Bugün: 25.05.2018

PARA VAR ÇARE VAR

Son on yıllık dönemde; vatandaşın borcu 49 kat artarken, geliri ne kadar arttı?
Son günlerdeki tartışmalara ve sanal gündemlere bakınca ekonominin nasıl da gözardı edildiğini açıkça görüyoruz.

Belki `` Ekonomide ne var, bundan iyisi Şam`da kayısı. `` diyenler olabilir. Özellikle Bankacı bazı arkadaşların ekonomiyle yakından ilgilenmesi ve ekonomide her şeyin güllük gülistanlık olduğunu söylemesi, iktidarın da işine geliyor olabilir. 

Ama sanmayın ki; bankacıların borcu olmaz. Bankacı bir dostumun başından geçenler ilginç geldi ve ben mail atarak durumu özetlemesini istedim. O mailin virgülüne dokunmadan kopyala yapıştır yapıyorum.

`` Merhaba DOSTUM. Genellikle karşıt görüşleri paylaşsakta bazen ayni yönde düsündüğümüzde oluyor. Bankaların ücret ve komisyon tahsilatlarının nasıl arttığını benim dışımda herkes ciğerinden hissediyormuş. Bir bankacı olarak benim de başıma gelince milletimizin nasıl acımasızca söğüşlendiğini görüp isyan ettim. Eskiden bankalara laf söyletmezdim, hayır kurumu olmadığını, herşeyin bir bedeli olduğunu, bankaların masraflarını müşterilere yansıtması gerektiğini söylerdim. Gene aynı şekilde düşünüyorum ancak bankaların vahşi bir şekilde kural kanun tanımadan yapmış olduğu inanılmaz yüksek komisyon kesintilerini görünce fikrimi değistirdim.Başima gelen olay şudur: Ana hissedarı Hollandalı bir büyük finans grubu olan Turkiye`de mukim bir banka hesabımdan haksız yere aylık 20 euro üzerinde bir masraf kesti. Üstelik her döviz cinsi için her alt hesap için ayrı ücret alıyorlar. İtiraz ettim kabul etmediler. Hollanda`daki ana bankaları yıllık tek bir paket ücreti olarak 24 euro alırken Turkiye`de 70-80 euro alıyorlar.``

Bankalar yılın üç çeyreklik dönemindeki karlarını açıkladılar. En karlı yatırım alanları bankalar!  Aziz Yıldırım’ın niçin ‘Fenerbank’ı kurmak istediği, Başbakan’ın da izin vermem dediği, bankaların karlılık oranlarıyla ilgili olsa gerek.

Biz sanal gündemlerle uğraşıp, Gezi Parkındaki ceviz ağacını,  kızlı-erkekli yurtları, evleri, “Kürdistan”ı tartışırken, ekonomiyi unuttuk. Ekonomik başarılarıyla övünen Hükümetimiz böbürlenmekte haklı mı şöyle bir bakalım.

Kasım 2013` deyiz...

Vatandaşların bankalara olan borçları, tüketici kredisi ve kredi kartları dâhil toplamda 322 milyar liraya ulaşmış durumda. Yani öylesine bol paramız var ki her gün bankalara uğramadan edemiyoruz. Niye bankaları yol geçen hanına çevirdiysek. Hatta bankaların içi çoğumuzun oturma odası gibi en az 2-3 saat oturuyoruz. Seçimlerde Başbakanımız oy istemeye gelecekse kendisini bankada çaya bekleriz. 

Şaka bir yana Kısaca bunu eski paraya çevirecek olursak 322 katrilyon lira!...toplam banka borcumuz.

Yani vatandaşın borcu bir yıllık Türkiye bütçesinden fazla!

Sizin anlayacağınız tam bir kâbus!

2002 yılına göre vatandaşın borcu 49 kat artmış! İster inan ister araştır. Yalanımız varsa sizin borcu biz ödeyelim.

Gelelim vatandaşın gelirindeki artışa;

Vatandaşın gelirinde böyle bir artış var mı?

Kısaca şunu söylemek yanlış olmaz. Bu zaman diliminde yani 11 yılda vatandaşın geliri üç- dört kat artmış!

Bunu şuradan çıkarıyorum. 2002 yılında milli gelir 230 milyar dolarken, bu gün 900 milyar dolar arasında olduğu iddia ediliyor. Başbakanımız iki gün önce Rusya`da Putin`e fısıldadı. Yani kesin bir hesaplama yok. Zaten bu konuda kesin bir hesaplama yapmak mümkün değil. Bazı rakamlar sanal olarak eklenip, çıkartılabiliyor. (Örneğin: Hizmet sektöründeki hesaplamalar gibi…)

Gelelim vatandaşın borcunu nasıl ödediğine:

2002 yılındaki icra dairelerindeki dosya sayısı 10 milyon 26 bindi.

2010 yılı dosya sayısı 20 milyon 500 bin…

2011 20 milyon 775 bin…

2012 21 milyonu aşmış durumda…

2013 yılında başarıyı geliştirmek için gayretlerimiz sürüyor.

Tabii birde ülkenin bütününün gelir durumuna bakmak lazım.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun tabiriyle son on yılda harcanan para 1.6 trilyon dolar. Kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolar! Ama bu para kimin cebinde? ( Herkes şu an cebindeki paraya bir el atsın, sadece kendi cebine ama diğeri haram. )

TÜİK’in verilerine göre; nüfusun yüzde 63’ü yoksulluk ve açlık sınırında…( Hayırdır inşaallah, TÜİK denince aklıma nedense Defne Samyeli geldi. )

43 milyon 500 bin kişi şiddetli maddi yoksulluk ve yoksunluk içinde!..

Nüfusun yüzde 85.9 haftada bir gün bile tatil yapma imkanına, diğer deyişle yan gelip yatma şansına sahip değil…

Toplumun yüzde 78’i mobilyalarını yenileyecek durumda değil! Gökçeada`nın tek mobilyacısı Mehmet Güneşhan da mobilya satışında zorlanıyor. Halk bankalara olan borcunu zor denkleştirince de mobilya taksitleri de başka bahara kalıyor. Ne çektin be yurdum esnafı?

Vatandaşların yüzde 90’lık bölümü eti ramazan ayındaki iftar çadırlarında yiyebiliyor. Allahtan Gökçeada`da başıboş hayvancılık varda durum Ada`da vahim değil.

Peki, kişi başına düşen 10 bin dolarlık milli gelir nerde?

Halk bu kadar zenginleşirken(!) halkın yüzde 78’i nasıl oluyor da mobilyalarını değiştiremiyor?

Yoksa Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi paralar “Bir yerlere veya gemiciklere”mi gitti?

Ali Rıza ORUZBEYİ
www.adahaber17.com
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1030