Bugün: 13.11.2018

GÖKÇEADA'DAN MERHABA...


 Gökçeada’ya ilk ziyaretimi, Dokuz Eylül Üniversitesi (İzmir), Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü’nün işletiminde bulunan araştırma gemisi K.Piri Reis ile, görev gereği Ege Denizi’nin açık sularında yapmakta olduğumuz mevsimsel örnekleme çalışmalarında olumsuz hava koşullarına yakalanmamız üzerine 1980’lerin başında yapmıştım. Kuzey Ege’de bir “sığınak” olarak gördüğümüz Gökçeada’ya o zamanlar görev gereği yerleşeceğimi hiç aklımın ucundan bile geçirmemiştim. 1982 yılında rastlantısal olarak benim katılmadığım seferde, bir trafik kazası nedeniyle iki arkadaşımızı adanın mıcırlı yollarında, askeri aracın devrilmesi nedeniyle kaybetmiştik. Bu bağlamda adayı hep “olumsuz anılar” ile anıyorduk! Enstitüde çalıştığım süre içerisinde sayısız defa Gökçeada Kuzu Limanı’na sığınmıştık.  Günümüzde İstanbul Üniversitesi, Su ürünleri Fakültesi’nin bünyesinde bulunan; 70’lerin başında Kaleköy’de kurulmuş olan “Gökçeada Süngercilik ve Balıkçılık Araştırma Rasat İstasyonu”nun varlığını ve görev almış elemanlarını mesleğimiz gereği biliyor; zaman zaman ada ile ilgili anıları kendilerinden dinleme fırsatı buluyorduk.

Gökçeada’ya yerleşeli üçüncü yılın içerisinde olduğum adada yaşamanın başka; geçerken ya da tatil amaçlı uğramanın başka bir şey olduğunu, ancak “yaşayarak” öğrenme fırsatı bulabildim(!) Ada sözcüğünün Latince’ deki  “izole”  anlamı, yaşayanların “bildikleri” bir olgudur. Yaşamak başka, uğramak başka bir şeymiş demiştim! Yaşantınızı büyük ölçüde anakara ile bağlantınızı sağlayan  “feribot tarifesi” belirlemektedir. Fırtınalı kış günlerinde anakara ile bağlantınız kesildiği zaman farklı bir duyguya kapılabilirsiniz.  Bu bağlamda adalı olmanın en önemli ön koşulu, anakaraya ulaşmanın “zayıflığını” kabul etmekten geçmektedir. 

Gökçeada, günümüzde “yaşayan” Rum Köyleri, arkeolojik-kültürel kalıtları, temiz havası ve henüz çok fazla bozulamamış doğasıyla önemli bir “çekim merkezi” olma özelliği taşımaktadır. Bunların yanında; trekking-dağcılık faaliyetleri, bisiklet parkurları, fotoğrafçılık, değişik su sporları açısından sunduğu olanaklarla da “yaşanılası” bir coğrafyaya sahiptir. 

 “Vizör”ün kelime anlamı bildiğiniz gibi; “Kamera, fotoğraf makinesi ve dürbünde bulunan, görüntüyü tam sınırlarıyla kesmeden veya taşırmadan alabilmeyi sağlayan düzenek, bakaç” şeklinde tanımlanmaktadır. “Ada Vizörü” köşemizden de, Gökçeada ve yakın çevresine bakıp; bazen öznel; genelde nesnel olarak görmeye, yorumlamaya ve anlamaya çalışacağız

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ