Bugün: 21.02.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖKÇEADA’DA SERBEST ZAMANLAR…

GÖKÇEADA’DA SERBEST ZAMANLAR…


Büyükşehirlerden Gökçeada’ya ziyaret amaçlı gelen dostlarımızdan: “Burada canınız hiç sıkılmıyor mu?” sorusunu sıklıkla duyarız. Bazılarından da az da olsa; “Buralarda insanın canı hiç sıkılmaz” denildiğini de duyarız.  Bilindiği gibi insanın canının sıkılması “içsel ve dışsal” etmenlerden kaynaklanmaktadır. “Ruhu sıkkın, bezgin” bir insanı en neşeli bir ortama götürseniz dahi, canının sıkıntısını gideremezsiniz. Çünkü, sıkıntı “beyinde oluştuğu” için gittiği yere de “sıkıntısını” beraberinde götürmektedir. Yazar İlhan Selçuk bir makalesinde: “Tatile giderken “kafayı” evde bırakıp kelleyi götürmek lazım gelir” gibi bir deyiş de (hatırladığım kadarıyla) bulunmuştu. Konunun özü bu olsa gerek!..

Yazı başlığındaki “serbest zamanların” tanımı herkese göre değişebilir. “Para kazanmak için geçen zamanın” haricinde kalan zaman dilimi diye tanımladığımızı düşünürsek; emekliliğin bütünüyle “serbest zamandan” oluştuğu söylenebilir. Ya da devletin verdiği bazı olanaklarından yararlanıp çalışmadan da “geçinenlerin” zamanları da bu dilime girebilmektedir(!) Neyse, konumuz zaten bu değil! “Gökçeada’da serbest zamanlarımızı neyle doldururuz?” sorusunun irdelemek için, adanın mevcut potansiyeline kısaca bir bakalım: Her şeyden önce yeşil bir doğa ve deniz, adanın ana öğelerini oluşturmaktadır. Gökçeada’nın neresinde oturursanız oturun, 3-5 km sonrası denize girebilecek bir yer bulursunuz. Yerleşim merkezinin içinden çıkış yaparak, onlarca değişik trekking rotasını izleyebilirsiniz. “Devlet memuru” olarak çalışıyor olsanız bile uzun yaz günlerinde hafta içinde dahi bu etkinlikleri rahatlıkla yapabilirsiniz. Doğa ve denize bağlı olarak, fotoğraf çekimi, maske-şnorkel ile yüzme, kıyıdan ya da küçük bir botla olta balıkçılığı gibi basit hobileri rahatlıkla gerçekleştirebilirsiniz. Denize biraz daha merakınız varsa; aletli dalış, sualtı fotoğrafçılığı, rüzgar ve uçurtma sörfü gibi olanaklara çok rahatlıkla ulaşırsınız. Adanın yolları bisiklet kullanımı açısından kısmi anlamda “riskli” olsa da, en uzak mesafeye (30 km) kadar keyifli iniş ve çıkışlarla adayı bir günde turlayabilirsiniz. Diğer taraftan bakanlığa bağlı Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nün açtığı çok sayıda değişik kursları takip edebilirsiniz. Gökçeada’da “bir karış toprağınız” varsa, yukarıda sayılanlara zaman bile ayıramayabilirsiniz. Özet olarak Gökçeada’da; bahçenizde domates yetiştirip, balkon ya da terasınızda çayınızı yudumlayarak adanın keyfini çıkartabilirsiniz. Dilerseniz geç vakitlere kadar adanın şaraplarıyla “kafa çekebilirisiniz”, özel bir dans okulumuz açıldığına göre, dans kursları da alabilirsiniz. Denizde yüzersiniz, dağlarda dolaşırsınız. Kaleköy civarında “aylak aylak” gezinebilirsiniz. Tabii ki, ülkemizin her yerinde olduğu gibi kahvehanelerde pişpirik oynayabilirsiniz ya da plastik taşları ıstakaya da dizebilirsiniz. Velhasıl, Gökçeada’da serbest zamanlarda, şimdi yazılanların haricinde de çok şey yapabilirsiniz. Yeter ki yapmak isteyin! “Benim vaktim olmuyor!” diyebilirsiniz. Şunu bir kez daha unutmayalım ki; mezarlıklar “ben olmazsam bu işler yürümez” diyenler ve “başka işlere vakti olmayanlarla” doludur.

İki bayramın arifesindeyiz. Kurban Bayramınız ve en büyük bayramımız olan Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ