Bugün: 26.05.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖKÇEADA YEREL SEÇİMLERİ: AKP ADAYI YÜCEL ATALAY’IN İCRAATLARI ÜZERİNE SÖYLEŞİ – 8

GÖKÇEADA YEREL SEÇİMLERİ: AKP ADAYI YÜCEL ATALAY’IN İCRAATLARI ÜZERİNE SÖYLEŞİ – 8


Muhabir (M): Hocam, AKP ilçelerdeki adaylarını gecikmeli olarak açıkladı. Gökçeada’da da mevcut Belediye Başkanı Sayın Yücel ATALAY ile “yola devam” kararı alındı. Ne dersin?
Ben (B): Evet, beklenen bir gelişmeydi. Aday belirleme sürecinde partinin il teşkilatında “temayül yoklamaları” yapılmıştı. Sonuçların ne olduğunu bilmiyoruz. Sonuç her neyse, merkez yönetimin kararları öne çıkmaktadır.

M: Yücel ATALAY’ın seçim propagandasındaki temel sloganı “Sevgi, Dostluk, Kardeşlik, Birlik ve Huzur” üzerine oturtulmuş bulunuyor. Farklı bir şey düşünmek mümkün mü?
B: Doğru söylüyorsun. Bu söylemlerin hangi birine “hayır” denilebilir ki! Önemli olan, uygulamada toplumun geniş kesimlerini kapsaması ve içlerinin doldurulmasıdır. Yoksa “hamasetten” öteye gitmez!

M:Yücel ATALAY’ın başkanlık süresinin önemli bir bölümünde sen de adada yaşadın. İzlenimlerin nedir?
B: Öncelikli olarak söylenilmesi gereken bir husus varsa; kapısının her an herkese açık olması olumlu bir uygulamadır. Ancak gidip kapısında saatlerce sırada beklemek de var. Bana göre, böylesi makamlarda randevulu görüşme uygulanmalıdır.

M: İcraatları için ne söylersin?
B: Adanın “Cittaslow” sürecine dâhil edilmesi önemli bir icraattır. Aslında ada, doğası ya da var oluş süreçleriyle zaten sakin bir yerleşim alanıdır. Şu ana kadar bu süreç konusunda neler yapıldığı ya da yapılmadığıyla ilgili olarak, geçmiş yazılarımda ve sosyal medyada epey tartışma yaşandı. Ama ne yazık ki kayda değer bir gelişme göremiyoruz gibi!  Var da göremiyor muyuz;  yoksa görmek mi istemiyoruz?!.. Diye sorulabilir de! “Yeryüzü marketi, toprak ana günleri” vs. gibi bazı faaliyetlerin tabela ya da afişlerini görüyoruz.  Örneğin  “Toprak Ana = Terra Madre” günü etkinliklerine geniş halk kitleleri katılabildi mi? Sokaktaki bir vatandaşa “Toprak Ana nedir?” diye sorsanız, alacağınız yanıt “O, kimin anasıdır?” (!) şeklinde bir soru olacaktır.

M: 2009 seçimleri öncesi verdiği vaatler ya da projeler hakkında ne söylersin?
B: O dönemde henüz adaya yerleşmemiştim. Açıkçası vaatlerinin ne olup olmadığını bilemiyorum. Bilenler varsa bir değerlendirme yapabilir.

M: Dört yıllık yüksekokulun gelişme süreciyle ilgili yerel yönetimin katkılarına ne dersin?
B: Görebildiğim ya da anlayabildiğim kadarıyla, çok ciddi emek ve zaman harcadılar.  Ama ne yazık ki başarı sağlanamadı. Geri planda hangi hesaplar vardı ya da yapıldı, bilemiyorum. Kim seçilirse seçilsin, dört yıllık yüksekokulun gelişiminin sağlanabileceğini sanmıyorum.  5 bin öğrenci, eğitim adası olması  “hayal” gibi!  Daha önce de söylemiştim. Yeni kurulan bir yüksekokulda deneyimli bir sekreter ve liyakat esaslı oluşturulan kadrolaşmalar önemlidir. Yeni açılan kamu kuruluşları, siyasilerin yandaşlarını yerleştirdikleri “kadro sağlama yerleri” olarak görülmesi sakat bir zihniyettir. Hadi yandaşını yerleştiriyorsun; bari hakkını verse ya!

M: Bir otelin inşaatı ve bir diğer otelin satış süreçleri başkanın epeyce başını ağrıtmışa benziyor. Ne dersin?
B:  Evet, bence başkanın en “yumuşak karnını” bu konular oluşturuyor gibi. Konu yargı sürecine taşındı. Ancak kararlarla ilgili herhangi bir gelişme de yok gibi. Şundan eminim ki; bu işten dolayı herkes pişman! Sayın Cumhurbaşkanımız, İtalya gezisi sonrası yaptığı açıklamada; Roma’daki tarihi dokunun olduğu gibi korunmasının önemine vurgu yapmıştı. İyi de; kendi “evimizdekileri” niye göremiyoruz?

M: Başka diyeceklerin?!
B: Kuzulimanı-merkez yolu üzerinde çirkin görüntü oluşturan tabelaların sökülmesi, limandaki yakıt tanklarının kaldırılması olumlu gelişmelerdir.

M: Üç sene önce yapılan bir toplantıda, merkez girişindeki beton santralinin durumunu sorduğumuzda “seneye kalkacak” demişti. Neden kaldırılmadı acaba?!
B: Sahi niye kaldırılmadı ki?! Demek ki “senesi” gelmedi (!)

M: Hocam, senin de dilinde tüy bitti. En azından Merkez-Kaleköy arasına bir bisiklet ve yürüme yolu yapılmasını herkes dile getiriyor. Üstelik bu Cittaslow’un bir kriteridir. Bu işe ne dersin?
B: Şu ana kadar sözü edilen bu yolda; bisikletli ve yayaların karıştığı ölümcül bir kaza olup olmadığını bilmiyorum. İstersen bu konuyu kaza olduktan sonra konuşalım (!) Yanlış anlaşılması, kaza olsun demiyorum. Ama mevcut durum kazalara öylesine açık ki!

M: Söyleyebileceğin son bir şey var mı?
B: Sayın ATALAY herkesle iyi geçinmeye çalışıyor ama; doğal olarak uygulamalarda kendi ve belli bir kısım çevrenin “kararları” öne çıkıyor. Elbette “iktidar olmak” böyle bir şeydir.  Bence yeniden seçilirse: “Hayır kardeşim, bu iş olmaz.” Ya da “Bu iş böyle olacak!” diye net bir şekilde tavrını koymalıdır… Koyabilmelidir.  Aksi durumda farklı kırgınlıklar ortaya çıkabilmektedir. Oy kaybetme korkusuyla iş yapılınca; yapılan işten kimseye hayır gelmediği de bilinmektedir. Kişileri kırmayalım derken toplumsal kırgınlıklara meydan verilmesi doğru bir yaklaşım mıdır?

6 Şubat 2014

cihangir.bulent@gmail.com

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3207