Bugün: 25.05.2018

BİZİM KIZIN HALLERİ


 

Boğaz harbinde beraber savaşmışlardı.
Savaş sonunda memleketine dönmüş, anasının babasının öldüğünü,
Kız kardeşinin de evlenip gittiğini öğrenince,
Bir yolunu bulup, boğaz harbinde ilk defa adını duyduğu Yeni Zelanda’ya göç etmişti.
Adı Adem idi. Yeni Zelanda vatandaşı olmuş adına da Adam diyorlardı.
Nüfus kağıdında da Adam diye yazıyordu.
Omuz omuza savaştığı arkadaşı Şerif Ali’yi hiç unutmamıştı.
Yıllar sonra ömr-ü ahirinde Anavatanını görmek ve özelliklede
Şerif Ali’yi görmek için yola çıkar.
Şerif Ali’yi bulur. Birbirlerine sarılırlar.
Yaşlarına rağmen hafızaları halen güçlüdür.
Askerlik hatıralarını savaş günlerini yad ederler.
Adem,
-Savaştan sonra, Ülkemiz ile ilgili çok şeyler duydum.
Boğaz harbinden sonra Bağımsızlık savaşı verdiğinizi duyduk.
Mustafa Kemali duyduk. Yeni modern bir devlet kurduğunuzu duyduk.
Anlat hele neler oldu?
Şerif Ali,
-Büyük savaşta yenik sayıldık.
Uğruna can verdiğimiz, kan verdiğimiz ülkemizi işgale kalkıştılar.
Kahraman kumandanımız Mustafa Kemal’in önderliğinde yeniden savaştık.
Ümmet iken Millet olduğumuzu öğrendik.
Gururla Cumhuriyeti kurduk.
Dilimizi tarihimizi öğrendik.
Yeni alfabemiz oldu. Gençlerimizi, kız erkek demeden okuttuk.
Okullar ile Öğretmen okulları ile cehalete de savaş açtık.
Bez fabrikalarını, Şeker fabrikalarını, Çeltik Fabrikalarını,
Kundura fabrikasını, Demir Çelik fabrikalarını kurduk.
Kefereye olan borcumuzu ödedik.
Dışarıdan aldığımız borçları yemedik, fabrikalar kurduk.
Borcu borç ile ödemedik. Ürettiklerimizle ile ödedik.
Bu arada Mustafa Kemalimizi kaybettik
İkinci büyük savaşa, bütün dünyanın bastırmasına rağmen girmedik.
Milletimiz ve Başımızdakiler savaşın ne olduğunu biliyorlardı. Savaşa girmediler.
Başlangıçta tek partimiz vardı.
Büyük savaştan sonra bize demokrasi de geldi.
Demokrasinin olmazsa olmazı olan partiler kuruldu.
Savaş ve başlangıçtaki yokluk yıllarının etkisi ile
Başımıza yeni kurulan partiyi getirdik.
Bu parti bize her şeyi verdi. Elimiz para gördü.
Hatta bir daha savaşa girmemek için taaa Kore’ye asker gönderip savaştık.
Bizi NATO ya aldılar.
Artık Askeriyemizin elinde çakaralmaz mavzerler yerine
Amerika’nın otomatik silahları vardı. Bizi korumak için füzeler verdiler.
Ne yapacaksınız demeden borç verdiler. Her mahallede bir milyonerimiz oldu.
Siyasetçiler ülkemizi Küçük Amerika yapacağız dediler.
Siyaset, dolayısıyla demokrasi devleti ele geçirdi.
Artık halkın dediği oluyordu. Halk iş aş istiyordu.
Siyasilerde bol kepçe veriyorlardı.
Bir ara gençler, kapitalist Amerika bizi sömürüyor, 6 ncı filo defol falan dediler.

Ama dindarlarımız onların hakkından geldi
Kenan Paşamız sayesinde de
Ülkemiz kıpkırmızı Kan gölü iken, şimdi rengârenk türban denizi gibi oldu.
Halkımızın maneviyatı arttı. Maneviyatı artınca uysallaştı.
Önümüze konanlara şükretmeyi öğrendik. Tevekkülü öğrendik.
İleri görüşümüz arttı. O kadar ileriyi görmeye başladık ki.
Bu dünyadan öteki dünyayı görür olduk. Cennetteki yerimizi sağlama almak için
Hoca efendilerin önünde diz kırdık. Hamdolsun onlar da bizi irşat ettiler.
Cumhuriyet yıllarında kurduğumuz sanayi tesisleri eskimişti.
Onları gâvurlara kakaladık parasını çatır çatır yedirdik.
Yedirdik diyorum çünkü

Başımızdakiler Haram diye millete yedirmedi, kendileri yediler
Ümmet yerine millet diyenleri,
Milletin malı satılmaz diyenleri hapislere doldurduk.
Bunların televizyonlarını, gazetelerini başlarına geçirdik.
Bazı bölgelerde isyanlar çıktı. Şimdi oraları da onlara vererek,
Derd üstü murad üstü yaşantımıza devam etmek için başımızdakiler,
Amerika ile Avrupa ile çatır çatır pazarlıklar yapıyorlar

Akiller insanları görevlendirdik

Halka, Açılım sürecini, Barış sürecini anlatıyorlar

Mısır’a, Libya’ya, Tunus’a demokrasi götürdük

Şimdi de Suriye’ye efeleniyoruz

Kefereler ağzını açıp tek laf söyleyemiyorlar.
Yani anlayacağın çok geliştik çoook.
Adem,
-Bak Şerif Ali sana bir hikaye anlatacağım.
Bizim gibi Hasan ile Ahmet adlarında iki dost yıllar sonra buluşmuşlar.
Eskilerden anlatmışlar. Laf dönmüş dolaşmış çocukların durumuna gelmiş.
İkisinin de birer kızı varmış.
Hasan,
-Benim kız okulları iyi derecelerle bitirdi. Üniversiteyi kazandı.
Sınıfta kalmadan okulu bitirdi. Mezun olunca Staj yaptığı yerde işe girdi.
Yönetici asistanı yaptılar. Başındaki amiri bunu çok tuttu.
Yanından hiç ayırmıyordu. Bir sene içinde altına bir araba aldılar.
Kızın çalışkanlığı, müdürün dikkatini çekmiş. Müdür bizim kızı yanına aldı.
Bir ev alıp tapusunu kızın üstüne yaptılar.
İki sene sonra Başmüdürün dikkatini çekmiş.
Başmüdür illa benim yanımda çalışacak diye tutturmuş.
Şimdi orada çalışıyor. Kendisine dubleks bir yazlık aldılar.
Başmüdür nereye giderse onu da yanında götürüyor.
Daha gecen hafta Paris’teydiler.
Allah inandırsın 15 gün Paris’te iş kovaladılar.
Hamdolsun dört yılda evini, arabasını, yazlığını aldı.
Evlendirelim diyoruz.
Yok baba ben evlenirsem işlerim bozulur diyor.
-Senin kız ne yaptı
Ahmet,
-Ya arkadaş benim kız da Hayat kadını oldu ama ben senin gibi güzel anlatamam, demiş.
Desene Şerif Ali,
Memleketimiz müstemleke (sömürge) olmuş.
Ama ben senin gibi güzel anlatamam ki.

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1520