Bugün: 15.11.2018

KİMLİĞİMİ KAYBETTİM


Sıcaklar geldi. Pazar günü, uzun kollu gömleklerimizi, kazaklarımızı, hırkalarımızı, süveterlerimizi hurçlara doldurup kaldırdık. Yazlıklarımızı çıkardık. Çıkardığımız yazlıkları gelin çeyizi gibi odaya serdik. Bu iyi, bu işe yaramaz diye ayırdık. İyileri ütüleyip dolabımıza yerleştirdik. Giymeyeceklerimizi ihtiyacı alanlara verilmesi için ilgili yerlere vermek üzere poşetlere koyduk. Sonra da ufak tefek ihtiyaçlarımızı karşılamak için çarşıya çıktık. De Facto’ya uğradık ben iki T-Shirt beğendim. Oradan sonra LC Waikiki’ye girdik. Eşim bir tunik aldı, ben bir tane Kanvas pantolon aldım. Ayakkabıya da ihtiyacımız vardı. Önce Chi Shoes uğradık. Kendime göre ayakkabı bulamadım.  Buradan çıktık, Alpina Outdoor girdik. Jack Wolfskin markalı bir ayakkabı beğendim. Daha doğrusu beğendirildim. Çünkü bu ayakkabı Thermotern imiş. Ne anlama geldiğini anlamadım ama “Haaa öyle mi?” dedim. Epeyce pahalı olmasına rağmen aldım. Tam çıkarken Caterpiller markalı bir ayakkabı daha gördüm. Hoşuma gitti, markası da afili. Onu giydim mi kendimi iş makinesinin üstüne çıkmış gibi hissederim. Kapısında Keep Out yazan bir yere daha girdik. Burada da giysi satılıyor. Dolaştık çıktık. A&F Collection adlı mağazaya girdik. Buradan bir sweet short aldık. Blazer ceketler indirime girmiş. Fiyatı uygun geldi eşime Blazer ceket aldık. SL+Plus denilen bir yere girdik. İç çamaşırı satıyorlar. Ben birkaç tane Boxer aldım. Sliplerde güzeldi ama bu yaştan sonra as solist olamayacağıma göre slip almadım. Bende Money tükendi. Bu kadar alışveriş yeter artık Okey dedim. Açıktık, King Burger’e girelim dedik. Masaların hepsi doluydu.  Simit House’tan birer simit alıp yedik. Sahile indik Antique Cafe’de,  Nescafe içtik. Aslında ben Türk kahvesi istedim ama yapmıyorlarmış. Mecburen Cappacinolu Nescafe içtim. Cafe Mat’ta ice-tea içtik. Akşam Nile’s barda canlı müzik varmış. Yemekten sonra gelmeye karar verdik. Eve dönerken cep telefonu tarifesi için bayiye uğradım. Derdimi anlattım. Hanım kızımız, “Call centeri arayın beyefendi” dedi. Orası neresi diyemedim, ama sora sora öğrenirim. Yorgun argın eve geldik. Üçlü kanepeye uzandım. Survivor’ı seyrederken, Eşim “Eşyalarını çekmecene koyar mısın?” dedi. Kalktım aldıklarımı çekmeceme yerleştirdim. Fişlerin üstündeki mağaza isimlerine gözüm takıldı. Sonra aldıklarımın markalarına baktım. Ben bu isimleri rahmetli babamın yanında okusaydım, “Aferin oğluma takır takır İngilizce konuşuyor” derdi. Yahu içlerinde hiç Türkçe bir isim yok mu? Vallahi yok! Billahi de yok! Sanki kafama tokmakla vurdular. Kimliğimi kaybettiğimi fark ettim. İçime bir hüzün çöktü. Mutfağa gittim, dolaptan dana etini çıkardım. Tas kebabı pişirdim. Yanına bulgur pilavı yaptım. Ezine peyniri çıkardım, Tahin helvasına limon sıkarak paşa mezesi yaptım. Bir de yeni Rakı açtım. Kimliğimi nasıl kaybettiğimi düşünmeye başladım. Ama bulamadım.  Yeni Rakı değil de Danone Ayran açsaydım kimliğimi bulabilir miydim?   

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1445