Bugün: 14.08.2018

BİR ASKER HİKAYESİ

O BİR ASKERDİ

İlk yoklama için Muhtarlığa isim listeleri asılmıştı
Kendi adı da vardı bu listede
Kendisi ile birlikte 5 kişi daha vardı
Köy yerinde ilkokuldan sonra okula da gidememişti
Birkaç baş hayvanları, ekip biçecek kadar tarlaları vardı
Listede adı olan 4 arkadaşı liseye gitmişler
Üniversite sınavlarına gitmişler
Bir arkadaşı Üniversiteyi kazanmıştı
İki senedir üniversitede okuyordu 
Bir arkadaşı açık öğretimde okuyordu
Diğeri ise halen dershaneye gidiyordu
Onlarla konuştu erteleyeceklerdi
Okullarını bitirirlerse kısa dönem askerlik yapacaklardı
Bu dönemde, Köyden sadece kendisi uzun dönem askerlik yapacaktı 
Okuyan arkadaşlarına gıpta etmedi değil
Ama vatan hizmetiydi bu seve seve yapılacaktı
Hem neydi ki 12 ay çabucak geçiverir
İlk yoklamasını yaptırdı
Evraklarını askerlik şubesine teslim etti
Beklemeye başladı
Nihayet beklenen haber geldi
Askerlik şubesine çağrılıyordu
Şubeye gitti evrakların aldı
Hastaneye gönderdiler
Sağlık raporunu aldı
Sağlamdı!
Gururla şubeye teslim etti evraklarını
Havacı olmuştu
Hiç ummuyordu
Uçağı ancak havada görmüştü
Şimdi yakından görecekti
Beklide uçağa bile bindirirlerdi
Büyüklerinden dinlediği askerlik hatıralarını unuttu
Sadece uçakları düşünmeye başladı 
O kocaman şeyler nasıl kuş gibi uçuyorlar ki! 
Bir an önce uçakları görmek için sabırsızlanmaya başlamıştı
Sülüsünü aldı
Biletini aldı
Ailesi, arkadaşları, 
Hatta sevdiceği bile onu uğurlamak için otogara gelmişti
“En büyük asker bizim asker!” 
Tezahüratlarıyla arkadaşlarının omuzlarında otobüse bindi
Çok duygulanmıştı!
O anda bir orduyla baş edebileceğini hissetti
Hele bir de eğitimini alsın
Silah kullanmayı öğrensin
Hele hele uçaklara da binebilirse
Görün bak o zaman düşmana dünyayı nasıl dar edecekti
Otobüs hareket etti
Otobüsün önünde arkasında el sallayanlar
Ellerini açıp dua edenler
Araba kornalarıyla coşkun tezahüratlar yapanlar
Aman ya rabbim bu nasıl bir duygu!
Gözleri yaşardı
Sanki herkes bir zafer kutluyordu
Zaferin kahramanı da kendisiydi
Şöyle bir kıpırdandı
Göğsünü kabarttı 
Evet evet! 
Askerlik bir kahramanlıktı
Kendi kendine söz verdi
Kendisini askere uğurlayanlara mahcup olmayacaktı
Askerliğini en iyi şekilde yapacak
Yüzünün akıyla uğurlandığı gibi geriye dönecekti
Sanki okumadığına bile sevinmişti
Okuyanlardan daha uzun süre askerlik yapacaktı
İçini bir sevinç kapladı
Gözünü kapatıyor ama uyuyamıyordu
Otobüsün camından ufka doğru bakıyor
Peş peşe uçan uçakları görüyordu sanki
Yere bakıyor yolun kenarında sıra sıra olmuş insanlar ona el sallıyorlardı
Yolculuğun nasıl geçtiğini anlamadı
Acemi birliğine gelmişti
Nizamiyede onu karşıladılar
Rüyada gibiydi
Masa masa dolaşıp bir şeyler sordular yazdılar
Kucağına üniformasını verdiler
Hamama götürdüler 
Üniformasını giydi
İlk gördüğü aynada kendine baktı
Aynada “KIYAFETİNİ DÜZELT” yazıyordu
Şapkasını düzeltti
Pantolonunun kemerini sağa sola salladı
Üniforması biraz boldu ama olsun yakışmıştı
Çavuş olduğunu öğrendiği birisi bağırıyordu
“Üçüncü Bölük, içtimaya”
Üçüncü bölüğe düşmüştü
Herkesin gittiği yöne o da gitti
Bir meydanda toplandılar
Burası içtima alanıymış
Biraz uzakta uçaklar vardı
Bölük Komutanı geldi
Bir konuşma yaptı
Hoş geldiniz dedi
Kurallardan bahsetti
Bir günü nasıl geçireceklerini anlattı
Boy sırası oldular
Takımlara mangalara ayrıldılar
Ve eğitimleri başladı
Önce Rahatı esas duruşu öğrendiler
Yürümeyi öğrendiler
Hizaya gel!
Sağa dön! Sola dön!
Derken zaman su gibi akıp geçmişti
Hafta sonu yemin törenleri vardı
Tören geçişi yapacaklardı
Yürürken Marş söylemeyi de öğrendiler
Marş söylerken daha güzel uygun adımda gidildiğini fark etti
Vatan marşını söylüyorlardı
Başka biiir aşk istemez, aaaşkınla çarpaaaar kalbimiiiiz
Ey Vataaaan gözyaşlaaarın dinsin, yetiştiiik çünkü biz 
Gül ki seeeen, neş`enle güüülsün ay, güneş, toooprak, deniz
Ey Vataaaan gözyaşlaaarın dinsin, yetiştiiik çünkü biz

Eskişehir Marşını söylüyorlardı
Eeeskişehir eeeskişehir, yaaalçın kaaaya saaarp yeri
Kaaalelelerden çok kuvvetli, iiiiçindeki aaaaskerleri

Bayrak marşını söylüyorlardı
Aaatalarım gööökten yeeere
İiindirmişler aaay yıldııızııı
Biiir buluuuta saaarmışlaaar ki
Reeengi şaaafaktaaaan kııırmızııı

Ne kadar güzel marşlar bunlar
Vatana bayrağa bekçilik sırası kendilerine gelmişti 
Marş söyleyerek yürürken önüne kim çıkarsa çıksın ez geçerdi her halde
Hele hele vatanına bayrağına göz dikilecek!
Animallah aslan gibi üzerine çullanırdı bu pervasızların
Nihayet yemin merasimi günü gelmişti
Binlerce ziyaretçi gelmişti tören yerine
Kendi annesi babası da gelmişlerdi
Sevdiceği de gelecekmiş ama
Köy yerinde laf olur, söz olur diye çekinmiş gelememiş
Ama bir mektup göndermiş
Kendisine aslanım yiğidim diyordu
Vatanımız, bayrağımız sana emanet diyordu
Onların şerefine leke getirirsen bir daha yüzüme bakma diyordu
Kendisini çok özlemişti ama vatan görevi şan ile şeref ile yapılmalı
Ancak ondan sonra kavuşmalarına imkân vardı
Yoksa aslaaa! Diyordu
Marşlar çalındı
Eller silaha konuldu 
Hep birlikte seslerinin çıktığı kadar bağırarak yemin ettiler
BARIŞTA VE SAVAŞTA,  
KARADA, DENİZDE VE HAVADA 
HER ZAMAN VE HER YERDE 
MİLLETİME VE CUMHURİYETİME
DOĞRULUK VE MUHABBETLE HİZMET, 
KANUNLARA VE NİZAMLARA VE AMİRLERİME İTAAT EDECEĞİME 
VE ASKERLİĞİN NAMUSUNU, 
TÜRK SANCAĞININ ŞANINI 
CANIMDAN AZİZ BİLİP 
İCABINDA VATAN, CUMHURİYET VE VAZİFE UĞRUNDA 
SEVE SEVE HAYATIMI FEDA EDEYECEĞİME 
NAMUSUM ÜZERİNE ANT İÇERİM.
 
Merasim yürüyüşleri yapıldı
Tören geçişi yapıldı
Aileleri ile buluştular
Şehir iznine çıktılar 
Memleketten konuştular
Vedalaştılar 
Tekrar eğitimlere başladılar
Dağıtımları çıktı
Doğuya gidiyordu
On gün dağıtım izne geldi
Annesini babasını kardeşlerini gördü
Sanki biraz üzgündüler
Sevdiceğini gördü
El ele tutuştular
Sevdiceği pek üzgün görünmüyordu
Belki de kendisi de üzülecek diye öyle davranıyordu
Konuşurken gözlerinin içine baka baka
Bak diyordu, kendi şerefine, vatanının şerefine, bayrağın şerefine 
Leke getirirsen benim ancak ölümü görürsün
Aman sevdiceğim ben senin ölümüne nasıl dayanırım  
Sen ölürsen ben de ölürüm dedi
Sevdiceği, ben öldüm diye ölme, vatanın için bayrağın için öl dedi
Evet! Senin ölümüne çok üzülürüm ama seninle hep gurur duyarım
Sadece ben değil annen, baban, kardeşlerin bütün köyümüz
Hatta bütün milletimiz seninle gurur duyar
İşte sen o zaman ölü değil ölümsüz olursun dedi
İşte o zaman ne kadar büyük bir sorumluluğun altına girdiğini anlamıştı
O şimdi askerdi
Askerler zor işlerin insanlarıydı 
Kendi kendine söz verdi
Vatanına, bayrağına leke düşürmeyecekti
Komutanları bir istesin o beş yapacaktı
Yorulmazdı o
Nöbetse nöbet
Eğitim ise eğitim
Savaşsa savaş
Her şeye hazırdı
Sayılı gün çabucak geçiverdi
Usta birliğine katıldı
Canla başla çalışıyordu
Uçakları görmüştü
Onları havaalanına inerken, kalkarken görmüştü
Pilotları görmüştü
Onlara hayranlıkla bakmıştı
Gececik komutanlardı 
Havada taklalar atıyorlardı
Hiç korkmuyorlardı
Birkaç kere uçakların bakımı yapılırken 
Komutanlarına yardım bile etmişti
Şehir iznine pek çıkarmıyorlardı
Çünkü görev yaptığı şehir karışıktı
Askerleri sevmiyorlardı
Sık sık da olaylar oluyordu
Bir gün çevre emniyet nöbeti tutuyordu
Şehir yine karışmıştı
Gösteriler yapılıyordu
Göstericiler nöbet tuttuğu yöne doğru geliyorlardı
Yaklaştılar
Tel örgüleri aşmaya çalışıyorlardı
Hemen nöbet kulübesindeki telefonla komutanına bilgi verdi
“Komutanım tel örgüyü aşarlarsa ateş edeyim mi?” dedi
Komutanı kesin emir verdi 
“Ne olursa olsun asla ateş etmeyeceksin”
Göstericiler tel örgüyü aştılar
Birisi bayrak direğine çıkmaya çalışıyordu
Aman Allahım!
Silahına davrandı, nişan aldı
Komutanının emri aklına geldi
Asla ateş etmeyeceksin demişti
Tekrar aradı
Ağlamaklı bir sesle “Komutanım Bayrağı gönderden indirecekler” dedi
Ateş edeceğim dedi
“Sakın ateş etme!” dedi komutanı
Dizlerinin bağı çözüldü sanki
Gözü karardı, ellerinde derman kalmamıştı  
Sevdiceğinin söyledikleri aklına geldi
“Vatanına, bayrağına leke getirirsen benim ancak ölümü görürsün” demişti
 Birden canlandı
Silahını doğrulttu
Komutanlar bağırıyorlardı 
“Kesin emir var kimse ateş etmesin”
Tekrar gözleri karardı
Fersiz gözlerle bayrak direğine baktı
Bayrak yere atılmıştı
Kalabalık bir güruh sevinç çığlıkları atıyordu
Bayrağına leke düşürmüştü
O bir şey yapamamıştı
Kulağında “ateş etmeyin kesin emir var” sözleri uğulduyordu
Bir yandan da
Sevdiceğinin sözleri kulağında çınlıyordu “benim ölümü görürsün”  
Güruh, Bayrağı sürükleye sürükleye uzaklaştı
Sanki canını da alıp gitmişlerdi
Kendinden utandı
Hayır! Hayır! Utanmadı.  İğrendi!
Artık kimsenin yüzüne bakamazdı
Askere uğurlanırken herkes onu omuzlarında taşımıştı
O bir kahraman olacaktı ama hain olmuştu
Artık köyüne dönemezdi
Anasının babasını, kardeşlerinin yüzüne bakamazdı
Sevdiceğini artık hayal bile edemezdi
Allahım ben niye görevimi yapmadım!
Sanki bana ne yapacaklardı
Ölümden ötesi yok ya!
Zaten askerlik ölümle dans etmek değil miydi?
Askerlikten başka hiçbir meslek yoktur ki
Görev yaparken ölüm göze alınsın!
Gözleri karardı...
Aklında sevdiceğinin sözleri
Ölürsen, vatanın için bayrağın için öl  
Senin ölümüne çok üzülürüm ama seninle hep gurur duyarım
Sadece ben değil annen, baban, kardeşlerin bütün köyümüz
Hatta bütün milletimiz seninle gurur duyar
Olmadı sevdiceğim olmadı! Ben artık yaşayamam 
Ben öldüm ama senin gurur duyacağın şekilde değil…

***
O görevini yapamadığı için öldü  
Çünkü o bir askerdi!
Görevini yapmayıp da ölmeyenlere ne demeli! 
 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1431