Bugün: 24.05.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖKÇEADA’DA: BALIK-RAKI… KÖFTE-AYRAN…

GÖKÇEADA’DA: BALIK-RAKI… KÖFTE-AYRAN…


Gökçeada malum olduğu üzere bir “adadır” İnanmayan “gugıl ört”e bakabilir(!) Madem ki Gökçeada bir adadır; bir adayı, adanın mutfağını balıktan “ayrı düşünmek” olası mıdır? Tabii ki sadece balık değil; aklınıza gelebilecek her türlü deniz canlısı… Ne yazık ki Gökçeada’da durum oldukça farklıdır.

Yakın geçmiş zamanda; Gökçeada’da ilköğretim öğrencilerine yönelik verdiğimiz “Denizi Tanıyalım” seminerlerinin hazırlık aşamasında, bir yetkilimiz; “Karides, kalamar, ahtapot da yenilir mi?..” benzerinde bir söylemde bulunmuştu. Elbette ki insanların “damak tadı ve yemek kültürlerine” saygı duymak gerekiyor. Hiç kimse, bir diğer kimseye; “Neden şunu-bunu yemiyorsun ya da içmiyorsun?” şeklinde telkinde bulunamaz.  Ancak, ada da yaşayıp “ada kültüründen” bu denli uzak olunması anlaşılır gibi değildir. Karadenizliler için “Denizden babam çıksa yerim!” söz dizini “deyişten öteye” gidememektedir. Şimdi sorabilirsiniz: “Adalı olmanın temel kriteri deniz ürünlerini tüketmekten mi geçiyor?” diye… Gökçeada’nın yani İmroz’un geçmişine ve günümüzün ada yerleşimlerindeki yaşam şekillerine, mutfak kültürlerine (Gastronomi) bir bakın!.. Takdir sizlerindir!

Gökçeada’ya gelmek isteyen eş ve dostlarımızın birincil isteklerinden bir tanesi “balık-rakı” olmaktadır. Kış dönemlerinde bir-iki restoranın hizmet verdiği mekânlarda “balık ihtiyaçları” şöyle veya böyle karşılanabilmektedir. Fazla tüketim olmadığı için, derin dondurucudan çıkartılarak hızlı bir şekilde çözülen ve yağda “cazur-cuzur” kızartılan balık veya diğer deniz ürünleriyle durum vaziyet bir şekilde “idare” edilmektedir(!) Turizmin en canlı olduğu temmuz-ağustos döneminde bazı restoranlarda günlük balık bulunmakla birlikte, işleniş ve hazırlanış şekillerinde bazı “sıkıntılar” yaşanabilmektedir. Tabii ki istisnalar vardır.

Gündemimizi işgal eden “ayran tartışması” Gökçeada’da nasıl yankı buldu ya da bulacak bilemiyorum ama; bilinen bir şey var ki; köfte-ekmek ile ayran çok iyi gider!..  (Bazı diyetisyenler, et ile birlikte yoğurt tüketiminin sakıncalı olabileceğini söylese de!..)

Gökçeada’nın da batı ucundan başlamış bulunan “köfte-ayran menüsü” çok yakında tüm adayı sararsa, hiç şaşırmayın!

Bu arada, (şahsımın da severek tükettiği) Gökçeada’nın kuzularından hazırlanan “harbi kasap köftesinin”  hakkını yemeyelim ama, kendisini yiyelim! İster ayranla… İster şerbetle… İster gazozla… İster birayla…

Gökçeada’da; “balık-rakı-şarap” ne ola ki?(!)

Yarın 1 Mayıs! Emeğin ve emekçinin bayramı kutlu olsun!

30 Nisan 2013

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 4212