Bugün: 13.11.2018

EGO!..


Bilindiği gibi “ego” kelimesi Latince ve Yunanca (εγώ) da  “ben, benlik” anlamında kullanılmaktadır. Türkçemiz’ de de “bencillik yapanlar” için “egoist” sözcüğü dilimize yerleşmiş durumdadır. “Egosunu tatmin ediyor, egosu yüksek, egosu şişkin vs.” şekilde değişik betimlemelerde de kullanılmaktadır.

“Egoyu tatmin etmek” her insanın doğasında, içgüdüsünde olsa gerek!.. Yeter ki bu “tatmin” başkalarına zarar verici olmasın.

 “Ego tatmini” kimlerde ve hangi durumlarda zarar verici olabilir:

·         Hak etmediği makama getirilenler…

·         Hazmetmediği konuma (kurul, komisyon üyeliği gibi)  getirilenler…

·         “Kuraldan fazla” kuralcı geçinenler…

·         Sürekli olarak unvanını ön planda tutanlar… (Bir unvana sahip olmayıp da kendilerine bir unvan uyduranlar hariç (!))

·         Bazı toplumsal gerçekleri değil de toplumu küçümseyenler…

·         Silahın “caydırıcı unsur” olduğunu anlamamış “güvenlikçiler, emniyetçiler…”

·         “İlla ki” bir yere müdür ya da başkan olmaya çalışanlar…

·         “Burnundan kıl aldırmayanlar…”

·         Kendisiyle barışık olmayanlar…

·         Özgüvenini yitirmişler…

·         Daha önce “bir baltaya sap olamayıp”; sonradan “balta sapı olup” da “sapını” amirine teslim edenler (!..)

·         İşinin ehli olmayanlar…

·         Öğrenciyi not ile tehdit eden “öğretmen”ler… Öğrenciyi bir diğer öğretim elemanının “adamı olarak” görenler ya da kendi “adamı” yapan zavallılar (!..)

·         Dikkat çekmek için yapay gündem oluşturanlar…

·         Kendi aczini ve açığını, başkalarını suçlayarak kapatmaya çalışanlar…

·         Kendi başarısını, başkalarının başarısızlığından elde etmeye çalışanlar…

·         Olduğundan daha farklı görünmeye çalışanlar…

·         Kendisinden daha başarılı olanları kıskananlar…

·         Başkalarının yaptığı her “şeyi” ama her şeyi küçümseyenler…

·         Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlar… (Mumcu’yu anarak…)

·         Sonradan olmalar ya da görmeler…

·         Küçük olsun benim olsun diyenler…

·         Hak ederek belli makam ya da unvana gelenleri kıskananlar…

·         Geçmişini unutturmaya çalışanlar…

·         Sırtını bir güce dayayanlar…

·         Narsistik kişilik bozukluğu olanlar…

·         Soytarılar… Zavallılar… Fırsatçılar… Yalakalar… “Biat ediciler…” Her devrin adamı olanlar…

Saymakla bitmiyor ki (!)

“Mezarlıkların, vazgeçilemez insanlarla dolu olduğunu” unutmadan!..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ