak hayvanları diyerek kulak arkası edecektir. Ada’da sorundan bol ne var ki? Küçümseyip peh! başka sorunlarımız var bizim dedikçe, sorun çemberinde turlayıp duracağız, ama hiçbir şey çözemeyeceğiz.  Büyük sorunları ortadan kaldırmak için, evvela küçük sorunları mı çözmek, yoksa dur hele! şunları bir çözelim onları da hallederiz demek mi lazım? Birileri durdukça bugün Odi ölür, yarın Reçel, Boncuk ve diğerleri…

Adamızın koyunları ve keçileri, kedi ve köpeklerden daha bir serbest yaşıyorlar ancak onlar gibi zehre bulanmış bir parça ekmeğe kurban gitmiyorlar. Özgürce geziyor, yiyip içiyor vakti geldiğinde de “menfezci” diye tabir edilen birkaç hırsız tarafından kamyonlara doldurulup rant amaçlı kullanılıyor ve ya esas sahiplerince satılıp paraya çevriliyor, bir kısmı da etinden sütünden yararlanmak için kullanılıyor. Menfezci tabiri de buraya özgü; hırsızların, hayvan yakalama tekniklerinde menfezleri kullanıyor olmasından geliyormuş.

Kedinin, köpeğin suçu, para etmeyişi mi? Bu da bize, değer yargılarının ve inançların ölçüsünün, artık “Para” olduğu sonucunu göstermiyor mu? Görünen o ki; insanlar için kullanılan“Paran yoksa hiçsin” tabiri limbik sistemine parayı ekleyenler için “Para etmiyorsan hiçsin”miş…
 
İsterim ki; “Kapı gibi belediyemiz var” diyebileyim. İsterim ki; Belediyemiz ön ayak olsun, bu katledilmeye mahkum sokak hayvanları için bir barınak yapılsın. Gökçeada’da her anlamda Belediyemiz tarafından idare edilen yüzlerce esnaf var ki; hepsi çok küçük miktarda yardımla Belediyemiz öncülüğünde bu barınağı ortaya çıkarabilir. Her gün, onlarca restoran ve lokantanın çöpe atacağı yiyeceklerle, bu barınaklardaki aciz canlar karınlarını doyurabilir. Çok mu zor? Bu kadarına zor diyen, yapamam diyen,  Adanın Sorunları sözünü ağzına almasın, Çözüm lafını tahayyül dahi etmesin. Bu vesile ile Belediye Başkanımız Sayın Yücel Atalay'ı, Muhtarlarımızı, Esnafımızı ve Gökçeada'nın Hayvanseverlerini, Sosyal Sorumluluk Projesi oluşturmaya davet ediyorum.
 
Konuyu Ekolojik, Sağlıksal, Ekonomik ve Sosyal açıdan ele aldım. Dini açıdan da ele alıp, kutsal kitaplardan ayetlerle, hadislerle de süsleyebilirdim lakin bu katliamı gerçekleştirenlere “İnanıyorsanız, Allah’ınızdan Bulun” sözüyle “şimdilik” noktamı koyayım.
 
 
  • PAYLAŞ