Bugün: 26.05.2018

GÖKÇEADA YILDIZKOY


Gökçeda’nın merkez yerleşimine 4 km mesafede, pansiyonların yoğunlaştığı Kaleköy ve Yeni Bademli Köyü civarında (yürüme mesafesi) bulunan Yıdızkoy, denizden yararlanmak isteyenlerin kolaylıkla ulaşabildikleri önemli bir cazibe alanıdır. 


Ülkemizin ilk ve tek sualtı parkının sınırının başladığı yer olmasıyla da ayrı bir önem taşımaktadır. Koyu çevreleyen kum taşlarının rüzgâr ve diğer doğal etmenlerle “dantelimsi” bir görüntü almış olması da koya ayrı bir güzellik katmaktadır.  


Plajın kayalık ve taşlık olması denizden yararlanmak isteyenler için avantajlı ya da dezavantajlı olabilmektedir. Koydaki dalga-akıntı rejimi ve yağmur sularının oluşturduğu bir derenin koya akması nedeniyle, kıyıda kumlanma gerçekleşememektedir. Ancak her sezon başında, Gökçeada yerel yönetimin, muhtarlığın inisiyatifiyle kıyının illa ki “kumsallaşması” amacıyla, taşlık plajın üzerine dışarıdan traktörlerle tonlarca kum taşınmaktadır. Bir sonraki yıla, dökülen kumdan eser kalmayacağını bile bile!


Elbette ki kumun gittiği yer bellidir: kayalık ve taşlık olan Sualtı Parkı’nın tabanı! Deniz tabanında yaşayan minik omurgasız canlıların “mekan tutmaya çalıştığı” ortamın üzeri, bu şekilde “örtülmektedir.” Dün itibarıyla plaj alanına henüz kum dökülmesinin gerçekleştirilmediğini görmekteyiz. Umarız ki plaja kum dökme tasarrufundan vazgeçilmiş olsun!  Üstelik kıyı çizgisi üzerinde yapılan böylesi uygulamalar Kıyı Kanunu’na aykırı bir durum arz etmektedir.


Gökçeada’ya gelenler “kumsal deniz” arıyorsa, Kuzulimanı, Kefaloz (Aydıncık) gibi alanlara gidebilmektedirler. Pansiyon sahiplerinin isteği doğrultusunda köyün muhtarı; “Bizim denizimiz de kumsal olsun!” anlayışıyla hareket ediyorsa… Diyecek fazla bir şey kalmamaktadır. Oysa plaja dökülen "taşıma kum", dışarıdan gelen konuklar için “aldatıcı” değil midir? 


Elbette ki kumsal kıyı yapısı, küçük çocukları olan aileler için tercih sebebidir. Kumsal plaja geldik diye şemsiye açıp matını serenler; nasılsa denize girince ayaklarını rahatsız eden taşlardan “gerçeği” anlayacaklardır.


Diğer taraftan deniz sezonu haricinde, çoğunlukla içmesini bilmeyenler tarafından kullanılan Yıldızkoy kıyısı, taşlara fırlatılarak kırılan bira şişeleriyle kirletilmekte, deniz sezonunda da herkes için bir tehlike arz etmektedir. Bunları görünce “ayyaşlığımdan” (!) utandığımı belirtmeden geçemeyeceğim. Bu sözde “insanlara” iki kelimeyle “Yazıklar olsun!” demekten başka bir söz bulamıyorum.


“Gerçek” olan ya da olmayan (vergisini veren ya da vermeyen) turizmcilerimize bol kazançlı bir dönem dileğiyle…



16 Haziran 2013

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1669