Bugün: 23.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • “ADA KARGASI” ÜZERİNE…

“ADA KARGASI” ÜZERİNE…


Yakın bir geçmişte, sosyal medyada doğan “Ada Kargasının” Gökçeada semalarında alçak irtifa uçuşları yaptığına hep birlikte tanıklık etmekteyiz. Bütün samimiyetimle söylüyorum: ada kargasının varlığı ve yaptıklarıyla ilgili olarak ben de sizler gibi sadece bir izleyiciyim. Ancak izlenimlerimi  zaman zaman bu medyada paylaşmaya çalışıyorum.

Karga ile ilgili olarak 3 Şubat 2014 tarihli Gökçeada Gazetesi’nden Sayın Bülent AYLI’nın yazısına kısmen de olsa hak vermemek mümkün değildir.  Kullandığı üslubu hariç tutarak… Bu gerçek karşısında kargaya da haksızlık edilememesi gerekir diye düşünmekteyim. Karga, şimdilik “sütre gerisinden” adadaki yanlışlara ciddi anlamda değinerek “söylenmeyenleri söylemeye” çalışıyor gibi... Sayın AYLI yazısında konuyu “yiğitliğe” kadar getirmiş bulunuyor. Sözünü ettiği “Yiğitlik” söyleminde de bir yere kadar haklı olabilir.  Ancak yiğitlikte;  bazen “konjonktür” gereği 9/10 oranın da kaçmakla birlikte “hiç görünmemekte”  vardır (!)

Sakın yanlış anlaşılmasın; ben karganın savunuculuğunu falan yapıyor değilim. Basında “müstear isimli yazarlık” diye bir olgu bulunmaktadır. Yani herhangi bir şahıs, kendi ismini öne çıkarmadan “sahte isimle” yazı yazabilmektedir ve bu hususta herhangi bir yasal engel de bulunmamaktadır. Bu konuya Gökçeada’da görev yaptığım sırada bizzat “tanık” olmuştum. Bir internet gazetesinde sözde bir “hatun kişi” hakkımda atıp tutuyordu. Savcılık kanalıyla “hatunun” gerçek kimliğini ortaya çıkarttırdım ama; kişi o “kişi” değildi. Savcılığın tespit ettiği kişi, sorumluluğu “üzerine” alan “zavallı” bir çalışandı. Neyse…

Şimdi burada gelmek istediğim husus; ada kargasını “müstear isimli” bir yazar olarak görebileceğimizdir.  Yaptığının “yiğitlik” olup olmadığını sorgulayabilirsiniz.  Ancak buradaki önemli olan husus; karganın söylediklerinin doğru olup olmadığıdır. “Kamuoyu vicdanı” da önemlidir. Varsayalım ki karganın şu şahıs ya da bu şahıs olduğunu öğrendik! Ne değişecektir? İzlediğim kadarıyla karga herhangi bir hakarette, aşağılamada da bulunmuyor. Ancak; üniversite ile ilgili 17 Ocak 2014 tarihli yazdığım bir yazıya atfen, sanki benim ağzımdan söylenmiş gibi; “Yüksekokulu Çiftlik  Yaptılar” şeklinde başlık atmalarından ciddi anlamda ben de rahatsız olmuş ve bu rahatsızlığımı aynı medyada dile getirmiştim. Elbette “birileri” bir şeylerden rahatsızlık duyabilir. Rahatsızlık duyanlar (Sayın AYLI’nın yaptığı gibi) rahatsızlıklarını dile getirmelidirler. Aksi durumda doğruyu bulmak ve birbirimizi anlamak için debelenip dururuz.

Karga ile ilgili bir husus daha: Karga doğanın bir parçasıdır ve gerçeğidir. Onların da yaşama hakları kutsaldır. İnsanoğlu kendi çıkarları doğrultusunda doğayı kontrol altında tutmaya çalışmaktadır. Tarımsal ürünlerin zarar görmemesi için her türlü tedbiri (olabildiğince) almaktadır ve almalıdır da! Kargalar için her ne kadar “…keçinin, koyunun yeni doğmuş yavrularının gözünü, doğum nedeniyle halsiz kalan annenin kıçını oyar*…” denilse de; şimdiye kadar hiçbir zaman kargaların “kıç yaladığı” (!) ne görülmüştür ne de duyulmuştur.  Sadece ve sadece karnını doyurmaya ve neslini devam ettirmeye çalışır. Mustafa (Atatürk) çocukluğunda tarım ürünlerini yemesin diye kargaları sopayla kovalamış olsa bile!.. Kargalar dünyamızın, ekosistemlerin vazgeçilemezleridir.

3 Şubat 2014

cihangir.bulent@gmail.com

*3 Şubat 2014, Gökçeada Gazetesi s.4
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2899