Bugün: 13.11.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • GÖKÇEADA’DA TURİZM SEZONU…

GÖKÇEADA’DA TURİZM SEZONU…


Gökçeada 2013 turizm sezonuna hazırlanıyor…  Hepsi hepsi “iki aya sıkıştırılmış” (!) turizm sezonu… Gökçeada’nın var olan potansiyeli düşünülünce; turizm sezonunun bu denli kısa sürmesi nasıl açıklanabilir? Var olan turizm faaliyetlerinin ise yeteri kadar “adaya gelir bırakıcı” olmadığı gerçeğini de görmemezlikten gelemeyiz. Örneğin Bulgar ve Romen “turistlerin” su sporlarına (sörf) yönelik turizm faaliyetlerinde olduğu gibi…

Her şeyden önce; Gökçeada’nın Bodrum, Marmaris gibi bir “tatil beldesi” olmasını beklemekten vazgeçilmesi gerekmektedir. Gökçeada, kendisine yetebilecek çok daha fazla özgün değerlere sahiptir.

“Cittaslow Gökçeada”da var olan değerleri harekete geçirmek ve turizmin yıl boyu sürebilmesi için neler yapılabilir?

·         Butik otellerin teşvik edilmesi…

·         Ev pansiyonculuğuna düzenleme getirilmesi…

·         Çiftlik turizmine (agro-turizm) önem verilmesi…

·         Trekking (uzun mesafeli kır yürüyüşleri), kampçılık gibi faaliyetlerin öne çıkartılması…

·         Amatör balık ve kara avcılığı turlarının düzenlenmesi ya da geliştirilmesi…

Bunların dışında;

·         “İki –üç aylık sürede ne vurursam kardır” anlayışından vazgeçilmesi…

·         Esnaf ya da girişimcilerin birbirlerine karşı gereksiz “kıskançlık krizlerine” son vermesi…

·         “Aykırı görüntü veren” yapıların “çaresine bakılması…”

·         Cittaslow kriterlerinin yaşama geçirilmesi…

Gökçeada’yı “gemi gibi” düşünsek!.. Gemi batarsa, içinde kendimizin de olduğunu unutmasak!.. Dersem çok mu “ukalalık” yapmış olurum?!  Geminin neresinden, nasıl ve ne şekilde delik açacağını düşünenlerin (meczup miktarda) bir araya geldiği (!) başka bir coğrafya var mı acaba?

7 Mayıs 2013

Bir düzeltme: Şimdiki medyada yazdığım” İstenirse oluyor” başlıklı yazımda: “Geçen ay, lise eğitimi için geçici dersliklerin inşaatına başlanmıştı.  Yapılacak geçici dersliklerin daha sonra da, binası olmayan dört yıllık yüksekokula devredilmesi gibi bir “düşünce” oluşmuştu. Elbette ki bu düşünceleri “art niyetli” olarak görmemek gerekiyor ama; lise için yapılan geçici binaların dört yıllık fakülte ayarındaki bir eğitim kurumuna  “layık görülmesi” Gökçeada’ya özgü bir durum olsa gerek (!)” demiştim. Sonradan öğrendiğime göre, söz konusu geçici yapıların iki yıllık meslek yüksekokuluna kalıcı olarak bırakılması düşüncesi varmış. Düzeltirim!..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 4550