Get Adobe Flash player

Bugün: 31.10.2014

YEREL SEÇİM SÖYLEŞİSİ - 9 ( Gökçeada'nın hali )

YEREL SEÇİM SÖYLEŞİSİ - 9 ( Gökçeada'nın hali )
Bülent Hocanın söyleşisi devam ediyor...20.02.2014 02:14

GÖKÇEADA YEREL SEÇİMLERİ: N’OLACAK BU GÖKÇEADA’NIN HALİ? – 9


Muhabir (M): Hocam, ülkemizin hali bir yana da; n’olacak bu Gökçeada’nın hali?
Ben (B):  Gökçeada’nın halinde ne var ki?

M: Pardon da hocam; burada soruları sen mi soruyorsun; ben mi?
B: Muhabir, sen çok fazla havaya girmişe benziyorsun! Soruları hazırlayıp sana veren kim? Neyse… Madem Gökçeada’nın halini sordun. İstersen; Gökçeada’da yaşayanların "hallerine" bakarak konuya açıklama getirelim: 

Görünen o ki; Memur olarak görevli gelenlerin (askerler dahil) çok büyük bir kısmının;  “Nasıl olsa adada günlerimiz sayılı, günün birinde buralardan çekip gideceğiz” anlayışında olduklarını söyleyebiliriz. 
 
İskanla gelenlerin hallerinden memnun olmadıkları tartışılır. Memnun olmayanlar zaten çoktan anakaraya dönmüş olmalılar. 

İş-aş için münferit olarak adaya gelenler ise; günlük yaşam dertlerinin peşindeler. 

Rum vatandaşlarımızın durumu zaten ortada. 

Adayı sadece “yazlık mekan” olarak kullananlar ise, geldiklerinde;  “çatı mı akmış, boya mı dökülmüş, duvar mı küflenmiş, boru mu patlamış vs.” gibi dertlerin peşinde koşmaktan çevreleriyle ilgilenecek zaman bulamıyorlar. Zaten büyük çoğunluğu da, oylarını daimi ikametlerinde kullanıyor olmalılar. 

Geriye ne kaldı: Yatırım için gelenleri ayrı tutarsak; senin gibi bir şekilde adaya “sevdalanarak” gelip kendi iradesiyle yerleşen “entel-dantel” (!) kesimden vatandaşlar.  Görüntü kabaca bu değil mi?

M: Hocam biraz daha açabilir misin? Sanki söylediklerin “Ya sev ya terk et!” gibi bir şey oldu!
B: Aslında;“Beğenmiyorsan niye geldin kardeşim?” denildiğini duyar gibiyiz. Bana göre sorunun özünü sanki bu anlayış oluşturuyor. Yakın geçmişe kadar, doğudan ağırlıklı olarak büyük şehirlere gelen Kürt vatandaşlarımız için böylesi “sakat anlayış”  hakimdi.  Burada durum öylesine tersine dönmüş ki; yıllar önce adaya yerleşmiş Kürt vatandaşlarımızın bir kısmının, kendilerinden çok sonra gelenlere benzer “gözle” baktıklarını söyleyebiliriz.

M: Yani?!
B:Adaya sonradan yerleşen ve belli bir entelektüel yapıya sahip insanlar “adalılar” tarafından pek sevilmiyor gibi… Entelektüel insanların her düşünce ve eyleminin altında, kendi çıkarlarına ters bir durum çıkacakmış algısı oluştuğunu söylemek abartılı olmayacaktır. Elbette bazı durumlarda “aşırılıklar” yaşanabiliyor. Aslında bunlar aşılamayacak konular değil! Yeter ki belli bir diyalog sağlanabilsin.

M: Konuyu seçimlere getirecek olursak; nasıl ve ne şekilde yönetileceklerine seçmen karar verdiğine göre; “Memnuniyet anketlerinin” en doğru sonuçları seçim sandıklarından çıkmıyor mu?
B: Elbette! Ancak demokrasilerde “azınlığa düşenlerin” istek ve görüşlerinin de önemsenmesi gerekiyor. Yerel yöneticilerin seçildikten sonra herkese eşit mesafede durmaları beklenir. Ama ne yazık ki pek bu şekilde olmuyor.

M: Son olarak; seçilen bir belediye başkanına; “Sen, benim oyumla o koltukta oturuyorsun, istediğimi yapmalısın!” anlayışına ne dersin?
B: Sadece; “Ayıptır, ayıp!..” derim! Zaten adanın en büyük “sorunlarından” birisi de bu değil mi? Aslında ülke genelindeki “ayıplarımızdan” birisidir. “Gelişmekte olan ülkelerin” kaderi…


www.adahaber17.com / Bülent CİHANGİR


Etiketler: bülent cihangir -gökçeada -gökçeada seçimleri -gökçeada halleri

Diğer SİYASET haberleri

  • PAYLAŞ

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.