Bugün: 20.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Tayyip Bey’e DOST`dan bir acı mektup

Tayyip Bey’e DOST`dan bir acı mektup

Eğer bundan sonra "Tayyip neylerse güzel eyler" anlayışından vazgeçersen...
SEVGİLİ Tayyip Bey... 

Bilmem bilir misin?  Halk arasında `` Böbürlenme padişahım senden büyük ALLAH var " diye bir deyiş vardır...

Kutsal Kitap’ın dilinden söyleyecek olursak, "Yeryüzünde böbürlenerek çalımlı yürüyor" idin...

Hani bir ay öncesine kadar bağırıyordun ya avazın çıktığı kadar: "Bunlar yüzde 48’i de beğenmiyorlar... Ama cevabı millet verecek... Milletim ’Siz yüzde 48’i beğenmiyor musunuz? Alın size yüzde 50’ diyecek." diye...

`` Yolsuzluğu, Yoksulluğu ve Yasakları ortadan kaldıracağız, muhalefet bundan rahatsız `` dedikçe; muhalefet de sana `` Tek parti yönetimine geçmek için toplumu baskı altına alacak YASAKLARI getiriyorsun, toplumun neredeyse genelini 10 yıla yakın bankalara borçlandırıp yalan refah içinde YOKSULLUĞU çoğaltıyorsun, her tarafı şantiyeye çevirirken verdiğin ihalelerden ve bir bir Cumhuriyetin değerlerini beş paraya kendi yandaşlarına avanta karşılığı peşkeş çekerek özelleştirmelerde YOLSUZLUK yapıyorsun `` diye bas bas bağırdığında; sen `` ONE MİNUTE `` çalımınla ve sayısız MEDYA`ndan aldığın güçle 10 yıldır abandıkça abanıyordun.

Halkı koyun ( senin vekilin değerlendirmesi ) yerine koyup, muhalefeti medya sayesinde halktan sakladın ama `` 17 ARALIK `` gününü saklayamadın be Tayyip`ciğim. Takke düştü kel göründü ne yapacağız şimdi?

Bak, hoşuna gitmeyecek şekilde de olsa millet konuşmaya başladı...

Sana "Akıllı ol" diyor... "Yeter söz milletin" diyor... "Artistlik yapma" diyor... "Böbürlenme" diyor... "Senden büyük Allah var" diyor...

17 ARALIK`ta "Efsanevi Tayyip şansı" masal oldu.

Sen artık o eski "Ballı Tayyip" değilsin...

"Su içse yarıyor" ya da "İlahi yardım alıyor" söylenceleri yere çakıldı.

İşte, her canlı gibi sen de -yavaştan da olsa- geriye doğru gitme trendini tadıyorsun...

Partinin genel merkezinin önünde alışkın bir gayretkeşlikle bir araya gelen davulcular ve zurnacılar susup kaldı. Balkondan selamlama yapacak ne takatin kaldı ne de toplanan ahali...

Meydanlarda ve elinde kala kala para karşılığı taşımalı kurşun askerlerin ve medyada fotoshopla çoğalttığın resimlerin kaldı. Fatih Altaylı söyledi Anketlerin de uydurmaymış toplumun algısını da yönetemiyecek ve kandırıp oyunu da alamayacakmışsın. Ne yapacağız şimdi?  

Üstüne üstlük rahat da durmuyorsun "tarihi balkon konuşması"nı çağrıştıran bir açıklama yaptın gecenin geç vakti...`` Ben 30 MART seçimlerini referandum kabul ediyorum. % 48 beni kesmez `` gibilerinden. Senin partinden aday olmuş halkın da sevdiği adaylarını da zora sokuyorsun. İnsanlar şimdi bir belediye uğruna ülkeyi mi heba etsin? 

Bak, mademki biz eski dostuz, o zaman sana bir kıyak yapayım Tayyip Bey...

Seçim öncesi "durumun buradan nasıl göründüğü"ne dair bir "korsan bildiri" attırayım da, "muhasebe süreci"nde benim de tuzum bulunsun...

* * *

Seçimden önce orantısız abanıyordun Tayyip Bey...

Yandaş basınınla, aşırı şımarmış taraftarlarınla, burnundan kıl aldırmaz adaylarınla, şişkin egonla, patlayan özgüveninle, antipatik sloganlarınla, çatışmacı tavrınla, amansız kibrinle...

Abandıkça abanıyordun...

Kucaklamıyor, dışlıyordun... Umut vermiyor, korkutuyordun... Uzlaşmıyor, kavga ediyordun.

Üstümüze üstümüze geliyordun...

Valilerinle geliyordun, seçmece televizyon programlarınla geliyordun, kömür çuvallarınla geliyordun, gıda torbalarınla geliyordun, buzdolaplarınla, çamaşır makinelerinle geliyordun, seçime beş gün kala açıklanan "Ergenekon İddianamesi" ile geliyordun, Milletin gözbebeği ORDU`yu tukaka ediyordun, yargıyı yapboza çeviriyordun, internetime dokunuyordun, eğitimi altüst ediyordun, Osmanlı Cumhuriyet`den iyiydi demeye getiriyordun, biz sana şeriattçı demedik ama sen Cumhuriyetin kurucularına `` İKİ AYYAŞ `` diyordun, çıkardığın yapay gerilimlerinle geliyordun, vergi cezalarınla geliyordun...


* * *

Madem açık konuşuyoruz... O zaman öğütlerimiz de açık olsun...

Sevgili Tayyip Bey...

Eğer bundan sonra "Tayyip neylerse güzel eyler" anlayışından vazgeçersen... Tahammüllü olmayı seçersen... Putin’e öykünmek yerine Şeyh Edebali öğütlerine kulak vermeyi tercih edersen... Büyük düşünmek yerine kendini başkalarının yerine koyarak düşünmeye başlarsan... Ahalinin "zart - zurt"tan hazzetmediğini idrak edersen... "2009 model tek parti yönetimi"ni inşa etmeye kalkmazsan... Senin gibi yaşamayanların güvenini kazanamazsan...Yılmaz ÖZDİL ve Ahmet HAKAN gibi dürüst gazetecilere kulak verirsen...

Bitmezsin bitmemesine ama...

"Yüzde 48"i falan rüyanda bile göremezsin... Benden söylemesi.


www.adahaber17.com / Ali Rıza ORUZBEYİ
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2324