Bugün: 18.02.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • KAZDAĞLARINA SAHİP ÇIKMAYA GİDİYORUZ

KAZDAĞLARINA SAHİP ÇIKMAYA GİDİYORUZ

Aşkları ile sevgileri ile efsaneleşmiş Kazdağı Sondajlardan sonra ÇED raporlarının alınma ihtimalinden korkar oldu Yapmayın, kıymayın Kazdağlarına
Çanakkale Belediyesinin tertiplediği, KAZDAĞLARINA SAHİP ÇIKMAYA GİDİYORUZ dedik ve 02 Haziran 2015 günü gittik. Sabah sekiz de şirin İlçemiz Bayramiç’e doğru yola çıktık. İçinden geçtiğimiz, madencilere karşı ilk direnen, Gece gündüz nöbet tutup madencileri köylerine sokmayan, Hatta köy kahvesinde çay bile içirtmeyen, Kuşçayırı köyünü bütün kalbimizle takdir ettik. Bayramiç de çay ve kahvaltı molası verdikten sonra Evciler köyünden kşi mayalı köy ekmeğimizi aldık. Yolda “sebebi bilinmeyen” denilen aslında herkesin bildiği, Madencilerin kullandığı kimyevi maddeler nedeni ile kuruyan bağları ağaçları görünce yüreğimiz burkuldu. Hele hele maden ocağı nedeniyle yeşillikler arasında bozkırlaşmış Kurşunlu Köyünü görünce daha da bir hüzünlendik. 

Ayazmaya doğru yola çıktık. Yol üzerindeki bir alabalık çiftliğine uğradık. Yeşillikler içindeki doyumsuz manzarada Ciğerlerimize oksijen ziyafeti çekerek, hüzün ve acılarımızı unutmaya çalıştık. Ama nafile! Acımız daha da arttı. Şu manzara, şu güzellik kaç gram altınla sağlanabilir, diye düşünmekten kendimizi alamadık. Madencilere ve bunlara çanak tutanlara doya doya beddua ettik. Kazdağlarının kalbi denilen Ayazmaya geldik. Kanyonu, şelaleyi, mağaraları gördük. Binlerce yıl gerilere gittik. Tahta at hilesi ile yenilen Truvalıların katliamdan kurtulmak için saklandıkları mağaraları gördük. Truva denilince Achillius’u (Aşil)  hatırladık. Achillius’un annesi Theitis oğlunu ölümsüz olması için yıkadığı Styx nehri önümüzde akıyor. İşte bu şelalede yıkanmıştı bebek Achillius. Annesinin eline su değmemesi gerekiyordu. O da topuğundan tutarak yıkamıştı Achillius’u. Su değmediği için tek zayıf noktası idi topuğu. Truva savaşında Paris tarafından okla topuğundan vurulduğu için ölmüştü Achillius. Truva kralı Priamos’un oğlu olan Paris, kahinlerin uğursuzluk getireceğini söylemeleri üzerine o zaman İda denilen bu dağda ölüme terke edilmişti. Biraz çapkın olan Tanrı Zeus Hera, Athena ve Afrodit adındaki üç güzelden hangisi ile evleneceğine karar veremez. Hangisinin daha güzel olduğuna karar vermesi için İda da bir ayı veya bir çoban tarafından korunup bakılan Paris’e bu üç güzelden birini seçmesi için görev verir. 

Paris kara kara düşünürken Hera, Asya ve Avrupa krallıklarını vaat eder. Athena, dünyanın en üstün aklı, en büyük yiğidi ve kahramanı olmayı vaat eder. Afrodit ise dünyanın en güzel kızı ile aşkı vaat eder. Paris, krallığı, kahramanlığı, akıllı olmayı ret edip aşkı seçer. Agemennon’un güzel karısı Helen ile aşk yaşar. Bu aşk Truva savaşlarına sebep olur. Aşk ile akıl bir arada durmaz denilir herhalde bunun da sebebi bu olay olsa gerek. Ve böylece dünyanın ilk güzellik yarışması ile birlikte, dünyanın ilk rüşvet olayı da gerçekleşmiş olur. Afrodit cüzzam hastalığına yakalanır. Tanrı Zeus’un cüzzamdan kurtulması için yıkanmasını söylediği su da işte burada. Bu küçücük su birikintisi, yılın her günü aynı seviyede durur. Ne yağmurda, ne de kuraklıkta su seviyesi değişmez. 

Ya yana yana akan iki kaynaktan birinin sıcak, birinin soğuk akmasına ne denilir? Kaç kilo altın harcayarak böyle bir şeyi ortaya çıkarabilirsiniz. Bak işte yine altıncılara ve bunlara çanak tutanlara beddua edesim geldi
Ağzımı doldura doldura beddua ettim - Amin. 

Yukarıya bakınca zirveye adını veren Sarıkız’ı görüyoruz. Bir anlatışa göre Kavurmacılar köyünde yaşayan Sarıkızın babası hacca gider. Kızını köyün imamına emanet eder. Bu arada kıza köyün delikanlıları evlenme teklifinde bulunur. Sarıkız hiçbirini kabul etmez. Babası hacdan gelince Sarıkız hakkında kötü yola düştü diye söylentiler çıkarılır. Babası Sarıkızı öldürmek için köyden çıkarırken köylüler kıza yumurta atarlar. Yumurta sarıları nedeniyle sapsarı olan kıza Sarıkız denilmeye başlar. Kız köyden çıkarken kendisine iftira atanlara “ocağınız sönsün” diye beddua eder. Babası kızına kıyamaz onu İda denilen dağa bırakır. Bir ceylan avlayarak onun kanına buladığı elbiseyi köye getirerek kızını öldürdüğünü söyler. Zamanla dağda ermiş bir kızın bulunduğu söylenir. Babası bu ermiş kızın kendi kızı olabileceğini düşünür. Dağa gider kızını bulur. Abdest almak için su ister. Sarıkız sol elini körfeze uzatır bir kap su alır, babası bu su tuzlu der. Sağ elini uzatır bir kap su alır bu su tatlıdır. Babası bunu görünce oracıkta hakkın rahmetine kavuşur. Akçayda denizden çıkan tatlı suyun işte bu tatlı su olduğu söylenir
İşte en yüksek tepeye Sarıkız tepesi, İkinci yüksek tepeye de Babadağ denilir. Kavurmacılar köyünün de Sarıkızın bedduasından sonra gerçekten ocağı söner. Halen köyde üç hane yaşamaktadır. Körfeze bakan köyede kimse yaşamak istemez.  Bizde madencilere ve çanak tutanlara beddua etsek, Sarıkızın bedduası gibi tutar ümidiyle bedduamızı yaptık. Allah kabul etsin – Amin 

Bir alabalık çiftliğinde kiremitte alabalık molası verildikten sonra dalından koparılmış çileklerimizi, kirazlarımızı yedik. Bayramiç’den Cazgirler yolu ile Karaibrahimler köyünden Çan yoluna çıktık. Karaibrahimler köyü denilince aklımıza hemen Aşıklar yolu gelir. Her yılın Mayıs ayının ilk Pazar günü yani anneler günü, civar köylerden de gelenlerin katılımıyla gençler bir, bir buçuk kilometrelik bu yolda aşkını arar. Aşkını bulan da yolun sonundaki çeşmeden su içerek aşklarını ölümsüzleştirirler. Yüz yıla yakın devam eden bu gelenekle aşklarını bulanların mutluğunu kaç kilo altınla ölçebilirsiniz? Seyran tepe denilen yerden madencilerin tahribatını seyrederken
Yine madencilere ve onlara çanak tutanlara beddua edesim geldi. Canı gönülden bedduamı yaptım. Allah kabul etsin – Amin. 

Çanakkale Çan yolu üzerindeki Balaban mevkiinde çay molası verdik. 1934 yılında büyük önderimiz Atatürk ile İran Şahı Rıza Pehlevi Çanakkaley’e gelirken mola verip kahve içtikleri ağacın altında çaylarımızı, kahvelerimizi yudumladık.
İşte Mitolojide bin pınarlı dağ olarak anılan Kazdağları! 

Biz bir pınarını görüp anlatmaya çalıştık. Geriye daha 999 pınar var. 

Kimbilir bu pınarlardan kaç kişi su içti, kaç kişi can buldu
Kimbilir kaç çiçek açtı, kaç çiçek soldu
Kaç yaprak açtı, kaç yaprak kurudu
Kaç yaprak yere düşüp toprak oldu 
Kaç defa güneş battı, kaç defa güneş doğdu
Kaç aşk başladı
Kaç aşk son buldu
Kazdağları binlerce yıllık bu hikâyelere tanık oldu
Ama şeytanın şerikleri bunları hiçe sayıp
Üç kuruşluk altın için 
Kazdağlarını kimyevi atıkları ile doldurdu
Aşkları ile sevgileri ile efsaneleşmiş Kazdağı 
Sondajlardan sonra
ÇED raporlarının alınma ihtimalinden korkar oldu 
Yapmayın, kıymayın Kazdağlarına

Unutmayın! 

KAZDAĞLARI HERHANGİ BİR YER DEĞİLDİR
ÜSTÜ DE ALTINDAN DEĞERLİDİR
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 872