Bugün: 14.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • “GÖKÇEADALI MISIN… İMROZLU MUSUN … TÜRK MÜSÜN… YUNAN MISIN… LAZ MISIN… KÜRT MÜSÜN… ERMENİ MİSİN… SEN KİMSİN… BEN KİMİM… BİZ KİMİZ?..”

“GÖKÇEADALI MISIN… İMROZLU MUSUN … TÜRK MÜSÜN… YUNAN MISIN… LAZ MISIN… KÜRT MÜSÜN… ERMENİ MİSİN… SEN KİMSİN… BEN KİMİM… BİZ KİMİZ?..”


Yazı başlığının  çok iddialı olduğunun farkındayım.  Başlığımızı;  “Alevi misin… Sünni misin…Mezhebin ne… Cemaatten misin… Hangi cemaattensin.. Trabzonlu musun… Midyatlı mısın?” vs…vs..  şeklinde daha da çoğaltmak mümkündür.  “Kan gurubun ne… Kafatasının arkasında çıkıntı var mı?” şeklinde de detaylandırabiliriz(!)

Anlayacağınız bu konunun “dibi” yoktur!  Toplum ve İnsan Bilimleri (sosyoloji , antropoloji)  ile böylesi konular nesnel ölçütlerle incelenmektedir.  Bu bağlamda; uzmanlık alanım dışında kalan böylesi bir başlığın altını dolduracak “bilimsel donanıma”  sahip olmadığımın vurgusunu yaparak, konuyu kısaca irdelemek istiyorum.  Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan nerdeyse herkesin; ama kahve köşelerinde… ama televizyon kanallarında… bir şekilde bu başlığın “altını-üstünü” doldurdukları bilindiğine göre(!..)  Şimdiki konunun bir köşe yazısına sığmayacağı da malumlarınızdır.  

Başlığın yanıtını  tek kelimeyle;  “Gökçeada’dır..” ya da “Türkiye’dir” diye versek?!..  Konuyu kapatmış olur muyuz? Elbette ki bu kadar basit olsaydı, yaşanılan “sıkıntılar”  çoktan çözülmüş olurdu. Yaşadığı değil de doğduğu  ya da dedesinin doğduğu yerde “takılıp kalmak” olgusu anlayışla karşılanabilinir. Nasıl ki Gökçeada’da doğmuş bir Karadenizli vatandaşımız için “Ülkenin her yeri Trabzon” oluyorsa...

Gökçeada özelinde konuya bakacak olursak: nüfusun az olduğu yaşam alanlarında böylesi “etnik ayrımcılığın” biraz daha fazla “hissedildiği”  söylenebilir.  Gökçeada’da var olan nüfusa kıyasla, Ortodoks vatandaşlarımızın fazlalığı (TC sınırları içerisinde)  ve buna bağlı olarak yaşayan Rum köylerinin varlığı haricinde; ülke genelindeki benzer dokuyu (nüfus dağılımını) rahatlıkla görmek mümkündür.  Kürt, Laz, Rum, Ermeni, Ortodoks, Musevi, Sünni, Alevi…  Başlıktaki söylemlerin çok daha fazlasını Gökçeada’da görmek ya da çoğaltmak  mümkündür. Batı Trakya’daki “soydaşlarımızın” kendilerinin “Türk  ve Müslüman” olduklarını söylemelerinden rahatsızlık duymuyorsak (ki öyledir);  Gökçeada’daki “İmrozluların” da kendileriyle ilgili  “Yunan ve Ortodoks” olduklarını söylemelerinden (ki onlarda öyledir)  hiçbir şekilde rahatsızlık duymamalıyız!..  

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK, var olan sıkıntıları gördüğü ve bildiği için, Cumhuriyetimizin 10.yılında “Ne Mutlu Türküm Diyene!” kelime dizinini boşuna söylememişti.  Elbette ki bu söylem farklı şekillerde yorumlanabilmektedir.  Burada söylenilen; etnik kökenin, dinin, soyun-sopun ne olursa olsun; “Misak-ı Mill Sınırları” içerisinde  “Kendini Türk olarak addediyorsan ne mutlu sana!” demekten öteye  başka ne anlam taşımaktadır ki?  “Üst kimlik mi dersiniz… Alt kimlik mi dersiniz… İster Kürt olun, ister Yunan olun, ister Laz olun… vs. vs.  Ne olursanız  olun!”    (Bu arada, çok yakın tarihimizde “Kürt” sözcüğünü kullanmanın  ne denli “sakıncalı” olduğunun vurgusunu yapmadan da geçmeyelim!) 

 “İmroz” sözcüğünün etimolojisi (kökeni) ve  Gökçeada’daki bazı yerel isimlerle  ilgili olarak Sayın Erdoğan ÇINAR’ın  yazısı (19 Kasım 2012, Gökçeada Gazetesi, s. 7)  dikkate değerdir. Sayın Çınar, yerel ve “tarih olmuş” isimlere bilip bilmeden “anlam yüklemenin”  yanlışlığını çok güzel açıklamaktadır.  Diğer taraftan tarihe mal olmuş isimleri, herhangi bir paranoyaya kapılmadan kullanmamızda da ne sakınca olabilir ki? Sayın Cumhurbaşkanımız bile Güroymaklılar için; “Merhaba Norşinliler…” dememiş miydi?  

Şu sıralar bir “Muhteşem” televizyon dizisi üzerine kamuoyundaki  “yapay tartışmalara” şahit oluyoruz. “Padişah Analarını” ve “Yeniçeri Ocaklarını” bir kez daha inceleyin de görün! Soyumuz-sopumuz nereden ve nasıl gelmiş!

Sonuç olarak; etnik kökenimiz, rengimiz, dilimiz, dinimiz ne olursa olsun; hepimiz Homo sapiens türüyüz. Yani; “bilen insanlarız!” Gökçeadalısıyla… İmrozlusuyla… Siyahıyla… Beyazıyla… Eskimosuyla..  Elbette kendinizi “Homo ” olarak “bilmek= sapere” istemeyebilirsiniz(!)

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ