Bugün: 21.08.2018

GÖKÇEADA HAVALİMANI


Bildiğiniz gibi Gökçeada havalimanı inşaatı 15 yılı aşkın bir sürede tamamlanabilmiş; ilk uçuş hizmetini de 2 yıl önce vermeye başlamıştı.  Ancak bu hizmet şu anda sadece turizmin hareketli olduğu yaz aylarında ve İstanbul varışlı olarak gerçekleştirilmektedir. Havalimanı pistinin belli bir standarda getirilmesi için, bulunduğu Çınarlı Ovası’nda ciddi anlamda arazi kamulaştırması yapılmıştı. Gökçeada’nın en verimli ve sulu tarımın gerçekleştirildiği alanın böyle bir “değerlendirmeye tabii tutulması” elbette ki yetkililerimizin takdiridir ve elbet bir bildikleri vardır!

Gökçeada Havalimanı’nda yeni yapılan 2 km uzunluğundaki pistin hemen yanında,  askeri amaçlı ancak artık kullanılmayan bir pist daha bulunmaktadır. Yeni yapılan pist mevcut askeri pistten 15-20 derecelik bir açı farkıyla hemen yanına inşa edilmiş olup; güney alçalma kısmını Araşa Tepesi büyük ölçüde “perdeler” gibidir.  Araşa zirvesinden alınan fotoğraflar da bu olgu açıkça görülebilmektedir.  Oysa eski askeri pist, Araşa Tepesi engellemeyecek şekilde (açıda) konumlandırılmıştır. Muhakkak ki yeni pistin konumlandırılması mevcut hâkim rüzgâr verilerine göre gerçekleştirilmiştir. Zaten aksini düşünmek de anlamsız olacaktır.

Merkez-Kaleköy arasında sol cenahta kalan havalimanına giden yaklaşık 1.5 km’lik bölünmüş yolu biliyorsunuz.  Bu duble yol, uçuşların yapılmadığı dönemlerde bile 25 m aralıklı direklerle çift taraflı “ışıl ışıl” aydınlatılmaktadır.  Adanın en hareketli yolu olarak bilinen Merkez- Kaleköy arasındaki yol ve aydınlatma yoğunluğuyla kıyaslandığı zaman; “Neden böyle bir fark?” sorusunu sormadan edemezsiniz! Sahi hiç kullanılmayan bir yol neden bu şekilde aydınlatılır ki?! Sadece yol mu; havalimanı terminali ve apron da projektörlerle “ışıl ışıl” aydınlatılmaktadır. Hadi diyelim ki gece vakti “acil bir iniş” gerçekleşecek. Terminalde çalışan güvenlikçiler ya da diğer görevliler, bir şalteri açacak beceriden yoksun mudurlar? Elbette ki değildir! O halde neden bu israf yapılmaktadır?

Geçtiğimiz günlerde bir toplantıda Sayın Gökçeada Belediye Başkanı, uçuşlarla ilgili bazı çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. Açıklamalara göre,  özel havayolu şirketi tarafından yapılan uçuşlar belediyenin “sübvansiyonu” ile gerçekleştiriliyormuş! Uçuş başına 5 bin TL “destek ile”  geçen yıl toplamda 135 bin TL ödenmiş! Gökçeada Belediyesi’nin bu denli “varsıl olduğunu” biliyor muydunuz? Yapılan özveri çok önemlidir. Ancak bu “özverinin dağıtımı” tartışmalıdır. Sıradan çok basit bir örnek verecek olursak; Gökçeada’da altın çıkartılmasıyla ilgili süreçte, Kent Konseyi Çevre Grubu olarak davet edilen konuşmacıların konaklamalarını Gökçeada Belediyesi mütevazi bir otelde karşılıyordu.  Ancak konuk ya da konukların akşam yemeğini otelin altında bulunan “pidecide” alabilecekleri ifade ediliyordu. Düşünebiliyor musunuz;  davetli konuşmacı, İstanbul ya da bir başka büyük şehirden gelmiş, siz konuğu akşam yemeği için pideciye götüreceksiniz! Neyse!.. Konuyu havalimanından nerelere getirdim (!) Bir diğer konu da; Merkez-Kaleköy arasında yaya ve bisiklet yolu yapılamaz mı diyeceğim ama! Çok mu fazla ileri gidiyorum?!

Umarız ki Gökçeada - Anakara uçuşları aralıksız gerçekleşir ve Gökçeada’nın turizmine daha fazla katkı sağlar. Bu arada yeni feribot yapımı da oldukça heyecan verici! İyiliklerin Gökçeada’da gerçekleşmesi dileğiyle…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ