Bugün: 26.05.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • ELEŞTİRİYE TAHAMMÜLSÜZLÜK

ELEŞTİRİYE TAHAMMÜLSÜZLÜK


Duygu ve düşüncelerimizi paylaşmanın en önemli yollarından birisinin “yazmak” olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Günümüzde sosyal medya paylaşımlarında “yazarak konuşma”  olgusunda “vücut dili” ve de “ruh” olmadığı için çoğu zaman yanlış anlaşılmalar ya da anlatımlar meydana gelebilmektedir. Her ne kadar çeşitli “animasyonlarla” yüz ifadelerimizi “yansıtmaya” çalışsak da! Oysa, bazen  “yüz yüze” konuşurken bile kendimizi yanlış anlattığımız durumlara düşmüyor muyuz?

Konuyu sosyal medya özelinden değerlendirerek bazı sorular oluşturalım:

Duygu ve düşüncelerimizi sadece “uzmanlık alanımıza” göre mi sınırlayarak yazmalıyız?
Belli bir entelektüel birikime sahipsek; çevremizde olup bitenlere sessiz mi kalmalıyız?
Yine belli bir deneyime ve bilgi birikimine sahipsek; bizden daha az “bilenlere” karşı tepeden mi bakmalıyız?
Bilmiyorsak; öğrenmeye çalışmaz mıyız?
Bildiklerimizi, bilmediğini düşündüklerimize aktarmaz mıyız?
“Ben daha yaşlı ve tecrübeliyim; her şeyi ben bilirim” mi demeliyiz?

Bu ve benzeri soruları çoğaltabiliriz. Herkesin benzer duygu ve düşüncede olması mümkün olmadığına göre; tartışmalarımızda neden tahammülsüz oluyoruz?!

Yoksa, sosyal medya gerçekten bir “bela” (!) mı?

"Büyüklerimiz" bile TV’deki bir eleştirel  “alt yazıya” tahammül edemiyorken; bizlerin eksik kalması (!) hiç olur mu? Bazılarımız da nedense, eleştiriyi “hakaret” olarak algılıyor.

Egolarımızı biraz frenleyebilsek!.. Ama nerede?! Ne de olsa “gelişmekte olan*” bir ülkenin bireyleriyiz. Böyle gelmiş… Böyle de gideriz!

*İngilizce’de “az gelişmiş ülke” kavramı, “gelişmekte olan ülke” olarak tanımlanmaktadır. Ne de olsa; diplomasi!


13 Şubat 2014

cihangir.bulent@gmail.com
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1494