Bugün: 19.02.2018

CİĞEROĞLU

Dinlediğimiz hikâyeler belki hoşumuza gidiyor ama Ciğeroğlu kumaşı götürüyor haberimiz yok!


Ömrü hayatımızda neler gördük neler
Darbeler gördük
Krizler gördük
Afetler gördük
Ama son yıllardaki kadar cingözlükler görmedik
Başbakana yazar kasa fırlatıldı
Gösteriler, yürüyüşler, protestolar oldu
Ama kimse vatandaşa “İsrail dölü “ demedi
“Ananı al da git” demedi
Kimseye yumruk atmadı
Krizden, afetten sonra “Bize darbe yapmak istiyorlar” demedi 
Paralellerin işi demedi
Gerçi o zamanlar bu günün paralelleri
Şikâyetçi paralellerle birlikte hareket ediyorlardı
Neyse onlar kendi sorunları!
Gazeteciler olay yerinden kovulmamışlardı
Köşe yazarları hedef gösterilmemişti
Kendilerini eleştirdi diye kimsenin ekmeği ile oynanmamıştı
Ama oy da alamamışlardı
Şimdi ise sokakta duysak utanacağımız sözler
En yetkili ağızlardan çıkıyor
Kimsenin umurunda değil
Hatta siyaseten prim bile yapıyor
Bu bize Terzi Ciğeroğlu’nu hatırlatıyor
Terzi Ciğeroğlu Mevlana’nın Mesnevisindeki bir hikâyenin kahramanıdır
Bence günümüzün kahramanına çok benziyor 
Dinleyin bak!
Bir kişi etrafında toplanan kalabalığa 
Ciğeroğlunun yaptığı sahtekârlıkları, kurnazlıkları, hileleri anlatmaktadır
Terzilik yapan Ciğeroğlunun bu güne kadar kandıramadığı
Karşılaşıp ta dolandırmadığı hiç kimsenin olmadığını söyler
Dinleyiciler arasından birisi 
-O da kim oluyormuş! Benden bir iplik bile çalamaz
Diyerek ortaya atılır
-Yapma kardeş, senden nice akıllıları kandırdı
Onun hileleri ile sen baş edemezsin derler 
Derler ama bizim ki inat eder
-Bu Ciğeroğlu denen terzi benden bir iplik bile çalamaz 
İsteyenle iddiaya girerim. İşte şu Arap atı benim
Ciğeroğlu benim rızam dışında benden bir şey alırsa bu at sizin olsun
Alamazsa bu atın dengini sizden alırım der
Bu iddia kabul edilir
Ertesi sabah bizim iddiacı koltuğunun altına bir top Atlas kumaş alır
Hilekâr Terzi Ciğeroğlunun dükkânına gider
Terzi Ciğeroğlu, bütün riyakâr gülümsemesiyle müşteriyi karşılar   
Hoş beş, izzet ikram derken 
Önceden diktiği giysileri göstererek müşterisinin güvenini kazanır
Bizim iddiacı müşteri Atlas topunu terzinin önüne atar
-Bundan bana savaş için bir kaftan dik
Belinden aşağısı bol olsun ki, savaşta ayağıma dolaşmasın
Yukarısı dar olsun ki güzel dursun der
Terzi bir temenna çakar
-Baş ütüne efendim! Kumaşın çok güzelmiş. Zevk sahibi olduğun belli
Sana öyle bir kaftan dikeceğim ki herkes beğenecek dönüp dönüp sana bakacak
Ciğeroğlu Kumaşı eline alır ölçüp, biçerken bir yandan da müşteriyi lafa tutar
Eski müşterilerinden bahseder    
Bazılarının cimriliklerini, bazılarının lütuf ve ihsanlarını anlatır
Güldürmek için komik hikâyeler anlatır 
Müşterinin gurunu okşayacak sözler söyler
Bizim iddiacı katıla katıla gülerken, terzi Ciğeroğlu Müşterinin gözünü avlayıp
Kumaştan kestiği bir parçayı masanın altına atıverir 
Tekrar hikâyeler masallar anlatır 
Yine müşterinin kendinden geçtiği anlarda 
Kumaştan parçalar kesip masanın altına atar  
Dinlediklerinden hoşlanan iddiacı müşteri 
-Allah için o kadar güzel anlatıyorsun ki, lâtifelerin canıma can kattı
Ne olursun gülünecek bir şey daha söyle diye adeta yalvarır
Terzi Ciğeroğlu birkaç hikâye daha anlatır
Müşteri güldükçe kumaştan parçalar aşırır
-Bir tane daha anlat ne olursun deyince 
-A saf oğlu saf! Vazgeç artık hikâye, masal dinlemekten 
Bir hikâye daha anlatırsam kaftanın daracık olacak. İçine giremeyeceksin
Gururun okşandı! Hikâyelere gülüyorsun ama gülmenin yeri değil!
İçinde bulunduğun hali bir bilseydin güleceğin yerde kan ağlardın  
Evet! 
Dinlediğimiz hikâyeler belki hoşumuza gidiyor ama
Ciğeroğlu kumaşı götürüyor haberimiz yok!  
  
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 992