Bugün: 24.05.2018

ÇOCUKLARIMIZ ÖLMESİN


Bir vesile ile köyüme gittim.

Dört ay önce vefat eden anneciğimi de ziyaret ettim.

Mezarının başına oturdum. Gözüm diğer mezar taşlarını taradı.

Hemen hemen hepsini tanıyorum.

İçlerinde, çocukluk arkadaşlarım bile var.

Şerafettin.

Mezarının üstüne bir tespih ağacı dalı konmuş ya da atılmış.

Tespih ağacını bilir misiniz?

Yaprakları açık yeşildir.

Sanki yapraklarına kül dökülmüş gibidir.

Bahar aylarında beyaz çiçek açar.

Çiçeklerini dibinde tatlı bir öz suyu vardır.

Çocukken tespih ağaçları çiçek açtığında

Çiçeklerin dibindeki bu tatlı suyu emerdik.

Tespih ağacının fındık büyüklüğünde bir meyvesi olur.

Çeğirdek deriz.

Keçiler bunu çok sever.

Çekirdek çitler gibi çeğirdeğin dışını yer, içindeki çekirdeği ağzından atar.

Tespih ağaçlarına bir keçi yaklaşmışsa

Ağacın atında bir sürü çekirdek olur.

Bu çekirdekleri toplar, kızgın şişle ortalarından deler tespih yapardık.

Çeğirdekleri dalından kopararak da tespih yapabilirdik ama

Nedense kimsenin aklına gelmezdi.

Çünkü onların keçilerin hakkı olduğunu bilirdik.

Keçiler yedikten sonra çıkardıklarından tespih yapardık.

Herhalde bunun için adına tespih ağacı diyoruz.

Şerafettin’lerin evinin yanında çok tespih ağacı vardı.

Birkaç tane de keçileri. Keçiler çeğirdekleri yedikçe,

Çekirdeklerini toplar Şerafettin ile tespih yapardık.

Yaptığımız tespihleri camiye götürüp hediye ederdik.

Hediye diyorum ama hediyelerimizi hep namaz vakitleri götürürdük.

Namaza gelenler, bize aferin derler bazen para bile verirlerdi.

Aldığımız para, ortası delik iki buçuk kuruş ya da beş kuruştur.

O günleri hatırladım. Hasan da çocukluk arkadaşım.

Çok güzel meşe oynardı. Hep üterdi.

Ne güzel meşelerimiz vardı. Rengârenk.

Okul bahçesinde, sokak aralarında oyunlar oynardık.

Kendi oyuncaklarımızı kendimiz yapar

Ya da ağabeylerimize yaptırırdık.

Güvercin takla, birdirbir, çatal oynardık.

Topaç çevirirdik.

Kızlar ip atlar, seksek, beş taş oynarlardı.

O günleri hayal ederek köye girdim.

Öğrenci servisi geldi.

Maalesef köyümüzde artık öğretmen yok.

Taşımalı eğitim yapılıyor.

Maalesef diyorum, bendeniz taşımalı eğitime son derece karşıyım.

Çünkü köyde imamdan başka memur kalmadı.

Hoş artık öğretmenler köyde oturmuyor ama

Ben yine de köyde bir öğretmen olmasının çok yararlı olacağını düşünüyorum.

Saat 17.00 sıraları, Minibüsten 20 den fazla öğrenci indi.

Birinin elinde bir cep telefonu

Sanırım yeni almış.

Etrafındakilere, gururla gösteriyor.

3 G diyor, ayfon diyor.

Fotoğraf çekiyormuş.

Çekerek de gösteriyor.

Kızlar kendi aralarında, feysbuktan konuşuyorlar.

Yemek yapıyorlarmış.

Babasından bilgisayar istemiş.

Dedesi de yardım ederse babası bilgisayar alacakmış.

O zaman çiftlik kuracakmış.

Kimse ip atlamıyor, seksek oynamıyor.

Beş taşı bilen yok.

Erkeklerin meşe oyunundan, topaçtan haberi yok.

Varsa yoksa sanal âlem.

Bedenleri ile oynayan çocuk yok.

Oynamayı da bilmiyorlar.

Oynamayan çocuk olur mu?

Çocuk oynamazsa yaşayabilir mi?

Çocuk oyunları ölmüş.

Bari çocuklarımız ölmese.


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ