Bugün: 13.11.2018

GÖÇMEN EKONOMİSİ

Bizdeki para tükenince AB ülkelerine “salarım ulan bunları” deyip bir efeleniriz Onlar da “aman din kardeşleriniz sizin olsun alın size üç milyar avro” derler Hem de canlı canlı İyi para vallahi
1800 lü yıllara kadar Ülkelerin temel ekonomisi toprağa dayalı idi Makineleşme ile toprak ekonomisinin yerini Sanayileşme aldı Sanayileşme insanlık tarihindeki iki büyük kanlı savaşa mal oldu Milyonlarca can bu uğurda telef oldu
2000 li yıllarda ise bilişim ve iletişim ekonomisi temel ekonomi oldu
Sanayi üretimi ikinci ve üçüncü dünya ülkelerine devredildi
Çünkü epey bir kirlilik yaratıyordu
Ağababalar daha temiz olan 
İletişim ve bilişim alanında yerlerini aldılar
Elimize bir akıllı telefon tutuşturdular
Artık ev de bile bu telefonlar sayesinde iletişim kurmaya başladık
Adına da “sosyal ağ” veya “sosyal iletişim” dediler
Hepimiz sosyalleşme adına karşılıklı konuşamaz olduk
Şöyle bir düşünün bakalım
Çocuklarınızla ki 20 yaş üstünü kastediyorum 
En son ne zaman bir saat civarında 
Karşılıklı oturup konuşarak sohbet ettiniz
Bir de sosyal ağlarla günde kaç saat vakit geçiriyorsunuz
Konuşamadığınızın farkına varabildiniz umarım
Şaka gibi ama buna da “sosyal iletişim” diyorlar
Aslında ben ekonomiden bahsedecektim ama
Sosyalleşme konusu beni bu hallere soktu
Asıl konumuza dönersek,
Ülkemizin iletişim ve bilişim alanında 
Tüketici olmaktan başka bir özelliği yok 
Sanayi alanında biraz da olsa varız
Henüz uçarken görmedik ama uçak yapmışız
Çakma da olsa otomobil yapacağız inşallah!
Beyaz eşyaya laf söyletmem dünyanın her yerinde varız
Toprakla zaten işimiz olmaz
İletişim ve bilişim alanında esamemiz yok
Çok büyüdük diyorlardı da inanmıyordum
Ama artık inandım iman ettim
Biz “göçmen ekonomisi” ile büyümüşüz 
Sıfır sorun diye diye bütün komşularımızla papaz olduk
Özellikle güney komşularımızın işlerine burnumuzu soktuktan sonra
Bize teşekkür etmek için çoluk çocuk ülkemize akın ettiler
Eh bizim de Anadolu kadar büyük yüreğimiz var
Ben demiyorum 
Anadolu kadar büyük yüreğini, 
2500 koruma ve zırhlı araçlarla taşıyabilen en büyüğümüz söylüyor
Anadolu kadar büyük yüreğimizi din kardaşlarımıza açtık
Ama onların insani yardım bakımından
Yiyeceğe, yakacağa, silaha ihtiyaçları var
Yiyeceği içeceği anladım da silaha niye ihtiyaç var anlamadım
Devletin belli bir bütçesi var
Bütçeyi adaletli olarak dağıtmak lazım
İşçiye, memura, emekliye insanca yaşaması için imkan sağlanmalı
Ama bunlar ne yapar?
Ölümlük, dirimlik, kefen parası diye 
Kazandıkları paranın bir kısmını biriktirirler
Halk zenginleşir
Halkı idare edenlerde orta hallice olurlar 
Bakanlarımız dairelerine Metrobüs ile gitmek zorunda kalırlar
Maazallah akbil paralarını bile ceplerinden öderler
Bir yüzük ile yola çıkan devasa zengin olamaz
Oysa bizim düsturumuz
Akbil, akbilenlerin cebinden bir şey götürmez aksine cebi doldurur
Kısacası para durduğu yerde bir işe yaramaz 
Devamlı el değiştirmeli
Eh para söz konuşu olunca evelallah şeytana bile ders veririz
Din kardaşlarımızın yiyecek ve yakacak ihtiyaçlarını yandaşlarımızdan alırız
Din kardaşımızın karnı doyar sırtı ısınır
Yandaşımızın da cebi dolar kanı bize ısınır
Girişimcilerimiz, kişi başı üç bin avro karşılığında
Avrupaya gitmek isteyen din kardaşlarımıza miadını doldurmuş teknelerle 
“Aşk Gemisi” kıvamında mavi yolculuk yaptırırlar
Tekne batınca büyük küçük demeden birçok kişi canını kaybeder ama
Bıraktıkları paralar ekonomimize can verir
Merdiven altı girişimcilerimiz, din kardaşlarımıza
Can yeleği, şişme bot satıp para kazanırlar
Cami cemaatlerinden din kardaşlarımız için para toplanır
Toplanan paranın yüzde kırkı toplayanın olur
Hem din kardaşlarımızın karnı doyar
Hem de dinbaz kardaşlarımızın cebi dolar 
Bizdeki para tükenince
AB ülkelerine “salarım ulan bunları” deyip bir efeleniriz
Onlar da “aman din kardeşleriniz sizin olsun alın size üç milyar avro” derler
Hem de canlı canlı
İyi para vallahi
Bununla neler yapılır neler!
Bizim kurtuluşumuz “Göçmen Ekonomisi”dir arkadaş
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 868