Bugün: 26.05.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖKÇEADA: “HUZURUN BATTIĞI” ADA!..

GÖKÇEADA: “HUZURUN BATTIĞI” ADA!..


Gökçeada, coğrafik olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde “Güneşin en son battığı” yerdir.  Ancak bu coğrafik gerçeği, sosyolojik bazı gerçekler inanılmaz bir şekilde değiştirmektedir. Meğerse Gökçeada’da sadece güneş en son batmıyormuş; Adada insanlara “huzur da batıyormuş! “

1980’lerin başından itibaren görev gereği araştırma gemimiz K.Piri Reis ile “uğrak yeri” olarak “tanıdığım Gökçeada” ile, üç yıldan fazla bir süre “yaşadığım Gökçeada’nın” ne kadar farklı olduğunu bizzat “yaşayarak” öğrenmiş bulunuyorum.

Gökçeada’nın; hem Hıristiyan vatandaşlarımızın hem de Müslüman vatandaşlarımızın “içeri ve dışarı göçleri” ile (iskan alan ya da adadan “gitmek zorunda” kalanlarla) özel bir konuma sahip olduğu malumlarınızdır. Ancak şahsım gibi; kendi isteği ile adada yaşamayı tercih edenlerin durumu, diğerlerinden bütünüyle ayrılmaktadır.  Gökçeada’da “yaşayan Rum köylerinin” varlığı, büyük ve kalabalık şehir yaşamından “bıkmış insanlar” için önemli bir cazibe merkezidir. “Eski bir taş yapı” satın alıp restore ettirerek sakin ve huzurlu bir yaşam temel hedeflerden birisidir. Ancak gelin görün ki huzuru yakalamak pek de kolay olmamaktadır.  Doğal ve kentsel çevredeki rahatsızlıklar, kişileri “sosyal sorumlulukları gereği” rahatsız etmektedir. “Sözde arkadaş” çevresinde gelişen anlamsız dedikodular da (Anlamlısı olur mu demeyin!) huzur bozucu olarak karşımıza çıkmaktadır. İyi de paylaşılamayan nedir? Bunun dışında; bazı iş adamlarının “inişli-çıkışlı hallerine” ne demeli? Biraz “palazlandıktan sonra” (!) rahat ve huzurlarını bozacak “girişimlerde bulunmaları” nasıl açıklanır ki?

Daha önce bu köşede yazdığım “Gökçeada’da İnsan İlişkileri ve Bazı Yakıştırmalar” başlıklı yazımı aşağıda bulabilirsiniz.

Yoksa ; “İmroz topraklarının lanetlendiği” gibi bir olgu (!) gerçek midir?

6 Temmuz 2013

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 4863