Bugün: 15.11.2018

AKIL




Yaşamımıza edebiyatı katmak ne kadar güzel!

Sorunlarımıza ya da sorun olduğunu düşündüğümüz olaylara

Edebi gözle bakabilmek az şey mi?

Tabii ki edebiyat ile tanışmak okuma ile mümkün.

Bizde okuyan insanın gözlerinin kör olacağı İnancı hâkim olduğundan

Okumakla aramız pek iyi değildir.

Anne babalar çok okuyan çocuklarını, gözlerin bozulacak diye azarlarlar

Zamanla çocuklar anne babaları gibi duyarak öğrenmeyi tercih ederler

Halkın edebiyat ve sanat ile irtibatını gazeteler ve televizyonlar sağlar

Oralardan da

Heykellere ucube, düğünde karısını kızını oynatana deyyus 

Gibi laflar duyarsa

Senfoni orkestraları kapatılırsa

Güzel sanatlarla olabilecek ilgimizi de varın siz tahmin edin

Basının takipçilerine okur, televizyon takipçilerine izleyici derken,

Bu organlara Medya dediğimizden beri, okur da izleyici de müşteri oldu

İş müşteri satıcı eksenine oturunca her şey doğal karşılandı.

Gazetelerin ve televizyonların yaşamaları için reklâm şart.

Çok satmak için gazeteler fikir yerine resimlerle doldurulursa,

TAN kültürü oluşur – ki oluşmuştur- akıl bir köşeye konulur

Televizyon başına oturuyorsunuz, reklâmlara girmek mecburiyetindeyiz

Diye bir anons duyuyorsunuz.

Yani istemiyorlar ama mecburi imiş havaları.

Dizinin sonuna gelinmiş, hop reklâmlar.

Sonunu görebilmek için reklâm seyretmek mecburiyetindesiniz

Aslında bir önceki sahne ile son sahne aynı

Bu düzen hiç bozulmadan işler ve artık normal karşılanır

Bizim Temel bir kovboy filmine gider.

Filmin bir sahnesinde, biri arkadan yaklaşıp ötekini haklar

Temel de her seferinde

—Arkana tikkat et!  Diye bağırırmış

Bir, üç, beş… Temel filmin en sadık takipçisi

 Seyirciler artık rahatsız olur.

—Temel devamlı bu filme geliyorsun, niye her seferinde bu sahnede

Arkana Tikkat et diye bağırıyorsun?

-Haçan bir hayat kurtarmaya çalışayrum ama aptal midir nedir anlamiyor

İşte bunlar aklın durduğu anlardır.

Akıl dediğimizde çoğumuzun aklına beyin gelir.

Bu beyinden herkeste hatta her hayvanda var.

Beyin iki konuda hiç zorlanmaz

1. Üreme

2. Beslenme

Hiçbir canlıya, hayvanlar dahil

Doğdukları anda itibaren nasıl meme emileceği,

Nasıl lokmayı çiğneyecekleri, üreme için neler yapılacağı öğretilmez

Beynimiz bunları yaradılıştan biliyordur

Öğrendiklerimize ise akıl diyoruz

Bir köpek uyuşturucu bulunca,

Ne kadar akıllı köpek deriz. Çünkü köpeğe bu öğretilmiştir.

İnsan da bir şeyler öğrenirse ki öğrenmeye en müsait canlıdır,

Medeniyet dediğimiz güzellikler ortaya çıkar

Eski Yunan yöneticilerinin adını hatırlayan var mı?

Sokrates, Eflatun, Aristo’yu duymayan var mı?

Acem Şahlarını mı yoksa Şirazi’yi mi tanırsınız?

İspanyol krallarını mı yoksa Cervantes’i mi tanırsınız?

Bunlar bize beynimizi çalıştırmayı öğretmişlerdir

Ki buna akıl diyoruz!

Aklımızı her daim başımızda gezdirmeliyiz 

Şimdi ise aklımızı başımız yerine

Sindirim sistemimizde taşıyoruz 

Aklımızı beyin hücreleri yerine

MİDE ve BAĞIRSAKLAR ile çalıştırmaya başladık

Mide ve bağırsaklarımız ile düşünüyoruz

Doğası gereği mide ve bağırsaktan çıkanlar etrafa biraz ağır kokular yayarlar

Bazıları bu kokulardan rahatsız olur ama Çakallar da bu kokuyu çok sever

Pardon birde üreme organlarımız ile düşünürüz

O da neslimizin devamı içindir.

Demek ki,

Aç ayı oynamaz.

Aç ne yemez, tok ne demez

Akıl akıl gel de şeyime takıl derken

İçinde bulunduğumuz gerçeği de tespit etmişiz

Öyleyse

Akıl akıldan üstündür demek yerine,

Benim şeyim seninkinden büyük hemi de uzundur demek lazım.

...

 

Sabahtan beri ne anlatıyoruz, hemen aklınız şeyinize gitmesin canım!

Midem büyük, bağırsaklarım uzun demek istemiştim

 

 



Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ