Bugün: 26.05.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • “KİŞİLİK BOZUKLUĞU” ÜZERİNE…

“KİŞİLİK BOZUKLUĞU” ÜZERİNE…


Psikiyatrinin ilgi alanında olan böylesi bir “konu” ile günlük yaşantımızda sıklıkla karşılaşmayanımız yok gibidir. Her halde böylesi bir “rahatsızlığı” anlamak için psikiyatr olmak gerekmiyor!  Pekala da; böylesi kişi veya kişileri neye ve hangi kritere göre “teşhis” ediyoruz? Toplumda herkes “psikiyatr” olmadığına göre, hangi “çıktıları” dikkate alarak “teşhiste” bulunuyoruz?  Böylesi kişilerle mesafeyi nasıl ve ne şekilde muhafaza edeceğiz? Bazı kişilik bozuklukları sıralarsak; megalomanlık, her şeyi ben bilirim, ben olmazsam hiç bir iş olmaz, bu işler yapılamaz diyenler… Hele böylesi şahsiyetler bir de yönetim kademesine gelmişlerse?.. Ayıklayın durun pirincin taşını… çöpünü(!) Şimdi diyeceksiniz ki; artık günümüzde pirinç ayıklama mı kaldı? Makine marifetiyle, tüm hububat ve baklagiller taşsız çöpsüz ambalajlanarak tüketimimize sunuluyor. İyi de, bazı “şahsiyetler” nasıl bir “ayıklanma sürecinden” geçiyor da “kişilik bozukluğuna” karşın “bir yerlere” gelebiliyorlar? Psikolog ve psikiyatrların işine karıştım; bari, sosyologların işine burnumu sokmayayım(!)

Kişilik bozukluğu teşhisi göreceli olsa gerek! Size göre; “kişilik bozukluğu” gösterdiğini düşündüğünüz şahıs da, sizin için benzerini düşünebilir.  Haklıdır da!.. Kimse kimsenin düşüncesine gem vuramayacağına göre… Bırakalım, isteyen istediğini düşünsün! Ama; “tedavi aşamasına” gelmişsek ya da getirilmişsek, ruh sağlığı hekimlerine (psikiyatrist) de danışmayı reddetmemeliyiz, değil mi? Ancak durum hiçte kolay değilmiş! Kolay olmadığını psikiyatrlar söylemektedir. Şöyle ki; çevremizde sıklıkla karşılaştığımız  “Narsistik kişilik bozukluğu” tanımlamasına bakacak olursak:  “Hasta kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşımaktadır. Başarılarını ve özelliklerini anlatır, üstünlük duygusu, empati kuramama, kendini diğer insanlardan daha üstün ve özel görme, başarı, zeka, akıl, üstünlük gibi konulara kafa yorma, kendini çok sevme, kendine göre, kendi için ve kendi yararına düşünen, kıskanç, kendi çıkarları için başkalarını kullanan, aşırı bencil ve benmerkezci, özel ve eşi benzeri bulunmaz birisi olduğunu savunan, beğenilmek için her şeyi sergileyen, üstün kişi ve kurumlarla ilişkiler kurmayı hak ettiğini savunan kişilerdir. Sevgi, saygı, empati, anlayış ve duygusallık hayatlarında pek yer kaplamaz. Bu bozukluğun yapısı kronik olup tedavisi son derece zordur. Psikiyatristin telkinlerine yatkın değillerdir. Çünkü bir başkasının doğrusunu kabul etmeyi güçsüzlük sayarlar. Tedavisi oldukça güçtür. Bu kişiler aslında yapılarından pek de mutsuz değillerdir. Ancak çevresindekiler için son derece zor bir yapıları vardır.”   Bu tanımlama psikiyatri kitaplarında verilmektedir

Bilinen bir not: Bazılarımız psikolog - psikiyatrist ayrımını karıştırmaktadır:  Psikiyatrist, Tıp Fakültesinden mezun olmuş ve üzerine “psikiyatri ihtisası” yapmış hekimdir. Psikolog, Edebiyat Fakültesinin Psikoloji Bölümü’nden mezun olur.  Psikologların ilaçla tedavi etme yetkisi bulunmamaktadır.


Bu yazı 12 Mart 2012'de Gökçeada Gazetesi'nde basılmıştı.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ