Bugün: 13.11.2018

GÖKÇEADA’NIN PAZARI…


Gökçeada’da Pazar günleri kurulan “pazardan” söz etmeye çalışacağım.  Pazar yerleri bir anlamda bulunduğu yörenin “özeti” olarak görülebilir. Yerel anlamda  “ne var, ne yok” sorusunun karşılığını kısa sürede bulmak ya da anlamak mümkündür.  

Gökçeada “organik tarım” konusunda önemli bir potansiyele sahiptir. Bilindiği gibi organik tarım özetle; “Kimyasal madde, tarım ilacı ve yapay gübre kullanılmadan yapılan tarım " olarak tanımlanmaktadır.  Bu bağlamda haşere ilaçları bulunmadan önceki dönemlerde yapılan tarımsal faaliyetlerin tamamı “organik, ekolojik ya da biyolojik” tarım faaliyetlerine girmektedir. Burada yeri gelmişken “tarım” sözcüğünün hayvansal üretimi de içine aldığını belirtelim. Nedense “tarım” denilince aklımıza sadece “bitkisel üretim” gelmektedir. Her ne kadar ilgili bakanlığımızın adı, “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı” olarak geçse de… Organik ve geleneksek tarım potansiyelinin bu denli yüksek olduğu Gökçeada’mızda; kış aylarında Cumartesi günü feribot çalışmamışsa, Pazar pazarındaki tezgâhların neredeyse yarısından çoğu boş kalmaktadır. Yani; Gökçeada’da pazara çıkartılacak kadar yerel üretim yapılmamakta; ya da yapılamamaktadır. Elbette ki bu bir “kişisel izlenimdir.” Pazarda üç-beş tane “köylü tezgâhı” dışında sergilenen ürünlerin çok büyük bir kısmının Çanakkale’nin diğer ilçelerinden  (Eceabat, Gelibolu, Ayvacık, Küçükkuyu) geldiğini görüyor olmalısınız.  İstanbul halinden bile “mal geldiğini” söylersek abartmış olmayız.  Bu arada, tezgâhlardaki ürünlerin fiyatını gösteren belediyenin mühürlü fiyat etiketlerini görmek ne mümkün? Yarıdan fazla tezgâhta fiyat etiketi bulunmamaktadır. Yoksa etiketleri,  adamızın  “haşin rüzgârı”  uçuruyor olmasın sakın(!)  Fırtınaya dönmüş rüzgârın, fiyatları da “uçurduğu” gerçeğini hatırlayarak…

Kış aylarında “biz bize” kaldığımız için araç sayısında ve pazara alıverişe gelenlerin sayısında belirgin bir düşüş olmaktadır. Geçtiğimiz yaz döneminde otopark sorununu çözmek için Pazar yerinin dibindeki ilköğretim okulunun bahçesi, ücretsiz olarak otopark amaçlı kullandırılmaya başlanmıştı. Şimdilerde ise yoğunluğun azaldığı düşüncesiyle yapılan uygulamadan vazgeçilmiş görülmektedir.  Oysa park sorunu hala devam etmektedir.

Her şeye karşın “Cittaslow Gökçeada”nın pazarında alışveriş yapmak keyiflidir. Pazar yerinin içindeki simit fırınında; dut ağacının altında alçak tahta taburelerde kahvaltı yapmak ise ayrı bir keyiftir. Sahi ben; gevreğe simit mi dedim(!)

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ